BIG Partisi Münih'te miting düzenliyor

BIG Partisi Almanya bir basın bildirisi yayınlayarak, 17 Nisan 2013 tarihinde Münih Federal Yüksek Mahkemesin'de görülecek NSU davası öncesi bir miting düzenleyeceklerini belirtti

BIG Partisinin basın açıklaması aynen şöyle:

"17 Nisan 2013 Dayanışma ve Irkçılığa Karşı Duruş Günü Olacak. Irkçılık Almanya´nın tekrar kaderi olmasın! Sizleri saat 10:00 da mahkeme binasının önünde bekliyoruz: OLG München, Prielmayerstr. 5, 80335 München.

17 Nisan 2013 tarihinde Münih Federal Yüksek Mahkemesi'nde NSU davası görülecek.

BIG Partisi olarak ırkçılığa karşı daha cesaretli, şeffaf ve her şeyin açığa kavuşacağı bir duruşma talep ediyoruz.

Irkçılığın Almanya'da hangi boyutlara ulaştığını ve toplumun önemli bir kesiminde nasıl kabul gördüğünü en son NSU Neonazi terör örgütünün ortaya çıkmasından sonra öğrenmiş olduk. Farklı kültürel ve dini kimlik taşıyan vatandaşlarımız hayatlarından endişe eder hale geldiler. Geldiğimiz bu noktada aşırı sağcı gruplar masum insanları polis ve anayasayı koruma teşkilatındaki işbirlikçilerinin desteğiyle kolaylıkla öldürebilmektedirler. Bu duruşmanın kaderi, olayları sanki örtbas etmek isteyen hakimlerin insafına bırakılmıştır. Dava öncesinde yaşanan son olaylar ise kararın ne kadar adil olacağı konusunda kafalarda şüpheler oluşturmaktadır.

Polis teşkilatı gelen ihbarları ve yabancı milli istihbarat teşkilatlarının verilerini hiçe sayarak, katilleri organize suç örgütleri arasında aramış, bununla da yetinmeyerek kurbanların yakınlarını suç ortağı göstererek onları zan altında bırakmıştır. Onlara güven ve dayanışma duygusu verileceği yerde aksine ırkçı bir tutum sergilenerek kurban yakınlarının acılarına daha fazla acı katılmıştır.

İnsanları haksız yere suçlamak ırkçılıktır!

Anayasayı Koruma Teşkilatı vatandaşların ödediği vergilerle NSU içindeki muhbirleri doğrudan finanse etmiş ve olaylar ortaya çıktıktan sonra da önemli delilleri yok etmiştir. Aynı teşkilat ne ilginçtir ki ırkçılığı Almanya için tehlike olarak görmemektedir. Seri cinayetler konusunda birçok sorunun yanıtı ise halen bulunamamıştır. 2000 ve 2006 tarihleri arasında göçmen kökenli dokuz kişi öldürülmüş ve suçlular ancak 2011 yılında resmi merciler tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Katillerin bu beş yıl içinde başka cinayetler işleyip işlemedikleri veya seri cinayetlerden neden vazgeçtikleri yanıt bekleyen en önemli sorulardan bazılarıdır.

Alman medyası "Döner Cinayetleri" ismi altında cinayet kurbanlarını aşağılamakla kalmamış, yakınlarını suçlu konumuna sokarak, cinayetleri döner ismi altında alaya alarak basit göstermeye çalışmıştır. Bu durum bizlere hassasiyetsizliğin ve ırkçılığın Alman medyası nezdinde nerelere geldiğini tüm çıplaklığıyla ortaya sermektedir.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi olayların üstüne adeta ateşle gitmektedir. Ölenlerin sekizinin Türk kökenli olmasına rağmen Türk gazeteciler ve resmi yetkililer mahkeme salonuna alınmamaktadır. Bunun tersini bir düşünün, sekiz Alman vatandaşı yurtdışında infaz ediliyor ve yıllar sonra kurbanların Alman ve Hristiyan kökenli olduklarından dolayı öldürüldüğü ortaya çıkıyor. Ve akabinde hiç bir Alman gazeteci veya resmi yetkili mahkeme salonuna alınmıyor. Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

''Nasıl muamele görmek istiyorsan başkalarına da öyle muamele et" diyor ve herkesi Münih'teki mitingimize davet ediyoruz: Irkçılığa son verilen bir Almanya için kendini göster, sen de katıl!

BIG Partisi Almanya''

ha-ber.com