12 Aralık 2024 Perşembe
Baerbock, Macaristan'ın UCM'den ayrılma kararını eleştirdi
Kuzey Almanya Beşiktaşlılar Derneği'nden Birleştirici ve Geniş Katılımlı İftar Programı
BALIKLARIN TÜRKİYE SAHİLLERİ BOYKOTU!
İKİ YÜZLÜ UYANIKLAR
BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRELİM!
İSRAİL-FİLİSTİN SAVAŞINDA TÜRKİYE´NİN TAKINMASI GEREKEN TAVIR
Dünyamız, silahlanma yarışının hızlandığı, etnik ve mezhepsel çatışmaların körüklendiği, vekâlet savaşlarının yürütüldüğü, bölgemizde kanlı çatışmaların sürdüğü ve ulus devletlerin hedef alındığı zor bir dönemden geçiyor. Yeni ABD Başkanı Trump ve kadrosunun planları ülkemiz ve bölgemiz açısından son derece endişe vericidir. Ülkemizin üniter, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti yapısını güçlendirmek, Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini uygulamak bizi esenliğe götürecektir.
Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı giderek artmaktadır. Bu zor dönemde mevcut haklarımızı korumak ve yeni kazanımlar elde etmek için tüm kuruluşlarımız güçbirliği yapmalı; çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimine önem vermeli, dilimizi ve kültürümüzü yaşatmak, Türkçe derslerine katılımı artırmak için çaba göstermelidir.
Kuzey Ren Vestfalya- Seçim Hakkı Girişimi ve göçmen örgütleri olarak uzun yıllar verilen mücadele sonucu elde ettiğimiz çifte vatandaşlık hakkı 2024’ün en önemli olayıdır. Yeni yasa ile daha önceleri Alman vatandaşı olan 800 bin yurttaşımız tekrar Türk vatandaşlığına, diğer yurttaşlarımız da kendi vatandaşlığını koruyarak Alman vatandaşlığına geçme hakkı kazanmıştır. Yurttaşlarımız bu haktan yararlanmak için bir an önce harekete geçmelidir.
23 Şubat 2025’te yapılacak olan Federal Meclis seçimlerinde Alman pasaportu taşıyan yurttaşlarımız mutlaka sandığa gitmeli, demokratik partilere oy vererek ırkçı partilerin önünü kesmelidir. Irkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı yapılan tüm eylemlere destek olmak hepimizin görevidir.
Almanya’daki Türk toplumu ne yazık ki dağınık bir görüntü vermektedir. Derneklerimiz yer ve kira sorunu yaşamakta, farklı yerlerde etkinlik yürüten kuruluşlar arasında kopukluk sürmektedir. Devletimiz, ilk adımda Türklerin yoğun olarak yaşadığı en az 30 kentte Halk Eğitim Merkezleri açmalı; buralara sosyal danışman ve eğitimciler atamalıdır. Bu merkezlerde müzik, tiyatro, folklor, resim, yapay zeka, iletişim, ev ödevlerine yardım kursları, veli eğitimi verilmeli, kültür-sanat etkinlikleri düzenlenmeli, dini ve milli bayramlarımız kutlanmalıdır.
İçinde çok amaçlı odaları, büyük salonu ve kafesi olan bu merkezler özerk bir yapıya sahip olmalı, tüm derneklerin yararlandığı, Türk ve Alman toplumunun kaynaştığı yerler olmalıdır. Ancak bu şekilde insanlarımızı kaynaştırmak, bilinçli, eğitimli, haklarına sahip çıkan dinamik bir Türk toplumu yaratmak; Türk diline, kültürüne, ekonomisine ve turizmine katkı sağlamak mümkündür. Başta Berlin Büyükelçimiz Sayın Ahmet Başar Şen olmak üzere tüm başkonsoloslarımızı, derneklerimizi, yurttaşlarımızı ve işadamlarımızı göreve çağırıyoruz.
