Yıllardır ilk defa Berlin'de yaz tatilini yaşama ne güzel, aslında neden her sene sıla yoluna düşeriz bilmem. Ormanda yürümeye gerekmeden karşımda penceremden gördüğüm kayınlar binanın duvarını tül perde gibi sarmış. Hemen sağ önde gelişmiş, gür bir kestane ağacı, adeta mutluluğunu haykırıyor. Tam bir bina yapılacak geniş arsada keyfine bakıyor. Birinci Paylaşım Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu zamanında Berlin'e getirilen kestane ağacı bana tarihi uzakta arama, diyor. Çok sıcaklarda onu suluyorum.
Köylerin güzelliği, yeşilliği hep beni çeker. Bu hafta nereye gitsek diyorduk ki, Rüştü Kam köşe yazarımızın O Günkü Devlet Ricali, Devlet'in Şairi'ne Sahip Çıkmamıştır, yazısını okudum. Zossen'e duvarlar yıkıldıktan sonra gitmiştim. Beton yığını olmamış. Binalar aynı şekilde mimarisi değişmeden restore edilmiş. Şirin tertemiz küçük bir kent olmuş. Berlin-Spandau'dan 50 km uzaklıkta. Zossen'in güneyinde 4 km mesafede Wünsdorf göl kenarında, bugün nüfusu 6200 olan köyde geçmişimizi aramadan buluyoruz. Köy 1583 yılında kurulmuş. Savaşlarda yıkılan köy yeniden yapılmış. Mehmet Akif Ersoy'un araştırma amacı ile 1914 Aralık ayında geldiği ve dört ay kaldığı bu köyde o zaman askeri büyük bir alan vardır. Subaylar burada atış yapar, savaşa hazırlanırlar.