Müslümanların şu günlerde kutladığı Kurban Bayramı vesile sayılarak, tekrar gündeme getirilmesi gereken konu anadilde veya konuşulan dilde ibadet olmalıdır.
Konunun dinî vecibelerini geçmişte defalarca din bilim insanları açıkladılar. Yani Kuran'da çeviri dilde ibadeti yasak eden kural, buyruk veya ilke yoktur. Türkiye'de Türkçe açılımı dile getiren, köşe yazıları yazan yazarların çabaları diğer politik çatışmalar tarafından hemen üstü örtülüyor.
Yıllarca almanca öğreten bir öğretmen olarak konuyu ele almak istiyorum. İyi almanca öğrenen öğrencilerimin aileleri dilin önemini anlıyorlardı. Çocuklarına bir halkın öteki halktan, bir dilin öteki dilden üstün olmadığını kabul eden ailelerdi.
Yaşadığımız ülkede başarılı olmak, o ülkenin dilini iyi öğrenmenin bilincinden geçiyor. Çocuklarının alman arkadaşlar edinmesinde yardımcı oluyorlar, hiç değilse yasak koymuyorlardı. Her iki kültürün iyi taraflarını benimseyen çocuklar başardı. Çünkü ailede çelişki yoktu. Belleyerek, ezberleyerek dua eden bir insan candan olamaz ikilem içindedir. Anlamadığı bir dilde, yani Arapça dua ederken, Türkçe düşünür. Bu durumda duygusallığa yer kalmaz, canı gönülden bağlanarak, inanarak dua edemez. Öğrencilerim Almancayı içselleştirene kadar almanca sorunca bana Türkçe cevap veriyorlardı. Yaşayarak denediğim insan beyninde oluşan çelişkileri, bizden önce anlayanların düşüncelerini tekrar tekrar gündeme getirmeliyiz.