KRV- Seçim Hakkı Girişimi Başkanı eğitimci – yazar Bahattin Gemici, daha önce Alman vatandaşlığına geçtikleri için Türk vatandaşlığından çıkmak zorunda kalan 800 bine yakın yurttaşımıza seslendi: “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bir onurdur. Ülkemizle sosyal, kültürel ve ekonomik bağlarımızı güçlendirmek için bir an önce Türk vatandaşlığı için başvurumuzu yapalım.”
Alman Vatandaşlık Reformu Yasası’nın (çifte vatandaşlık) çıkması için uzun yıllar büyük mücadele verdiklerini, elde edilen başarının Türk toplumu ve göçmenler için büyük bir kazanım olduğunu belirten KRV- Seçim Hakkı Girişimi Başkanı Bahattin Gemici; “Çifte vatandaşlığın kıymetini bilmeli; hem Alman vatandaşlığı, hem de Türk vatandaşlığı için başvurumuzu yapmalıyız. Bu sayede sosyal konumumuzu güçlendirebilir ve eşit haklara kavuşabiliriz.” dedi.
Daha önceleri Alman vatandaşlığına geçtikleri için Türk vatandaşlığından çıkmak zorunda kalan 800 bine yakın yurttaşımıza seslenen Bahattin Gemici; “Atatürk ve silah arkadaşlarının, şehitlerimizin binbir güçlükle kurduğu Türkiye Cumhuriyeti bizim varlık nedenimizdir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bir onurdur. Türkiye varsa biz de varız.” dedi.
ÜLKE İLE BAĞLARIMIZ GÜÇLENECEK
Eğitimci- yazar Bahattin Gemici, “Türk vatandaşlığını yeniden alan Almanya’daki yurttaşlarımızın ülke ile bağları daha da güçlenecek, Türkiye’deki hakları güvence altında olacak ve işleri kolaylaşacaktır. Asimilasyona uğramamak ve geleceğimizi teminat altına almak için bu fırsatı kaçırmamalıyız.” ifadesini kullandı.
CDU lideri Friedrich Merz’in, iktidara geldiklerinde çifte vatandaşlık yasasını iptal edecekleri yönündeki açıklamasını eleştiren Gemici, bunun gerçeklerden uzak ve kabul edilemez olduğunu söyledi.
Bahattin Gemici,“Türkiye’de yaşanan bazı olumsuz tablolar kimsenin moralini bozmamalıdır. Her şey durum değiştirir. Ülkemiz mutlaka aydınlık günlere kavuşacaktır. Ülkemiz, Türk vatandaşlığına geçmek isteyen yurttaşlarımızı bağrına basacaktır. Bu şekilde Almanya’da yaşayan yurttaşlarımızın Türkiye ile sosyal, kültürel ve ekonomik bağları daha da güçlenecektir.” görüşüne yer verdi.
Dünyanın bir kaos ortamına sürüklendiğini, gerginliğin ve savaş tehlikesinin arttığı bir dönemden geçtiğini belirten Gemici şunları söyledi; “Avrupa’da ileride neler olacağını, hangi sıkıntılarla karşılaşacağımızı bilemeyiz. Tedbirli olmakta yarar vardır. Vatandaşlık hakkını elde etmek bu açıdan da büyük önem taşımaktadır.”
BAŞVURULAR NASIL YAPILACAK?
Seçim Hakkı Girişimi Başkanı Bahattin Gemici, konsolosluk yetkililerinin Türk vatandaşlığına geçmek isteyen yurttaşlarımıza en hızlı ve kaliteli hizmet vermek için çaba gösterdiklerini ve dijital başvuru yöntemiyle bürokrasinin en aza indirildiğini belirtti. Gemici, konsolosluklarımızın istediği vatandaşlık için yapılacak başvuruların aşamalarını şöyle sıraladı.
