1938 de Atatürk, sadece Türkiye halkının değil ,tüm mazlum ülke halklarının gönüllerinde ölümsüzleşmişti. Çin’in, Küba’nın, Hindistan’ın, Cezayir’in, Tunus’un ve daha nice ülkenin bağımsızlıktan, çağdaşlıktan yana mücadelelerinin ışığını Mustafa Kemal’den almışlardı. O nedenle Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizm ve Siyasal İslamcıların korkulu rüyası olmuştu. Yerli işbirlikçiler, ülkede Atatürk’ün eserlerini yok etme yarışına girerken, yukarıda belirttiğimiz ülkeler minnet duydukları Atatürk’ün büstlerini dikiyorlardı. 2022 yılını geride bırakırken, gaflet ve delalet içinde bulunanların katkısıyla Laik Cumhuriyete ihanet edenlerin Cumhuriyetin tüm kurumlarına karşı açtığı savaşın sonucu olarak: 29 Ekim 1923’ten bugünlere Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin tek kurumu olarak sadece CHP kalmıştır. Laiklik- Yasama-Yürütme- Yargı yasalara, anayasaya rağmen işlevsiz bırakılmış bütün devlet kurumları tek kişinin emrine terkedilmiştir. Bu kişi; ‘’Demokrasiyi dinsizlik’’ sayan, İngiliz parasıyla kurulan ve İslam’ı özünden koparan Müslüman Biraderlerin Türkiye’deki temsilcisi,  Gürcü asıllı Recep Tayyip Erdoğan’dır.(*1) Osmanlıyı, Avrupa’dan, Ortadoğu’dan, Afrika’dan Asya’ya sürme senedi olan Sevr’i; kabul eden hanedana rağmen, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 da başlattığı Kurtuluş Savaşını 9 Eylül 1922 de Emperyalizmin gölgesindeki işgalcileri Akdeniz’e döken, kurtuluşun simgesi Halk Fırkası kimliğindeki siyasal olgusu bugünkü CHP’dir. CHP, Kurtuluş Savaşı ile Emperyalizmi savaş meydanlarında yenmekle kalmamış, ümmet-cemaat yığınlarından, özgür bireylerden oluşan yurttaşların oluşturduğu bir Ulus Devlet yaratan, dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük devrimcisi Mustafa Kemal’in siyasal örgütüdür. Emperyalizm, bu yenilgiyi unutmamış; DP, AP, ANAP, DYP ile ulaşamadığı karşı devrim hedefine 12 Mart, 12 Eylül Faşist darbeleriyle de ulaşamayınca,  Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AKP ile ulaşmayı istemesi rastlantı değildir. Sol’un, muhafazakar sağın, Sosyal Demokratların ‘’benlik’’ tutkuları yüzünden boşalttıkları boşluğu ABD’nin İBB Başkanlığı döneminden beri hazırladığı Erdoğan’la doldurmayı Deniz Baykal’ın desteğiyle başardı. O Deniz Baykal ki, deyimler sözlüğüne hizipçi olarak geçerken, önce Bülent Ecevit’i bıktırıp CHP’den, Erdal İnönü’yü bıktırıp SHP’den kopararak ele geçirdiği CHP’yi baraj altında bırakmayı başaran kişidir. Erdoğan, ‘’Bu özel değil geneeel genel!’’ Dediği Baykal’ın çapkınlık kaseti ile siyasi hayatını utanç belgesiyle noktalayarak Baykal’a olan borcunu ödemiş oldu. İngiliz parasıyla Hasan El Bennan’a kurdurulan Müslüman Biraderler ve Osmanlı’yı arkadan vurmak için yine İngilizlerce Suudi Bedevilerine kurdurulan İhvancı Suudi Bedevilerini İstanbul’da astıran Osmanlı Padişahı hayatta olsaydı aynı cezayı Erdoğan’a uygulayacağı kesinken, Erdoğan’ın hem Osmanlıcı hem de Arap Milliyetçiliğini neden savunur? (** 2) Bir insanın geçmişte ya da bugün bile kökeni ve inancı kimseyi ilgilendirmez. Kadınların ne giyeceğine kadınlar karar vermelidir. Ama türbana evet, sahnede sanat yapan kadına yasak getirenler demokrasiyi araç olarak kullanan siyasetçilerin iki yüzlülüğüne asla geçit verilmemelidir. Özellikle siyasal İslam faşizminin simgesi Türban ya da başka semboller asla kamuda  kullanılamaz. Türbanlı Yargıç, Türbanlı Subay, Türbanlı Polis tarafsız olamaz! Başbakan, Cumhurbaşkanı İngiliz, Fransız modasına göre giyineceğine neden cübbeli, sarıklı olmayı savunmuyor? Neden ikinci sınıf saydıkları kadınları da demokrasi gibi araç olarak kullanırlar? Kadınlar niçin kullanılacak meta olmayı kabul ederler? Anlamak