
İnsan, günümüzdeki diğer yaratıklardan-özellikle hayvanlardan- ayıran en temel özelliği düşünme yeteneğidir.
Hayvanlar hisleriyle, insanlar akıl ile yaşamlarını sürdürürler.
Filozoflar insanı; öğrenen, araştıran, kazanan, sorgulayan, düşünen, şüpheci, alışan, tartışan, deneyen, eleştiren, konuşan, itiraz edebilen, mücadele eden, seven, teori koyan, tutarlı, mücadeleci, buluş yapan bir yaratıktır!’’ Diye tarif ederler.
İnsanlar bu yetilere biyolojik değişimler yanında, kendi aralarında düşünsel ve fiziksel çatışmalar sonucu ulaşabilmişlerdir.
Tutarsız, toplum dışı, kindar, biatçı, aklıyla değil hisleriyle hareket eden, okumayan, düşünemeyen, bilime ve bilgiye düşman bir insan türü vardır ki bu insanlar:
Alt İnsan Türünü oluşturur.
İnsan yaradılışıyla birlikte, sürekli olarak biyolojik ve düşünsel değişiklikler geçirmiştir.
Alt İnsan Türleri; daha önceleri eğitimsiz, kırsal bölge insanlarının topraktan koparılarak kasabalarda, giderek şehirlerde oluşan gettolarda çağdaşlığa karşı bir Alt İnsan yığınları oluşturmanın iki temel unsuru olarak din ya da ırkçılık konumundaki milliyetçilik devreye sokulmuştur.
Hâkim sınıflar, sömürüden pay verdikleri sözde din adamlarıyla insanları bilinmeyen, ölüm sonrası dünyada her zorluğa, acıya, yokluğa karşı sabrettikleri ölçüde ceza ve ödül vaadiyle yokluğa ve açlığa alıştırdılar.
Bütün diktatörler, emperyalizmin desteği, toplumun zaaflarından yararlanarak işbaşına getirilir.
Sadece ortaokul eğitimi almış HİTLER, Avrupa kapitalizminin pazar çıkmazının çözümü için Alman endüstri kartellerinin –Yahudi kökenli zenginlerin bile- desteğini alarak 2.Dünya Savaşını çıkartmıştı.
Yaklaşık 75 Milyon sivil-asker insanın ölümüyle biten savaşta Hitler intihar etmek zorunda kalmıştı.
Benito Mussoloni, İtalyan sermayesince desteklenmiş, Faşizm yenildiğinde İtalyan halkınca ayaklarından sürüklenerek öldürülmüştü.
Bu kanlı savaşa Türkiye’yi sokmayarak can kaybını önleyen İsmet İnönü, toprak ağalarının oluşturduğu DP, ABD’nin desteğiyle iktidara getirildi.(* 1)
İsmet İnönü’nün 1950 seçimlerini kazanan DP’ye: ‘’Bu seçim benim demokrasi zaferimdir!’’ Diyerek
İktidarı teslim etmesine rağmen Menderes, İsmet İnönü’yü meclise girmesini engellemiş, ülkeyi bir parti devleti konumuna getirince 27 Mayıs 1960 İhtilaliyle iktidardan uzaklaştırılmıştı. ( ** 2)
2000’li yılların başında Sovyetlerin dağılmasıyla emperyalizm, tek kutuplu dünya imparatorluğu peşindeki ABD, BOP Projesi kılıfıyla, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için sözde bir Arap Baharı başlattı.
Irak, Suriye, İran, Libya, ABD’ye karşıt olmaları nedeniyle Türkiye desteğiyle IŞİD, Ensar ve ÖSO saldırılarıyla Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi öldürülürken yüzbinlerce Müslüman birbirini katletti.
Sudan’da El Beşir, Mısır’da Musri, Suudi Arabistan, Katar, BAE ABD yanında yer aldılar.
Türkiye’de İhvancı Erdoğan, ABD’nin dış desteği, Liberal, dönek Marksistler ve İktidar Ortağı Gülen Cemaati ve tarikatlar ve sermaye desteği iktidara getirildi.