1-https://www.konsolosluk.gov.tr adresine girilir. 2-Bağlı olunan Başkonsolosluk seçilir. 3- Vatandaşlık sekmesi altındaki “Yeniden Türk Vatandaşlığı Kazanma Başvurusu” seçeneği işaretlenir. 4-Kimlik bilgileri girilerek doğrulama yapılır. 5-“Yeniden Vatandaşlık Kazanma Ön Başvuru Formu” (online) doldurulur. 6-Vat-5 Formu doldurulur (online) ve pasaport fotokopisi yüklenir. 7-Açılan randevu ekranında randevu oluşturulur. 8-Sistem, kişinin yanında getirmesi gereken belgeleri listeler. 9-Kişiye randevu teyit e-posta / SMS mesajı sistem tarafından iletilir. 10-Randevu tarihinde belgelerle birlikte Başkonsolosluğa gidilerek belgeler elden teslim edilir. T.C. Kimlik Kartı için parmak izi verilir. 11-Belgeler Başkonsolosluk tarafından Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilir. 12-Kişi başvuru sürecini bundan sonra e-Devlet üzerinden takip eder.13-Başvuru sonucu, Başkonsolosluk tarafından ilgililere tebliğ edilir.
ÖNEMLİ BİLGİLER
Türk vatandaşlığını çıkma izni almak suretiyle kaybedenlerin yeniden alabileceklerini belirten Bahattin Gemici, bu süreçteki bazı önemli konulara dikkat çekti:
■Mülga 403 sayılı Türk vatandaşlığı kanunun 25. maddesine göre TC vatandaşlığını kaybedenler, yeniden T.C. vatandaşlığını kazanma başvurusu yapabilir.
■Başvurular Türkiye’de Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne, yurt dışında dış temsilciliklerde yapılır.
■Türkiye’de yaşayan mavi kartlılar, yeniden T.C. vatandaşlığını kazanma başvurusunu ikâmet edilen il valiliğine bağlı Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne yapabilir.
■Türk vatandaşlığını kazananlara T.C. kimlik kartı verilecek, mavi kart geçersiz olacaktır.
■Anne ve baba ile birlikte Türk vatandaşlığını kaybeden 18 yaş altı çocukların anne ve baba ile birlikte işlem görmesi esastır.
■Yeniden Türk vatandaşlığını kazanma başvurusunda, vatandaşı olunan ülkeye ait kimlik kartı ve pasaportu bulunması gerekir.
■Yeniden T.C. vatandaşlığını kazanmak için Türkçe bilmek zorunlu değildir.
■Türk vatandaşlığınıın kaybından sonraki medeni hâlinizde meydana gelen değişiklikleri gösteren belgeler, Türkçe tercümeli ve onaylı hâlde verilmelidir.
■Yabancı eşiniz var ise sizin vatandaşlığı kazanmanızdan üç yıl sonra o da başvuru yapabilir.
■Yeniden Türk vatandaşlığını alanlar bu durumlarını Alman makamlarına bildirmelidir. Ancak erkeklerin askerlik durumlarını kontrol ettirmeleri gereklidir.
■Türk vatandaşlığı yanında diğer ülke vatandaşlığına sahip kişiler istediği kimlikle Türkiye’ye gidebilir.
■Yeniden Türk vatandaşlığını kazananlar, yurt dışında ikâmet ediyorlarsa genel seçimlerde, yurt içinde yaşıyorlarsa yerel ve genel seçimlerde oy kullanabilir.
Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın yükselişe geçmesinin bu ülkelerde yaşayan 5 milyonu aşkın yurttaşımızı derinden etkileyeceğini belirten KRV- Seçim Hakkı Girişimi Başkanı eğitimci- yazar Bahattin Gemici, “Türk toplumu birlik ve beraberlik içinde olmalı, şiddet olaylarından uzak durmalı ve demokrasiye sahip çıkmalıdır.” dedi.
Kuzey Ren Vestfalya – Seçim Hakkı Girişimi Başkanı Bahattin Gemici, “Irkçılık ve yabancı düşmanlığı sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın sorunudur. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerde yaşayan 5 milyonu aşkın yurttaşımızı sıkıntılı bir dönem beklemektedir. Hedefte başta Türkler olmak üzere tüm Müslümanlar vardır.” dedi.