zor. Türkiye Cumhuriyeti’nde ülkenin en tepe noktasına gelmiş bir kişi, kim olursa olsun sevsin-sevmesin Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret ederse, Atatürk’ün partisi CHP Genel Başkanına kendi makamının değerini bilmeden  ‘’cibilliyetsiz’’ diye terbiye dışı hakaret ederse; insanlar ve tarihçiler de onun kökenini, gerçek inancını ortaya koyar. Bir de görürler ki, cibilliyetsiz dediği kişinin soyu ‘’asil’’ bir soydan geldiği ortaya çıkar. Onu diyen zat ise Osmanlı döneminde olsaydı bırakın sarayda hizmetçi, o sarayın kapısından geçemezdi. Kılıçdaroğlu’nun soyunda ‘’çalan’’ aradılar ve de buldular: Oğlu gitar çalıyormuş! Kızları ve oğlu baba yardımı, kendi harçlıklarını kazanmışlar. Yani ‘’çalsın ama iş yapsın!’’ Diyenlere göre adları bile bilinmiyor, yurtdışında beş parasız okuyup bir gemi bile getiremeyecek kadar beceriksiz çıktılar! Kılıçdaroğlu, bazan Atatürk’ün partisinin genel başkanlığını yaptığını unutuyor olmalı ki, ‘’Yeni CHP’’ derken Atatürk devrimlerini içine sindiremediğini mi düşünüyor? Açıkça söylemeli! Atatürk devrimlerini mutfağından ‘’aklıma geldi’’ diye duyurmazdı. Uzmanları, bilim adamalarını, siyasetçileri hatta muhalif olanlara sabahla kadar tartışarak   sonuca varırlardı. Kılıçdaroğlu, Türbanla başörtüsü farkını bilmiyor mu?. Biri kadınların örtüsü, diğeri İslam Faşizminin sembolü! Haç, Hristiyanların sembolü, Gamalı Haç Nazilerin sembolü ve doğuş yeri Almanya’da yasaktır! Türban yasağını da CHP değil Kenan Evren koydu. Özal, Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması için verdiği kanun teklifini Kenan Evren: ‘’Türbanlılar tamam ama çarşaflılar ve mayolular da gelirse ne olacak!’’ Diye reddetti. Türkiye’de Siyasal İslamcılar Türban yasağının kaldırılması için başvurdukları Anayasa Mahkemesi (AYM) ‘’Türban yasağının kaldırılmasını oybirliği ile reddetti!’’ AİHM, ‘’Türkiye’de türbanın dinci siyasal İslam’ın sembolü olduğunu onaylayarak, yasaklamanın haklı olduğuna oybirliği ile karar vermişti.’’ Kılıçdaroğlu mutfağından fetva verir gibi Türbana yasal güvence verdiği tarihin ‘’Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarih olduğunu bilmez mi? Geçmişte onaylanmayan Laiklik konusundaki düşüncelerinin yanlışlığı bilinirken, yine dini siyasete alet ederek altılı masadaki tutucu partilere jest yapmak hem size hem de partinize zarar verir. Dini siyasete alet eden tüm partiler bir zaman kazançlı çıksa da zamanla kaybolup gittiler. Halk açlıkla boğuşurken, Türbanlı kadınların bile AKP’ye isyan durumundayken başörtüsü zamanlaması yarasa yarasa AKP’ye yarar. Gelecek Partisi bile hemen fırsat budur diye, ‘’Tekke ve Zaviyeleri yeniden getirelim!’’ Dedi. 29 Ekim 1923 Cumhuriyetinden kalan tek kurum CHP’dir! AKP, en son şahsında CHP’yi de yok etme amacını meclise getirdi! Popülizmi bir kenara koyarak CHP’yi korumak her yurtseverin görevidir! Kılıçdaroğlu'na seslenen Erdoğan, "Dürüstsen, samimiysen, adam gibi adamsan, altılı masada seni destekleyen arkadaşların da var ya; hep beraber (Anayasa değişikliği) çıkaralım" dedi. Umarız bu tuzağa düşülmez. Altılı Masanın görevi AKP’nin yerine geçmek olmamalıdır. Amaç: Laik Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla başta Laiklik ve demokrasiyi tüm kural ve kurumlarıyla yeniden işler hale getirmektir.  Ve Karşımızda Erdoğan, Bahçeli Perinçek yanında Muharrem İnce, Mustafa Destici, Ümit Özdağ gibi AKP’nin arka bahçesinde muhalefetçilik oynayanları unutmadan Zaman, birlik olmak Laik Cumhuriyete Cumhuriyetin siyasi olgusu CHP’ye sahip çıkma zamanıdır. Halk inanıyor, siz de inanın Yıldız AKALIN   (*1) RTE Gürcistan ziyaretinde: ‘’Ben Gürcü’yüm, eşim Arap asıllıdır.’’ Demişti. (** 2) Musa’nın Çocukları (Ergun Poyraz) .