Mölln faciasının kurbanları anıldı

Almanya'nın Mölln kentinde 23 Kasım 1992 yılında Arslan ailesinin oturduğu evin aşırı sağcılar tarafından kundaklanması sonucunda yaşamını yitiren Bahide Arslan (51), Yeliz Arslan (10) ve Ayşe Yılmaz (14), ölümlerinin 18. yılında anıldı

Mölln'deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'ne (DİTİB) bağlı Fatih Sultan Camisi'nde önce bir dini tören düzenlendi. Törene, Hamburg Başkonsolosu Devrim Öztürk, Başkonsolos Yardımcısı Canan Ünal, Mölln Belediye Başkanı Jan Wiegels, Fatih Sultan Camisi din görevlisi İbrahim Ayar, Kuzey Almanya DİTİB Bölge Başkanı Zekeriya Altuğ, Din Hizmetleri Ataşe Vekili Kazım Gül, Hamburg Türk Toplumu Onursal Başkanı Nihat Ercan, Hamburg ve çevresi Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Coşkun Coştur, Schleswig-Holstein Eyaleti Türk Toplumu Başkanı Cebel Küçükkaraca ile çok sayıda vatandaş katıldı.


Anma törenine katılanlar daha sonra sessiz bir yürüyüşle Arslan ailesinin evinin önüne giderek, çelenk bıraktı. Çelengin konulması sırasında, Arslan ailesinden Faruk Arslan, eşi Havva Arslan ve kızları Yeliz Arslan ile oğulları İbrahim ve Namık Arslan duygulu anlar yaşadı.

Arslan ailesinin evinin önünde konuşma yapan Belediye Başkanı Wiegels, 18 yıl önce yaşanan bu acı olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirerek, "Kurbanların hatırasını canlı tutmak gelecekte görevimiz olmaya devam edecektir" dedi.


Wiegels, 1992 yılında ülkedeki ilticacılarla ilgili tartışmaların had safhaya ulaşmış olduğunu belirterek, "Kontrol edilemeyen tartışmalar gündemdeydi. Dönemin bazı politikacılarının açıklamaları gerilimi ayrıca körüklemekteydi. İlticacılara karşı hicivli yazılar çıkartılıyordu ve ülkemizde, tüm sorunların sorumlusu gibi gösterilen yabancılara karşı bir şiddet dalgası yaşanıyordu. O dönemdeki tecrübeler bize bugün ibret olmalı" diye konuştu.

Almanya'da son günlerde göçmenlerin Alman toplumuna uyumu konusunda kabul edilemez provokatif söylemlerin yapıldığı benzer bir ortamın yaşanmaya başlandığını ifade eden Wiegels, "Şahsi ve siyasi çıkar amacıyla soyut korkuların kışkırtılmasını sorumsuzca buluyorum. Yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük Mölln olaylarından bu yana toplumumuzda yok olmadı. Demokrasimiz için tehlike teşkil eden bu tehdide karşı durmak hepimizin görevi olmalı" dedi.


Başkonsolos Öztürk de Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet'in Mölln saldırısının 18. yılı vesilesiyle yayımladığı mesajını okudu.

Acet, mesajında, "23 Kasım 1992'de Mölln'de yaşanan insanlık trajedisini 18 yıl sonra yeniden hatırlıyoruz. Benzerleri 1988 yılında Schwandorf'ta, 1993 yılında Solingen'de vuku bulmuş olan yabancı düşmanı ve ırkçı nitelikteki bu saldırılar kalplerimizde unutmayacağımız derin acılar bırakmıştır. Benzer eylemlerin yeniden gerçekleşmesini engellemek için bu hasta zihniyetle mücadelenin sarsılmaz bir kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir. Bugünkü anma etkinliği dünyaya bu konuda anlamlı bir mesajdır" ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti için vatandaşlarının huzuru ve güvenliğinin, Almanya ile ikili ilişkilerinin temel öncelikleri arasında yer aldığını kaydeden Acet, "Alman hükümeti ve Alman dostlarımızın bu konuda sağduyulu yaklaşım sergilemeleri ve işbirliği göstermeleri bizi mutlu etmektedir. Bu acı olayın yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikler, ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı Türk ve Alman toplumlarının birlikteliğinin gösterilmesi açısından da önemlidir. Bu vesileyle Mölln faciasında hayatını kaybeden Bahide ve Yeliz Arslan ile Ayşe Yılmaz'ın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor ve Allah'tan rahmet diliyor, bu tür olayların bir daha asla yaşanmamasını temenni ediyoruz" ifadesine yer verdi.


Arslan ailesinin fertlerinden Faruk Arslan, Almanya'da hala ırkçılığın devam ettiğini belirterek, "18 yıldır ben bir şey yapamadım. Bu insanlara sevgi vererek ancak ırkçılıkla mücadele edebiliriz. Onlar sevgiyi kabul etmek istemezlerse Sarrazin, Merkel gibiler söylemlerini değiştirmedikçe Almanya'da ırkçılık hiçbir zaman bitmez" dedi.

"GECELERİ HALA UYUYAMIYORUM"

Faruk Arslan'ın eşi Havva Arslan, olayın yaşandığı sırada evde bulunduğunu hatırlatarak, "Hala geceleri uyuyamıyorum. Olay gecesi çocuğumla birlikte yukarıdan atladım. 18 yıldan beri terapi ile yaşıyorum. Her yıl buraya, başka Türkler de yanmasın diye geliyorum. Çocuklarım gece sokağa çıkamıyor. Katiller şu an serbest. Türk ya da Müslüman birisi yapsaydı serbest bırakılmazdı. Çocuklarım büyüdükten sonra Türkiye'ye kesin dönüş yapmak isterim" diye konuştu.


 

Havva Arslan ayrıca, görevine kısa süre önce başlayan Mölln Belediye Başkanı'ndan anma etkinliği için bu yıl kendilerine davetiye gelmediğini ve bu durumdan dolayı şaşkınlık duyduğunu da sözlerine ekledi.

Anma töreninin ardından Wiegels, Bürgerhaus adı verilen binada da konuşma yaptı.


Merkezi Berlin'de bulunan "Deukische Generation" (Alman-Türk Kuşağı) adlı derneğin başkan yardımcısı Lamia Özal da burada yaptığı konuşmada, ırkçılığa karşı gençler olarak hep birlikte mücadele etmek istediklerini ifade ederek, bu konuda toplumların daha duyarlı olması gerektiğini söyledi.

Özal, "Bizim derneğimizde yer alan kişiler kendini ne tamamıyla Türk ne de tamamıyla Alman hissetmekte. Biz burada doğduk büyüdük, burada okuyoruz. İki kültürü de içimizde barındırıyoruz. Irkçılık maalesef bugün de devam ediyor. Bu konuda ancak el ele vererek mücadele edebiliriz" dedi.

ha-ber.com