Okan Bent Önok

Okan Bent Önok

02 Nisan 2025 Çarşamba

    TÜRKİYE´DE HUKUK BİTTİ, GUGUK DÜZENİ BAŞLADI

    TÜRKİYE´DE HUKUK BİTTİ, GUGUK DÜZENİ BAŞLADI
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Türkiye’de hukuk devleti uzun süredir yara alıyordu, ancak son yıllarda tamamen işlevsiz hale geldi. Artık yasalar kişilere, konjonktüre ve siyasi iradenin çıkarlarına göre uygulanıyor. Hukukun üstünlüğü yerini üstünlerin hukukuna bırakmış durumda. Eskiden en azından bir mahkeme kapısı vardı, hak aramak mümkündü. Şimdi ise mahkemeler sadece belirli çevrelerin isteklerine göre karar veriyor. Bu duruma “guguk düzeni” demek bile hafif kalır, çünkü hukukun temel ilkeleri dahi hiçe sayılıyor. Mahkemeler, siyasi hesaplarla karar verir hale geldi, hakim ve savcılar bağımsız olmaktan çıktı. Adalet arayan vatandaş, mahkemeye değil sosyal medyaya başvuruyor, çünkü biliyor ki hukuk işlemiyor.

    Türkiye’de yargının bağımsız olması gereken bir erk olduğu gerçeği unutuldu. Eskiden yargının siyasallaşmasından şikâyet edilirken bugün yargı doğrudan bir siyasi mekanizma haline geldi. Mahkemeler, yürütmenin emrine girmiş durumda. Siyasi davalarda verilen kararlar, hukuk kurallarına değil, iktidarın menfaatlerine göre şekilleniyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararları bile uygulanmıyor. Bir mahkeme, üst mahkemenin kararını tanımadığını açıklayabiliyor. Hukukun en temel ilkelerinden biri olan “bağlayıcılık” ve “eşitlik” ilkesi fiilen askıya alınmış durumda.

    Türkiye’de artık hukuk devleti değil, bir “Baas rejimi” benzeri bir yapı var. Baas rejimleri Ortadoğu’da otoriter yönetimlerin simgesidir; yargı tamamen iktidarın emrindedir, hukuk bir baskı aracına dönüşmüştür. Türkiye de bu yolda hızla ilerliyor. İdari yargı, yürütmeyi denetlemek yerine, yürütmenin tasdik makamı haline geldi. Ceza yargısı, hukuku değil, siyaseti önceleyen kararlar veriyor. Hangi davanın nasıl sonuçlanacağı önceden tahmin edilebiliyor. Gazeteciler, akademisyenler, muhalif siyasetçiler sudan sebeplerle tutuklanıyor, iktidara yakın isimler ise en ağır suçlardan bile aklanıyor.

    Hakimler ve savcılar artık sadece unvan taşıyor, çünkü hukukçuluk meslek olmaktan çıkıp bir bürokratik görev haline geldi. Cübbelerindeki düğmeyi çıkaranlar, artık o cüppeleri giymeyi hak etmiyor. Hukukun temel ilkelerine sahip çıkmayan bir yargı sistemi, yurttaşların adalete olan inancını sarsıyor. Bu güvensizlik, toplumun her kesimine sirayet ediyor. İnsanlar, hukukun kendilerini koruyamayacağını düşündükçe, ya susmayı seçiyor ya da ülkeyi terk ediyor. Beyin göçü hızlanıyor, gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor.

    Bağımsız yargının olmadığı bir ülkede demokrasi de olmaz. Bugün yargı, hukukun üstünlüğünü savunmak yerine güç sahiplerinin emirlerini uygulayan bir araca dönüşmüş durumda. Baas rejimiyle yönetilen ülkelerde olduğu gibi, yasalar sadece muhalifleri susturmak için kullanılıyor. Türkiye’de artık adalet aramak, çölde su aramak gibi bir şey oldu. Hukuk yerini guguk düzenine bırakınca, toplumun da çürümesi kaçınılmaz hale geldi.