Geçtiğimiz hafta Almanya’nın Mannheim kentinde Afganlı bir mültecinin 6 kişiyi bıçaklayarak yaralamasından ve bir polisi katletmesinden büyük üzüntü duyduklarını ve saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirten Gemici, bunun faturasının tüm Müslümanlara ve göçmenlere kesileceğini, Almanya’nın yabancılar politikasının sertleşeceğini belirtti.
Bahattin Gemici “Alman toplumuyla barış ve dostluk içinde yaşamak, şiddet olaylarına karşı durmak ve demokrasiye sahip çıkmak hepimizin görevidir.” ifadesini kullandı.
IRKÇILIK GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDİYOR
Neo-nazilerin sadece Almanya’da 1990 yılından itibaren 187 insanı katlettiği ve binlerce kişiyi yaraladığını belirten Gemici şu görüşlere yer verdi:
“Tehlikede olan sadece göçmenler, zayıf katmanlar değil, demokrasinin ta kendisidir. Demokrasilerde, demokrasiyi yok etmek isteyen örgütlere ve eylemlere asla yer verilemez. Faşizmin, Hitler Almanya’sında yaşananlar unutulmamalıdır. Irkçılığın önü sadece polisiye tedbirlerle alınamaz. Görünen, sadece buzdağının ucudur; derinlerde, hiç ummadığımız boyutlarda, kendini üstün ırk, başka ulusları haşarat olarak gören ve onların kültürlerine hoşgörüsü olmayan gizli ırkçılık yatmaktadır.” Gemici önerilerini şöyle sıraladı:
TÜRK GÖÇMENLERE DÜŞEN GÖREVLER
■Kahvelere ve camilere kapanarak kendimizi toplumdan soyutlamayalım. Siyasi partilere, sendikalara, sivil toplum örgütlerine üye olalım. Almanya çapında güçlü bir Türk toplumu oluşturalım.
■İçinde yaşadığımız ülkenin sosyal, kültürel ve dini değerlerine, yasalarına saygı gösterelim.
■Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimine gereken önemi verelim. Okuyan, araştıran, düşünen ve sorgulayan bir toplum olmak için çalışalım.
■İşimizle, davranışımızla, çağdaş giyimimizle, komşuluğumuzla ve kültürümüzle bu toplumda saygın yerimizi alalım. Yaşadığımız ülkenin dilini öğrenelim; yerli halkla iyi ilişkiler kuralım
■Türk toplumu olarak aramızdaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak can ve mal güvenliğimiz için örgütlenelim ve tedbirli olalım.
■Yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa karşı yapılan etkinliklere; toplantı ve yürüyüşlere katılalım, demokratik güçlerin yanında yerimizi alalım.
ALMAN YETKİLİLERE ÖNERİLER
■Yabancı düşmanlığı yapanlara ve şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı önlemler alınız.
■İşsizliği ve yoksulluğu önlemek için çalışınız. Almanya’nın olanaklarını yerli yabancı ayrımı yapmadan halka eşit olarak sununuz.
■Göçmenleri seçimlerde günah keçisi olarak göstermeyiniz. Göçmenlere karşı varolan önyargıları ortadan kaldırmaya yönelik toplumsal, kültürel ve sanatsal çalışmaları destekleyiniz.
■Göçmenlerin dillerine, dinlerine ve kültürlerine saygı gösteriniz. Anadili derslerini kısıtlamaktan vazgeçiniz. Okullarda yerli ile göçmen öğrencilerin kaynaşması için gereken önlemleri alınız. Ders kitaplarında farklı ülkelerden gelen göçmenlerin ulusal kültürlerine ve dini inançlarına yer veriniz.
■Anaokulundan başlayarak eğitimin bütün kademelerinde hoşgörüye dayanan, insan haklarına saygılı, şiddete, kine ve yabancı düşmanlığına karşı bir eğitim uygulanmasını sağlayınız.
