CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, "Çerçeve yasa, açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmeli, üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır." dedi.
Kılıçdaroğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında yürütülen "çerçeve yasa" çalışmalarına dair CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.
Kılıçdaroğlu, konuşmasında CHP kütüphanesinden 1989 tarihli bir rapora değindi. "1980'li yıllar, 'Kürt' demenin bile zor dillendirildiği darbe sonrası yıllardı. O yıllardaki CHP olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP), bir tabuyu yıkarak 'Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sorunu' adlı kapsamlı bir rapor hazırladı. Raporda, Kürt realitesinin kabul edilmesi, ana dil yasaklarının kaldırılması savunuluyordu." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, iki yıl sonra kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinin ilk ziyaretini Diyarbakır'a yaptığını anımsattı. Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eski CHP Genel Başkanı Erdal İnönü'nün kürsüye birlikte çıkarak "Kürt realitesini kabul ediyoruz" açıklamasını yaptıklarını ifade etti.
"O açıklama Cumhuriyet tarihimiz için önemli bir andı ve çok önemli bir adımdı. Buna biz öncülük etmiştik. İlk kez biz cesaretle bu sorunun çözülmesi için önemli bir adım atmıştık. Daha sonraki yıllarda da CHP çok sayıda benzer Kürt raporları hazırladı. Bu raporların tümü partimizin arşivindedir.
2020'de yapılan kurultayda da bu soruna değinildiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Başta Kürt sorunu olmak üzere, tüm toplumsal sorunlarımız demokrasi temelinde ve TBMM'nin öncülüğünde çözülecek, Türkiye'nin tam bağımsızlığı, demokrasisi ve üniter yapısı güçlendirilecektir" diye taahhüt ettiklerini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, 2026'da CHP'nin önerisine gelindiğini, sorunun çözüm adresi olarak TBMM'nin gösterildiğini ve Meclis'in bu görevi üstlendiğini ifade etti."
Kılıçdaroğlu, gerçekçi bir çözüm mimarisinin en az dört boyut içermesi gerektiğini belirtti. Bu boyutları şöyle sıraladı: "Bir, terör örgütünün doğrulanabilir biçimde silahsızlanması ve örgütsel tasfiyesi. İki, Türkiye'nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların yapılması. Üç, Irak ve Suriye'deki bağlantılı silahlı yapıların geleceğini kapsayan bölgesel güvenlik düzenlemesinin hayata geçirilmesi ve dördüncüsü dış güçlerin vekil yapılanmalar üzerinden müdahalesini sınırlayacak bir egemenlik stratejisinin oluşturulması."
Kılıçdaroğlu, bugün konuşulan meselenin sadece bir güvenlik başlığı, bir yasa hazırlığı veya bir örgütün silah bırakması olmadığını vurguladı. Terörün bitmesinin Türkiye için tarihsel bir fırsat olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Bu süreç, ancak Cumhuriyet'in kurucu ilkeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle, hukuk devletiyle, eşit yurttaşlıkla üniter yapıyla, üretken kalkınmayla ve bağımsız dış politika iradesiyle başarıya ulaşabilir. Çünkü bugün konuştuğumuz mesele, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin nasıl bir ülke olacağı meselesidir. Bu nedenle asıl soru şudur: Terör sonrasında nasıl bir Türkiye kurulacaktır? Silahların susması kendi başına kalıcı bir barışa dönüşecek midir?"
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bu meseleyi çözmeden güçlü bölgesel bir aktör olamayacağını dile getirdi. Sürecin tüm aşamalarının TBMM merkezli yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Kılıçdaroğlu, çerçeve yasanın açık hukuk ilkelerinin ürünü olması gerektiğini yineledi. Silahsızlanmanın gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca demokratik siyasetin alanının genişletilmesi, üniter yapı ve egemenlik ilkesinin korunması gerektiğini belirtti.











Kommentare
…Kommentare werden geladen…