
Pek çok din vardır ama ahlak tektir!
Ahlaksız insanların dinleri olsa ne olur? Olmasa ne olur? (*1)
AKP-GÜLEN döneminde başlatılan kumpas davalarından biri olan ‘’28 Şubat kararları mağdurları’’ kumpas davasında türban yasağı nedeniyle Üniversiteye gidemedikleri için, Recep Tayyip Erdoğan’ın kızları; Esra Erdoğan ve Sümeyye Erdoğan TSK’den şikâyetçi oldular. Yargılama sonunda dönemin MGK üyesi komutanları ağır cezalar aldılar.
Halbuki Esra Erdoğan 1983 doğumlu ve 14 yaşında, Sümeyye Erdoğan 1985 doğumlu ve o tarihte 13 Yaşında ve Her ikisi de Kadıköy İmam Hatip okulu öğrencisiydiler!
Bu olayı yargıya taşıyan Erdoğan’ın avukatları, bu davayı kabul eden mahkeme üyeleri hangi dine inanırsa inansınlar, bu zatların ahlakları sorgulanır…
Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da gerçekleştirilen şeriatçı-ırkçı katliamlara -hükümetin kararlı tutumuna karşın-TSK üst yönetimi, olayların üzerine gitmeyerek ülkeye sıkıyönetimi getirmek istediler.(**2)
ABD oğlanlarınca gerçekleştirilen 12 Mart Muhtırası’nın eksik bıraktığını, 12 Eylül Faşist darbesi ile tamamlamasının asıl nedeni 1961 Anayasası ile halkın bilinçlenmesinin önüne geçmek içindi.
12 Eylül’de Çetin Doğan eşine: ‘’Hay Allah kahretsin darbe oldu!’’ Diye kızgınlığını belirtmişti.
Kenan Evren, her kürsüye çıkışında Kuran’dan ayetler okuyarak Gülen’in dualarını alırken, Siyasal İslam’ın önünü açma görevini yerine getirmişti.
Türban yasağını Anayasaya eklerken, Atatürk heykelleriyle Atatürk alerjisi amaçlanmıştı.
28 Şubat 1997 deki MGK toplantısında, Laik Cumhuriyete karşı planlanan, katliamlara varan gerici hareketlere karşı alınacak önlemler TSK ve Hükümetçe belirlenerek yürürlüğe sokulmuştur.
1990’larda gerici olaylar, Laik, Kemalist aydınların suikastlarla katledilmelerine halkın tepkisinin yükselmesi, ayrılıkçı PKK terör örgütü liderinin yakalanması, TSK’nın Kemalist değerlere dönüşü
ABD ve AB’ni rahatsız etmeye başlamıştı.
TSK, en üst rütbeden tabana, Laik Cumhuriyetten yana tavır koyarak, irtica yanlısı subayların ayıklanması yasalara ve Anayasaya uygunluğu gerek AYM gerekse AİHM onaylanmıştı.
‘’Atatürk döneminde kuran okumak yasaktı. Kuran’ları duvarlardan çıkarılmış taşların arkasına gizlendiklerini babam anlatmıştı!’’ Bunu söyleyen zat, Atatürk tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanı ise bu zat hangi dine inanırsa inansın o zatta ahlak sorunu vardır.
Kurtuluş Savaşının öncüsü Atatürk için; ‘’onu seven cenazeme gelmesin!’’ ‘’ On Kasımlarda kenefe gidin!’’ Diyen haini kutsayan, onu ödüllendiren, hatta cenazesine gidenlerin hangi dine inanırlarsa inansınlar ahlak sorunları vardır.
Ömrünün en önemli yılları savaş meydanlarında geçen, Kurtuluş Savaşının Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü’ye; ‘’asker kaçağı’’ diyen biri hangi dinden olursa olsun, ahlak sorunu vardır.
Bir ülkenin içişleri bakanı, milyonların izlediği TV yayınında; ‘’Mafya liderinden her ay On bin Avro rüşvet alan milletvekili var!’’ ihbarını yaptıktan sonra, aylar geçmesine rağmen soruşturma açtırmayan yetkililer, Cumhuriyet Savcılar hangi dinden olurlarsa olsunlar, ahlak sorunu vardır.
Hatta aynı içişleri bakanı, ‘’Benden önce bakanlar kanun dışı rüşvet aldılar!’’ Demesine rağmen, ne Meclis Başkanı ne de Cumhurbaşkanı tek kelime etmedi.
Bu konuda görevlilerin dini ne olursa olsun, gereğini yapmayanların ahlak sorunu vardır.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, birinde devletin bakanları önünde linç girişimine uğradığında saldırganı serbest bırakan yargı mensupları, aslında inek hırsızlığından mahkum olan bu saldırganın elini öpenlerin partisi ve dini ne olursa olsun onların ahlak sorunları vardır.
PKK tarafından saldırıya uğrayan ve koruması şehit edilen Kemal Kılıçdaroğlu’na PKK’lı diyenin makamı, dini ne olursa olsun onların derin bir ahlak sorunları vardır.
İstanbul’da Esenyurt’ta, İYİ Parti yöneticisi iki görevliye Esenyurt MHP Esenyurt Yöneticileri yönetiminde 25 Kişiyle saldırarak feci şekilde döverek hastanelik ettiler.
Bu saldırganların dinleri ne olursa olsun, mertlik bir yana derin bir ahlak sorunları vardır.
Böylesi örnekler ne bu köşeye ne de yüzlerce sayfaya yeter!
Yaşananları anımsarsanız daha nicelerini bulacaksınız!
Düşünün lütfen!
Yıldız AKALIN
(* 1) John RUSKİN
(**2) Kahramanmaraş valisini ve dönemin içişleri bakanı İrfan Özaydınlı’nın ısrarına rağmen 2. Ordu komutanının: ‘’Paşam size saygım sonsuz ama emirleri Genel Kurmaydan alıyorum ’’Demesine, Başbakan Ecevit:’’ Bizi sıkıyönetim ilanına mecbur ediyorlar!’’ Demişti.




Comments
0 commentsNo comments on this article yet. Be the first!