İnsanlar hayal kurarak yeni fikirler, çözümler ve seçenekler geliştirirler. Hayal gücü yaratıcılığın temelidir. Hayal gücümüzü düşünce ve hedeflerimizi gerçekleştirmek ya da bir problemi çözmek için kullanırız.
Atatürk, ülkemizin işgali karşısında umutsuzluğa kapılmamış; yurdu düşmanlardan kurtarmak hayalini gerçekleştirmek için mücadele etmiş; Türkiye Cumhuriyetini kurmuş ve devrimler yapmıştır.
Hayal kuran bireyler ve toplumlar büyük başarılar elde etmişlerdir. Hayal kurmak sadece düşlemekle kalmaz, bizi hareket etmeye de teşvik eder. Sanatçıları, yöneticileri ve girişimcileri başarılı kılan hayal güçlerini kullanmalarıdır. Hayal kurmak mücadele etme azmini geliştirir.
Hayal kurmak boş bir işle uğraşmak değildir. Çocuklarımızın hayalleri iç dünyalarına açılan kapıdır. Hayali oyunlar oynayan çocukların gerçek hayattaki problemleri yaratıcı ve etkin bir şekilde çözdükleri bilinmektedir. Türkiye’deki çocuklarımızın yarısı, yetişkinlerimizin ise yalnızca %14’ü hayal kuruyor.
“Hayalini yitiren bir ülkenin bu çağda rekabet etmesi mümkün değildir.” diyen Prof. Dr. Selçuk Şirin “Bir Türkiye Hayali” kitabında “…İtiraz etmeden hayal kurulmaz. Var olanla yetinmeyenler, var olanı eleştirenler kurar hayali. Biat ederek, statükoyu kutsayarak hayal kurulmaz. İtiraz etmeyi göze almadan ancak taklit eder, büyük hayal kuramazsınız.” diyor. Şair Yahya Kemal, Deniz Türküsü şiirini şöyle bitiriyor: “Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar / İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.”
Hayal kurmak beynimizin dinlenmesini ve yenilenmesini sağlar. Ancak hep hayal dünyasında gezinmek, gerçeklerden uzaklaşmak ise hastalık belirtisidir. Sağlıklı bir hayal gücü sayesinde önümüze çıkan sorunları inceler; mantıklı ve akılcı çözümler buluruz.
Hepimiz yaşadığımız köyü, kasabayı, kenti, ülkemizi yaşanılır hâle getirmek, derneğimizi, sendikamızı ve belediyemizi güçlendirmek ve daha ileriye götürmek için hayaller kurmalı, önümüze hedefler koymalıyız. Başarıya giden yol hayal kurmaktan ve bu hayalleri gerçekleştirmek için mücadele etmekten geçer.
Sizin hayaliniz nedir? Bunları gerçekleştirmek için neler yapıyorsunuz?
Bahattin Gemici
2023 yılbaşı gecesi Berlin, Hamburg, Köln, Düsseldorf ve Stuttgart gibi bazı büyük kentlerde, Alman ve göçmen gençlerden oluşan grupların polise, itfaiye ve yardım ekiplerine havai fişekli, taşlı ve şişeli saldırılarını, vitrinlerin camlarını kırmaları göçmen karşıtı partileri ve kurumları harekete geçirmiş, göç ve uyum konusunu yeniden Almanya’nın gündemine taşımıştır.
Yabancıları siyaset malzemesi yapan fırsatçılar, toplumu kutuplaştırmaya yönelik açıklamalar yaparak gerilimi tırmandırmakta, iç barışı tehlikeye düşürmektedir. Aynı kesimler sınıflardaki göçmen çocuklarına sınır getirilmesini, teneffüslerde anadilde konuşmanın yasaklanmasını, suç işleyen göçmenlerin derhal sınır dışı edilmesini dile getiriyorlar. Yakında Federal Meclis gündemine gelecek olan çifte vatandaşlık yasa tasarısına da tepki gösterileceği açıktır.
