Bursalı yazar, araştırmacı ve gazeteci Tayfun Çavuşoğlu’na ne kadar teşekkür etsek az.
Çanakkale ile ilgili olarak yazdığı kitap; çoğumuzun dilden dile dolaşan, kısa pasajlar halinde face sayfalarında okuduğu pek çok gerçeği elle tutulur, gözle görülür hale getirmiş.
Her ne kadar toplum okuma özürlü olsa da, evde yeni yetişen nesil belki okurda gerçekleri öğrenir diye Tayfun Çavuşoğlu’nun kitabını alıp masaya koymak lazım. Bizden yıllardır saklanan ve Çanakkale harbinin altında yatan gerçekleri öğrenmeyi ebeveyn olarak belki siz bilmek istemezsiniz. Ancak yarın bir gün çocuklarınızın ve hatta torunlarınızın “Bu ülke neden bu hale geldi?” diye sorguladığında önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.
TV’lerde hangi kanalı açsanız bir yemek pişirme, evlendirme programı, timsahların-fillerin aşk yapma süreci gibi abuk-sabuk konular işleniyor. Bütün dizilerde ölüm, tabanca, polis, hapishane var. Birde gece geç saatlerde “iyi ki varmışsın da, tv’ler zaman dolduruyor” dediğimiz cinsten Şaban filmleri...
Nedense günümüz yazılı- boyalı-görsel ve sesli basını iktidarın baskıcı ve yönlendirici tutumu nedeni ile üç maymunu oynuyor. Çok duyduğumuz bir söz var: İki arada bir derede kalanlar ;“Bizde Maymuna döndük, ne yapacağımızı şaşırdık” derler ya… İşinde, aşında, evinde vatandaşın durumu aynen bu. Bir torba kanlı kömür, bir paket kurtlu bulgur veya makarna ile, elli lira para peşinde koşanların ülkesi olduk.
İyi de bu nereye kadar devam edecek?
Doğruyu haykıranların haberleri siliniyor veya kısa başlıklarla geçiştiriliyor. Geniş halk kitleleri “ötekileştirilmiş” durumda. İşsizlik, hayat pahalılığı, hastane kepazeliği, sağlık skandalları, adaleti arama, ölmekte olan çocuğuna ameliyat parası bulma, GDO’lu besinlere dayanıp hayatta kalma çabası sürüyor. Kendilerini toplumdan soyutlamış bir avuç insan ise, bu gerçekleri görmezlikten gelerek ülkeyi yönetmeye ve her şeyi güllük gülistanlık göstermeye devam ediyorlar.
Sizi bilmem ama Sevgili Atatürk’ün Nutuk’ta ve Gençliğe hitabesinde yer alan kaygıları aynen gerçekleşti. Yani, “Gaflet” hali zuhur etti.
Henüz bıyıkları terlememiş, vücut ağırlıkları düşman toplarının güllelerinden az olan; “Vatanı korumak, toprağını düşman çizmesine ezdirmemek; anasının, bacısının, karısının namusuna göz dikenlere fırsat vermemek için cepheye koşmuş olanlar bugünleri görselerdi acaba ne yaparlardı?
Mermilerin havada çarpıştığı siperleri terk edip giderler miydi? Sanmıyorum. O zaman sizde mücadeleyi bırakmayın. Onlara, bir Fatiha’dan daha fazlasını borçluyuz. Atatürk ve aziz silah arkadaşlarım dediği tüm şehitlerimizi bugün daha fazla düşünmek ve anlamak zorundayız.
Her şeye markaların egemen olduğu, yediğimiz-içtiğimiz vatan suyunun kalitesini bile yabancıların tayin ettiği, yerli malının horlandığı, her şeyin özelleşip devletin insan hayatına ipotek koyduğu başka bir ülke var mı bilmiyorum. Ben gezdim ama görmedim.
Maalesef artık “Ülkeler yok, şirketler var” Çünkü para her yerde egemen…
“Sınırlar yok, markalar var…” çünkü göğüs göğüs’e bir savaş var. Ve savaşı şanlı ecdadımızın arkasına sığınmamıza rağmen biz kaybediyoruz.
O nedenle Yeni Türkiye, Yeni Cumhuriyet söylemlerine bence bir de “Yeni Çanakkale” eklemeliyiz. Çünkü bugün o gündür…
Taner Tümerdirim


Comments
0 commentsNo comments on this article yet. Be the first!