Erdoğan ABD tarafından Laik Türkiye Cumhuriyetini Ilımlı İslam Cumhuriyetine dönüştürmek için BOP Eş başkanı olarak atandı.
2004 Yılında MGK Raporu ile Gülen Cemaatinin bir terör örgütü olduğu kararı Başbakan Erdoğan tarafından bile imzalanmasına rağmen, bu rapor yok sayılarak Anayasal suç işlenmişti.
17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet skandalı iktidar tarafından kapatılmaya çalışırken dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu; ‘’Dört bakanın yüce divanda yargılanmasını istemesi ve Siyasi Ahlak Yasası’’ kanun teklifini meclise sunmasına Erdoğan:
‘’Bu yasa çıkarsa ben bu partiye ilçe başkanı bile bulamam!’’ Derken, yolsuzlukları kabul etmişti.
Hatta Çevre ve Şehircilik Bakanı: ‘’Bu belgeler doğrudur.’’ Demekle yolsuzluk ve rüşvetleri doğrulamıştı.
Giderek Erdoğan ve aile bireylerinin yolsuzluk olayları Bahçeli’nin desteği, Yargıda görevde tutulmuş FETÖ yargısıyla ve AKP-MHP meclis çoğunluğuyla ört-bas edilmekte.
Ortaya çıkan yolsuzluk savları doğru değilse neden Mecliste, bağımsız yargıda araştırılmasına izin verilmez?
Artık, AKP-MHP iktidarının gidici olduğu ortaya çıkmasıyla Erdoğan, Bahçeli, atanmış görevliler, içişleri bakanı terbiye dışı, bir devlet adamına, görevlisine asla yakışmayan düzeysiz hakaretlerle muhalefeti susturmaya çalışıyorlar.
Hele, Sudan’da El Beşir, Mısır’da Musri halk ayaklanmasıyla yıkılınca, hele Sri Lanka’da halkın saray basıp Cumhurbaşkanı Gotabaya Rajapaksan’ın kaçması Erdoğan ve çevresini epey telaşlandırdı.
İşin utanılacak yanı; yolsuzluğun, vurgunun, aile bireylerine kadar ayyuka çıkmasını din-iman örtüsüyle örtmeye çalışması asıl utanılması gereken bir suçtur.
Siyasette daha esemeleri yokken yapılmış köprüleri, buzdolaplarını, hava alanlarını ‘’biz yaptık’’ yalanlarına bir gerçekle okurları tebessüm ettirelim:
Kopenhag’da ‘’Sağlık Müzesinde’’ 40 yıl ambulans uçak olarak kullanılmış uçağı tanıtan bilgi notunda: ‘’Bu ambulans uçağı 40 yıl deniz aşırı topraklarımızdaki insanlarımızın sağlığı için çalıştı.
Hem ona hem bu uçağı yapan Kayseri Uçak Fabrikası Personeline teşekkür ederiz!’’
Bu gerçeğe rağmen bir Alt İnsan Türü: ‘’Bizden önce Türkiye’de ambülans yoktu!’’ Demedi mi?
Yıldız AKALIN
(*1) CHP, Atatürk’ün ömrü yetmediği için gerçekleştiremediği topraksız köylüyü toprak sahibi yaparak Ağalık Düzenini yıkacak TOPRAK REFORMUNU gündemine almasıyla CHP içindeki Topak Ağaları; Adnan Menderes, Emin Sazak, Kinyas Kartal ve Bucak Aşireti, Köy Enstitülerinin köylerde uyanışın başlaması ile ağalıklarının son ereceği korkusuyla ABD’nin de desteğiyle DP, Laik Cumhuriyete karşı ilk ihaneti başlatışlardır.
(** 2) 27 Mayıs’ın en büyük yanlışı, TSK içindeki dikta yanlısı bir kesimin oldu-bittiye getirerek üç siyasetçiyi idam etmesidir. İdamların gerçekleşmemesi için her yolu deneyen de İsmet İnönü olmuştur.




Comments
0 commentsNo comments on this article yet. Be the first!