Çünkü doğal olarak onların yaratıcılıkları, üretimleri, birikimleri kuşaktan kuşağa geçmiş, hatta içselleşmiş olurdu ...
Daha aydınlık bir Türkiye için onlardan yararlanmış olurduk ..." derken kendisini bugünün gençlerine bu güzel insanları anlatmaya
sorumlu hissetmiş.
Bence Zeynep Oral bu konuda noksan bırakmış. Biz emekli okumaya, yazmaya vakti olan yaşlı ama ihtiyarlamayan insanlara da güzel bir ders vermiş.
Bu güzel fikri çoğaltabiliriz. Devamlı negatif bir Türk toplumu, iyi yetişmemiş bir Türk gençliği yaratmak isteyenlere karşı daha nice otuz güzel insanları Almanya'da da anlatıp gençlere siz devam ediniz, diyebiliriz.
Bu satırları yazarken düşünüyorum, kimler geldi kimler geçti Berlin'den, yazmaya geç başladım, ömrüm yeterse Adnan Binyazar'dan başlardım. Aziz Nesin İlkokulu Müdürü Bayan Christel Kottmann,
dil bilimci Ulrike Hanisch, Aziz Nesin Avrupa Okulu'nun açılmasında büyük çaba gösteren Lothar Holzhey, Tiyatrom'un Müdürü Yekta Arman, Türklerin ablası Prof. Barbara John, Meslek Okulu Müdürü Nihat Sorgeç, İşveren Kemal Şahin ve Vural Öger, rejisör Fatih Akın, ressam aile Hanife ve Serpil Yeter, Türkçe-Almanca eğitimde büyük çabalarıyla katkıda bulunan Leylâ ve nice öğretmenler, Prof.Dr.Faruk Şen, Cem Özdemir, Özcan Mutlu, aileleri ve öğretmenleri aydınlatan Safter Çınar, Dr. Ertekin Özcan, Kazım Aydın ....
Berlin Türk Musikisi Konservatuarı Müdürü Nuri Karademirli ve eşi Halime, Aziz Nesin Vakfını destekleyen yılların dernek başkanı Prof.Dr. Klaus Liebe-Harkort.
En iyisi saymayı bırakayım, kimseyi unutmak, incitmek istemiyorum.
Sadece Zeynep Oral'ın ne kadar zor bir iş yaptığını anlatmak, bu örneği çoğaltmak istiyorum.
Bu güzel insanlar yüreklerini bir yazara açarlarsa, Gülteken Emre gibi bir yazarımız yazabilir.
Berlin'den açılan bu ha-ber penceresinden dünyaya verelim, daha nice otuz güzel insanlarımız olduğu haberini ...
iltergozkaya-5.jpgOkurken ben zenginleştim, Zeynep Oral ise sınırları aştı. Sevgili Zeynep Oral Didim'i barış güneşi ile aydınlattı.
Ve benim 2 Eylül 2008'den beri bu kitap elimden düşmüyor. Didim'de bilhassa okur yazar hanımlar bu Ramazan ayında öyle ayarlayalım ki Zeynep Oral'ın katılacağı panele mutlaka gidelim, diyorlardı.
Kuşadası'ndan, diğer komşu ilçelerden Cumhuriyet Gazetesi okurları gelmişti, çoğunluğu kadınlardan oluşuyordu, salon tıklım tıklım doluydu. O bize barışı anlatıyordu, bir yandan da barış anlatılmaz yaşanır, diyordu.
Bu kitabı okurken sanat müzik, tiyatro üzerine yazılarını neden daha çok severek okuduğumu daha iyi kavradım.
Zeynep Oral'ın ilk yaptığı iş sahnedeki ışıkları kapattırarak, katılımcılarla bakışlarıyla kırk yıllık dost ve akraba gibi ilişki kurmak oldu, yazılarıyla biz onu çok yakından tanıyorduk.
Cumhuriyet Gazetesi yazarları adeta her biri bir Atlas gibi geliyor bana. Hepsi birçok sorunları, sorumlulukları omuzlarında taşıyorlar. Buna rağmen Zeynep Oral gülümsüyordu, gülüyordu. Çünkü o daha güneşli günler göreceğimize umutlu idi.
En iyisi bu kitaptan Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Zeynep Oral için
27 Eylül 2001'de yazdığı şu şiirle bu yazımı bitireyim:
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…