Her sene yeni yıla yaklaşırken gelecek sene yaşadıklarımı, hatıralarımı daha düzenli yazacağım, diye düşünürüz. Yılın ilk günlerinde biraz yazar, sonra defteri kapatır, günlük yaşamın akışına kendimizi bırakırız. Böylece yazma niyeti bir sene sonraya kalır.
Her insanın bir hikâyesi vardır. Yaşadıklarımız kimliğimizle birleşerek bir bütün oluşturur. Okuduğumuz biyografilerde oluşum subjektif olabilir. Zira beynimizin kaydettiği olayları ruhumuz süzgeçten geçirir. Bize acı veren dramlara bir sünger çeker. Vucüd kendini yaşadığı dram, hüzün ve ızdıraptan koruyarak, zihinde tekrar ederse acıyı tekrarlamaktan meneder.
Kısacası insan vücudu muhteşem işleyen doğal bir makinedir. Bir çok icadlar bu makinenin incelenmesiyle, örnek alınarak yapılmıştır.
Yaşadıklarımızı, gördüklerimizi, duyup düşündüklerimizi ve okuduklarımızdan önemli bulduklarımızı not etmeye günlük yazmak diyoruz. Bazan yazıldıkları zaman bir anlam ifade etmeyebilir. Tanınmış insanların yazdığı günlükler edebiyatımıza çok kıymetli eserler kazandırmıştır.