Türkiye gündemi uzun bir süre halkoylaması ile meşgul edildi. Mutlu bayram yine trafik kazalarıyla gölgelendi. Ana ve birinci sınıflar bir hafta okula uyum haftası olarak erken başladılar. Okulların başlaması ile sahiller boşaldı, yazlıklar gelecek yaz açılmak üzere kapandı.
Uzun süre tatil yapabilen emekli Türkler ve yerleşik İngilizler Eylül ayında denizin tadını çıkarıyorlar. Rengârenk sonbahar manzarasıyla, her saat ayrı güzelliği olan deniz kenarında kuş cıvıltıları eşliğinde okumanın zevki başka oluyor.İşte cennet herhalde böyledir diyebileceğim ortamda okuduğum roman Akdeniz. Romanyalı yazar Panait İstrati'ni varlık yayınlarında çıkan bu roman, anlatı Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye kazandırılmış.
Romanda geçen hikâye 1906 - 1912 yılları arasında yaşanan bir macerayı anlatıyor.
En eski uygarlıkları koynunda beslemiş olan cömert Akdeniz'in güneşli ve büyüleyici kıyılarında başıboş bir yaşamın şiiriyle dolu bir yapıt. Romanya, Bükreş'ten başlayan seyahat İstanbul'a uğradıktan sonra İskenderiye, Kahire, Beyrut ve Şam'da geçen yolculuk. Türlü serüvenlerin uğultusu içinde insanlık sevgisiyle eşsiz sayfalar. Rastlantının karşısına çıkardığı derin dostluklar. Roman kahramanı Adrien, Akdeniz'deki masal âlemini kendi ağzından anlatırken iç dünyasını okura açıyor.