02 Nisan 2025 Çarşamba
Baerbock, Macaristan'ın UCM'den ayrılma kararını eleştirdi
Kuzey Almanya Beşiktaşlılar Derneği'nden Birleştirici ve Geniş Katılımlı İftar Programı
BALIKLARIN TÜRKİYE SAHİLLERİ BOYKOTU!
İKİ YÜZLÜ UYANIKLAR
BİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRELİM!
İSRAİL-FİLİSTİN SAVAŞINDA TÜRKİYE´NİN TAKINMASI GEREKEN TAVIR
Kitap okumak, insanın kendini keşfetme yolculuğunda en önemli rehberlerden biridir. Asırlar öncesinden gelen bir sesin, insan ruhunun derinliklerindeki sancıları ve sevinçleri kelimelere dökmesi, zamanın ötesinde bir bağ kurmanın en saf hâlidir. Bir kitaba gömüldüğünde, sayfaların arasından sana uzanan bir el hissedersin. Belki de bu el, seninle aynı duyguları yaşamış ama senin kadar şanslı olamamış birinin elidir. Onun acısını, onun mutluluğunu, onun tereddütlerini okurken kendini bulursun.
Kitaplar, insanın yalnız olmadığını gösterir. Yaşadıklarının, hissettiklerinin, sorguladıklarının daha önce de var olduğunu, birilerinin bunları anlamlandırmaya çalıştığını fark edersin. Bu, büyük bir rahatlık verir. İnsan bazen içinde fırtınalar koparken, çevresindekilerin hiçbir şey anlamadığını düşünür. Oysa kitaplarda, kendi içinde kopan fırtınaları önceden yaşamış ve dile getirmiş insanların sesi yankılanır. Senin için kelimelere dökülmemiş olanı, belki de senden yüzyıllar önce bir filozof, bir şair, bir yazar anlatmıştır.
Ama okumanın bir amacı olmalı. Okumak sadece bilgi depolamak, başkalarına hava atmak, nutuk çekmek için yapılmaz. Önemli olan, okuduklarını süzgeçten geçirebilmektir. Yalanlamak ve reddetmek için değil; inanmak ve her şeyi olduğu gibi kabul etmek için de değil. Konuşmak ve üstünlük taslamak için hiç değil! Asıl mesele, tartabilmek, kıyas yapabilmek, düşünmek ve anlamaktır.
Bir kitabı açtığında, yazılanları sorgulamalısın. Yazarın hangi dönemde, hangi koşullarda bu düşünceleri kaleme aldığını hesaba katmalısın. Çünkü hiçbir fikir, hiçbir bilgi boşlukta doğmaz. Hepsi bir bağlamın, bir yaşanmışlığın ürünüdür. Bu yüzden, kitapları sadece doğruları öğrenmek için değil, yanlışları da fark edebilmek için okumalısın. Bir düşünceyi anlamadan reddetmek, onu hiç okumamış olmak kadar tehlikelidir.
Okudukların seni bir noktaya yönlendirmeli, yeni düşünceler üretmeni sağlamalıdır. Kitaplar, aklı besleyen bir kaynak olduğu kadar, onu kör eden bir tuzağa da dönüşebilir. Eğer okudukların, seni düşünmeye ve sorgulamaya değil de sadece kabullenmeye itiyorsa, orada bir sıkıntı vardır. Özgür bir zihin, ancak karşılaştırarak, analiz ederek ve kendi sonuçlarını üreterek gelişir.
Her kitap bir kapıdır ve sen o kapıyı araladığında, yepyeni dünyalara adım atarsın. Ama bu dünyalara girdiğinde kaybolmamalısın. Onları gözlemlemeli, keşfetmeli, ama kendi yolunu da unutmamalısın. Çünkü okumak, sadece başkalarının fikirlerini almak değil, o fikirlerle kendi düşüncelerini inşa etmektir.
Bir kitabı okuduğunda, onun sana kattıklarıyla ne yapacağın da önemlidir. Okuduklarını günlük hayatta nasıl kullanıyorsun? Yeni öğrendiğin bir bilgi, bir bakış açısı, senin davranışlarını, seçimlerini nasıl etkiliyor? Kitaplardan öğrendiklerini sadece zihninde tutarsan, onlar birer bilgi yığını olarak kalır. Ama onları hayatına entegre edersen, işte o zaman okumanın gerçek anlamını kavramış olursun.
Öyleyse, kitap okumayı bir alışkanlık olarak değil, bir ihtiyaç olarak görmelisin. Okumak, düşünce dünyanı genişletmeli, seni dönüştürmeli. Yeni kitaplar keşfettikçe, yeni insanlar tanıyormuş gibi hissetmelisin. Çünkü aslında öyle! Sayfalar arasında seni bekleyen dostlar, rehberler, yoldaşlar var. Ve her biri, sana anlatacaklarıyla seni biraz daha sen yapacak.
Kitaplar sana her zaman hazır cevaplar vermez. Bazen sadece yeni sorular sormanı sağlar. Ve asıl kıymetli olan da budur. Çünkü sorular, cevaplardan daha değerlidir. Soruların peşinden gittiğinde, gerçekten düşünmeye başlamışsın demektir. Ve işte o zaman, okumanın asıl gücünü keşfetmiş olursun.