Şiddet olaylarını; polise, itfaiye ve yardım ekiplerine yapılan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Ancak olayların gerisinde yatan sosyal- kültürel, ekonomik nedenleri; ayrımcılığın ve dışlanmanın vardığı noktayı da görmek zorundayız. Siyasetçiler, yaşanan acı olayları siyaset malzemesi yapmak yerine bilim insanlarıyla, yerli ve göçmen kuruluşlarıyla işbirliği yaparak sorunlara çözüm aramalıdır.
IRKÇILIK TÜM AVRUPA’NIN SORUNUDUR
Almanya’daki aşırı sağcılar, geçtiğimiz yıl göçmenlere ve farklı görüşteki insanlara yönelik 22 bin saldırı düzenlemiştir. 1990’dan bu yana aşırı sağcılar 218 kişiyi katletmiş, yüzlerce kişiyi yaralamıştır. Irkçılık ve şiddet sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın sorunudur. Kültürel uyum sorunlarının kökenini inceleyen sosyologlar “bu konudaki en büyük engelin Avrupalının doğasında var olan ırkçı yaklaşım olduğu”nu söylemektedir.
Fransa’da, Hollanda’da, Avusturya’da, İngiltere’de, İtalya’da ve diğer ülkelerde aşırı sağ giderek güçlenmektedir. Hedefte başta Türkler olmak üzere tüm Müslümanlar vardır. Almanya’da aşırı sağın güçlenmesine gerekçe olarak artan işsizlik ve ekonomik kriz gösterilmektedir. Ancak hiçbir gerekçe insan düşmanlığını haklı kılamaz.
ALMAN YETKİLİLERE ÖNERİLER
■ İşsizliği ve yoksulluğu önleyecek tedbirleri alınız. Almanya’nın olanaklarını yerli yabancı ayrımı yapmadan halka eşit olarak sununuz.
■ Çıraklık yeri ve iş arayan yabancılara kolaylık sağlayınız, onlara üçüncü sınıf insan muamelesi yapmayınız.
■ Göçmenleri seçimlerde günah keçisi olarak göstermeyiniz. Uzun emekler sonucu kurulan insani ilişkileri ve dostlukları bozmayınız.
■ İnsanların en demokratik hakkı olan seçme ve seçilme hakkını bir an önce biz göçmenlere de tanıyınız; işlevleri son derece sınırlı olan Yabancılar Meclisi ya da Uyum Meclisi adını verdiğiniz kuruluşlarla göçmenleri oyalamaktan vazgeçiniz.
■ Çifte vatandaşlığı bir an önce kabul ediniz. Alman vatandaşlığına geçmeyi kolaylaştırınız. Siyasi partilerde göçmenler için kota uygulaması getiriniz.
■ Alman halkında yabancılara karşı varolan önyargıları ortadan kaldırmaya yönelik toplumsal, kültürel ve sanatsal çalışmaları destekleyiniz. Kamuoyunu uyarıcı ve bilgilendirici malzemeler hazırlayınız.
■ Konut arayan göçmenlere ayrımcılık yapmayınız. Böylelikle göçmenler de Almanların oturduğu mahallelerde ev bulabilir, çocukları Alman çocukları ile oynayabilir ve daha kolay Almanca öğrenirler.
■ Göçmenlerin dillerine, dinlerine ve kültürlerine saygı gösteriniz. Anadili derslerini kaldırmaktan, okul bahçelerinde Türkçe konuşmayı yasaklamaktan vazgeçiniz. Çocuklarımızı asimile etmeye çalışmayınız.
■ Okullarda yerli ile göçmen öğrencilerin kaynaşması için gereken önlemleri alınız. Ders kitaplarında farklı ülkelerden gelen göçmenlerin ulusal kültürlerine ve dini inançlarına yer veriniz.
