Bazı Berlin'li okurlarım geçen yaz seyahat edememişlerdi. Bu nedenle yazdığım yazılarda sanki tatil yapmış gibi bir duyguya kapıldıklarını söylemişlerdi.
Yaz her zaman neşe getirmiyor. Orman yangınları çok üzücü. Bazı insanlarda sanki kurallara uymama adeta bir spor. Didim'de tüm sahillerde mangal yakılmaz yazılı levhalar olduğu halde mangal yakmaya devam ediyorlar. ARTE-Televizyon kanalında izgaralı piknik türk kültürüne konu alan yayını kaçırdım. Bu yayında bunun çok eskiye Ortaasya'dan gelen göçmen kültürüne dayandığı açıklanmış.
Ama ben hüzünden değil, tam aksine büyük şehirlerin hızlı temposundan uzaklaşmak ve doğa ile kucaklaşmaktan bahsetmek istiyorum. Çalışmaktan boğulan, aynı hayatı yaşayıp robotlaşmaktan bizi kurtaran yaz rüyaları.
Etrafında rengarenk çiçeklerle dolu bahçeleri görünce insanın yüzüne bir gülümseme geliyor. Her sabah komşularımla eşsiz denizde yüzerken cenneti öbür dünyada bulmayı beklemeden bulursak yaşamalıyız, derken çok mutlu oluyoruz. Aynı anda çeşitli mavileri görüyoruz, bir de günün her saatinde daha değişik mavileri seyretmekten doyamıyoruz.