Devletçiliği öcü olarak gösterenler,
Devlet bankalarından avanta teşvik koparanlar,
Cumhuriyetle hesabı olanlar,
Osmanlıyı pazarlama umutları 9 Eylülde İzmir'de emperyalizmin lejyonerleri ile birlikte denize dökülenler,
Gelene ağam, gidene paşam diyen liboşlar,
El çırpıp tempo tuttular:
''Değiştiler, değiştiler!''

Değişen kimler?
Nesimi'yi yüzenler, Pir Sultan'ı asanlar,
Kubilay la başlayıp, Sivas'ta, Maraş'ta, Çorum'da insan yakanlar...
Aynı tohumdan, aynı tarlada yeşerenler,
Potur yerine pantolon,
Cübbe yerine,
Kaşmir Fransız mantosu giydiler...
Sakal yerine
Badem bıyık bıraktılar,
Tespih yerine
Yeşil yeşil dolar parmakladılar... Darçınlar yerine Dursunlar, Mercimekler yerine Haşimler... Mahdumlar, kerimeler Almanya, İsviçre yerine Amerika'da yetiştirildiler... Parasız gittiler Gemilerle döndüler... Yastık altında altın istiflemek yerine, İsviçre bankalarını sırdaş edindiler, Doymadılar... Yurtdışında rızık savaşı verenlerin alın terlerini kıyıp yiyemediklerini keşfedip Kapan kurdular... Yeşil bayraklarla Avrupa seferine çıktılar; İmam-cemaat katkılarıyla, Camileri kışla, İmamları asker, Dinle imanı silah eylediler... Garibanların gözlerini kapatıp Dualar okuturken Ceplerini silip süpürdüler... Gözlerini açtıklarında Harcamaya kıyamadıkları paralar yerine Üstsüz-başsız, Ayakları çıplak, benizleri soluk, Çöpe dönmüş çocuklarını, Zinhar olmaz dedikleri için Tesettüre teslim ettikleri kadınlarını Dövünürken buldular... Haramiler, Kar payından verecekleri akçe yerine Cami duvarlarında, Geçici sahte büroların camlarında; Endüstri Holding, Yimpaş, Jet-Pa, Kombassan Afişleri ile Gazı, fitili tükenmiş bir Deniz Feneri Bıraktılar... Doymadılar; Ülkede ne kadar Cumhuriyet mirası Fabrikalar, bankalar, ormanlar, Binalar, limanlar, Verimli topraklar, Ne kadar kalmış değerler varsa Dünürlere, Yandaşlara Yunanlılara, İsraillilere, Boğazın en güzel yerlerini Hacı Fışfışlara Babalar gibi sattılar... Narin ve hazin sermayeyi Ve holdinglere sırtını dayamış Medyayı uyardılar: ''Ya taraf ya da bertaraf'' Ülkede ileri demokrasi var ya! Kırk katır- kırk satır örneği Birinden birini seçmek var... Önce hacıyatmazlar Her devire methiye yazanlar Nereden buldun sözüne alerjisi olanlar Biate erdiler... Sırada kimler kalmıştı? Tekdirden uslanmayanlar... Onlara bol kepçeden Tazyikli su, biber gazı Olmadı aforoz... İşsiz sürünsünler diye yallah sokağa... Yine de eyvallah demeyenlere Silivri'ye kamp kurdular... Masraf az olsun diye Yargıyı, kodesi bir araya getirdiler Esir kampı şık olmaz diye düşündüler Yerleşik bileşke dediler... Türbanla yetinmediler, Kürtaj'a taktılar... Sanatın içine tükürdüler Heykele ucube, Baleye kahpelik dediler, Bilime kelepçe taktılar... Yasama kendinde, Yürütme emrinde, Yargı da kendinde sanıyordu ya Fidan'a fezleke çıkınca, Korku dağları sardı Paçayı son anda kurtardı Kaldır parmak, İndir parmak... İmamın fendini kıl payı atlattı... Emrindeki vekiller Allah'tan korkmazlar, Bir ondan korkarlar... Hoşnut edelim de gönlünü Onlara pişen bize de düşer diye beklediler Sonra yağın torbasını deldiler: O'na dokunmak ibadet dediler Kimi ilahi güçtür dediler... Ne yapsın? ''Haşa!'' Diyemedi inandı; Kaptırdı kendini Ecdadım, dedelerim diye diye Sultanlara, sultanlığa özendi... Lakin en yakını vurdu sırtından; Kimse etmez akrebin akrebe ettiğini Beynimin yarısı dediği kankası verdi-veriştirdi ardından, Gizli sırrını açık etti... Milletvekili bile seçtirmişti de Bakanlık vermemişti O'da kızdı açıkladı bildiğini Aslında ayıp etti Biraz da akreplik Akıttı zehrini: ''Aslında bom-boş Üstelik her konuda çapsız'' Deyiverdi. ... Sivas'ta bir mesel söylenir Hani teşbihte hata olmaz ya: Poşa'yı paşa yapmışlar Ormandan geçerken imrenerek bakmış türlü, çeşitli ağaçlara Dönmüş ağaçları göstermiş etrafında el-pençe divan duranlara: ''Amma da kasnak olur ha!'' deyivermiş! ... Demek ki neymiş? Değişmişlermiş!... Yıldız AKALIN