■ Anaokulundan başlayarak eğitimin bütün kademelerinde hoşgörüye dayanan, insan haklarına saygılı, şiddete, kine ve yabancı düşmanlığına karşı bir eğitim uygulanmasını sağlayınız.
■ Yabancı düşmanlığı yapanlara ve şiddet uygulayanlara karşı caydırıcı yasal önlemler alınız.
■ Irkçılığı ve yabancı düşmanlığını körükleyen NPD ve benzeri partileri, örgütleri kapatınız, onların toplumsal barışı bozmalarına izin vermeyiniz.
TÜRK GÖÇMENLERE DÜŞEN GÖREVLER
■ Çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimine gereken önemi verelim. Okuyan, araştıran ve düşünen bir toplum olmak için, yaşadığımız ülkede önemli mevkilere gelmek için çalışalım.
■ Almanlarla iyi bir diyalog kurmanın ve onlara derdimizi anlatmanın yolu, dil öğrenmekten geçer. Yaşımız kaç olursa olsun Almanca öğrenmek için gereken çabayı gösterelim.
■ İşimizle, davranışımızla, çağdaş giyimimizle, komşuluğumuzla ve kültürümüzle kendimizi bu topluma kabul ettirmek için gayret edelim.
■ İçinde yaşadığımız ülkenin sosyal, kültürel ve dini değerlerine, yasalarına saygı gösterelim. Uyum için biz de elimizden geleni yapalım.
■ Yurtdışında, kendimizi ülkemizin bir elçisi olarak görelim. Türk-Alman dostluğunu geliştirmek için çaba gösterelim. Ülkemize turist göndererek onların bizi ve kültürümüzü daha yakından tanımalarını sağlayalım.
■ Kahvelere ve camilere kapanarak kendimizi toplumdan soyutlamayalım. Siyasi partilere, sendikalara ve diğer sivil toplum örgütlerine üye olalım. Buralarda sorunlarımızı dile getirelim, haklarımızı almak için mücadele edelim. Almanya çapında güçlü bir Türk toplumu oluşturalım.
■ Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık bizi bu toplumda uzun yıllar uğraştıracak bir sorundur. Bunun için başta Türkler olmak üzere, bütünüyle aramızdaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak can ve mal güvenliği ve çocuklarımızın geleceği için bir araya gelmeli, ileride olabilecek her türlü olumsuz durumları hesaba katarak ona göre önlemimizi almalıyız.
Bu toplumda barış içinde bir arada yaşamak ve kendimizi ezdirmemek için sokak sokak, mahalle mahalle örgütlü ve tedbirli olmak gerekiyor. Yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa karşı çıkan yerli, göçmen tüm kişi ve kuruluşlar kalıcı girişimler oluşturmalı, kent, eyalet ve federal düzeyde çeşitli etkinlikler düzenleyerek aşırı sağa ve şiddet eylemlerine fırsat vermemelidir.
TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİMİZ
Almanya’da 3 milyon, Avrupa’da 5 milyonu aşkın Türkiye kökenli insanımız yaşamaktadır. Bu güç, ülkemiz için her bakımdan büyük bir potansiyeldir. Hükümet yetkilileri daha önceleri olduğu gibi bizi “Döviz yumurtlayan tavuk” olarak görmekten vazgeçmeli, sorunlarımıza kulak vermelidir. Çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkmalı, uygarlığı ile övünen Avrupa’da bizi ırkçı saldırılardan korumak için gerekli girişimleri ve çalışmaları yapmalıdır.
Siyasetçiler, üniversiteler, bilim insanları, yazarlar, gazeteciler, sanayiciler, dışalımcılar, dışsatımcılar, tüm yetkili, etkili kişi ve kurumlar; Avrupa ve dünyanın öteki ülkeleriyle olan ilişkilerinizde bizim sorunlarımızı dile getiriniz. Bizi yalnız bırakmayınız, bize destek olunuz. Yurtdışında var olan güçlü bir Türk Toplumu da sizi unutmayacaktır.