''Ortak tavır belirleme vakti geldi''
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye'de devam eden krizle ilgili, "Uluslararası toplumun ortak bir tavır belirleme vakti gelmiştir" dedi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ''Artık uluslararası toplumun gecikmeden, kendi halkına karşı her türlü acımasız yöntemi kullanan rejime karşı ortak bir tavır belirleme vakti gelmiştir'' dedi.
Bakan Davutoğlu, Almanya Dışişleri
Bakanı Guido Westerwelle ile Berlin'de görüştü. İki bakan
Türkiye ile Almanya arasında Stratejik Diyalog Mekanizması
kurulmasına dair ortak bildiriyi imzaladı ve ortak basın
toplantısı düzenledi.
Reyhanlı'da meydana gelen bombalı
saldırılardan sonra Almanya'nın verdiği desteğe teşekkür eden
Davutoğlu, bugünkü toplantının Türk-Alman ilişkileri için
tarihi bir sayfa olacağını söyledi.
Reyhanlı'daki
saldırının etkisiyle Suriye meselesinin de görüşüldüğünü
belirten Davutoğlu her geçen gün artan mülteci sayılarıyla
komşu ülkelere yönelik güvenlik riskinin arttığını
kaydetti.
Suriye'de devam eden krizin iki etkilenen
tarafından birinin Suriye halkı, diğerinin de komşu ülkeler
olduğunu ifade eden Davutoğlu,''Artık uluslararası toplumun
gecikmeden, kendi halkına karşı her türlü acımasız yöntemi
kullanan rejime karşı ortak bir tavır belirleme vakti gelmiştir.
100 binlerce Suriyeli misafir ediyoruz. Mültecilerin sayısı
her gün artıyor. Türkiye'ye ve komşu ülkelere yönelik güvenlik
riski artıyor" diye konuştu.
| |
"Türkiye'nin yanındayız"
Westerwelle, Reyhanlı'daki bombalı saldırı nedeniyle taziyeleri iletti ve saldırıyı şiddetle kınadıklarını söyledi. Hayatını kaybedenlerin ailelerin acısını paylaştıklarını ifade eden Westerwelle, "Sorumlularının en yakın zamanda hesap vermek durumunda olmalarını istiyoruz. Almanya Türkiye'nin yanındadır" ifadesini kullandı.
Westerwelle, kimyasal silah konusundaki soru üzerine, Davutoğlu'nun bu konuyla ilgili bilgi verdiğini, iki ülke gizli servislerinin de bilgilerini paylaşacağını söyledi. Westerwelle, "Biz kendi bilgilerimizi de ekleyerek değerlendirme yapacağız. Türkiye'nin elinde olan bulguları paylaşmasını önemsiyoruz. Bu, bir karar zemini oluşturabilecek" dedi.
Suriye konusunda ABD ve Rusya'nın girişimiyle yapılacak bir uluslararası konferansın en kısa zamanda yapılmasını istediklerini ifade eden Westerwelle, "Uluslararası toplumun da bir an önce kararlarını vermesi lazım. Bu konferansın başarılı olmasını istiyoruz" diye konuştu.
Neonazi cinayetleri
Şiddetin hiçbir şekline tahammülleri olmadığını ifade eden Westerwelle, şunları söyledi:
"Aşırı sağcı eylemlere yönelik hukuk devletinin her türlü imkanını kullanarak Türkler'e yönelik şiddete, masumlara karşı şiddete karşıyız. Bu hukuki bir konu. Yargının bağımsızlığına güvenim tam. Siyasi açıdan da eylemleri aydınlatmak, tam kapsamlı olarak aydınlatmak görevimiz. Türklere yönelik şiddete karşı hiç bir şekilde hoşgörümüz yoktur. Aşırı akımlara karşı hoşgörümüz de yoktur. Hukuk devletinin verdiği sertlik çerçevesinde buna karşı durmaktayız."
Federal meclisin de araştırma komisyonu kurduğunu ve çalıştığını hatırlatan Westerwelle, "Çok titiz davranılıyor. Biz Almanlar kesinlikle sadece mağdurlar ve ailelerin hakları için değil, ülkemizin itibarı için de her şeyin aydınlatılmasını istiyoruz. Bunların arkasında herhangi bir destek varsa tüm yapıların da ortaya çıkarılmasını istiyoruz" diye konuştu.
Türkiye'nin AB sürecine de değinen Westerwelle, son zamanlarda yaşanan duraksamanın giderilmesini istediklerini ve İrlanda dönem başkanlığında fasılların açılmasını desteklerini ifade etti.
Westerwelle, Türkiye ile Almanya arasında kurulan stratejik diyalog mekanizmasının da ilişkileri derinleştirmek için çerçeve sunduğunu dile getirdi.
''Kırmızı çizgimiz
sadece kimyasal silah kullanımı değil"
Türkiye
olarak, önce Suriye yönetimini ikna etmek suretiyle halka yönelik
baskıları engellemeye çalıştıkları gibi uluslararası toplumu
da şiddet karşısında hareketlendirmeye gayret ettiklerini
belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Açık söylemek
gerekirse bizim için kırmızı çizgi Suriye halkına yönelik bu
kolektif cezalandırmanın devam etmesidir. Sadece kimyasal silahlar
kullanımı değil. Suriye halkına yönelik aynen eski Yugoslavya'da
olduğu gibi toplum kıyımlar, Srebrenitsa'nın benzeri şekilde
Banyas'daki kıyımlara karşı uluslararası toplumun tepki vermesi
gerektiğini düşünüyoruz."
Kimyasal silahların çok
ciddi tehdit oluşturduğunun altını çizen Davutoğlu, "Ama
kırmızı çizgiyi sadece kimyasal silahlarla çizdiğiniz zaman
onun altında, ona kadar gitmeyen katliamları sanki olabilirmiş
gibi göstermek de doğru değil" dedi.
Reyhanlı'da meydana gelen saldırının zamanlaması
Suriye konusunda son dönemde diplomatik bir ivme kazanıldığını ifade eden Davutoğlu, gerek İstanbul'da yapılan toplantıda bölge ve müttefik ülkeler olarak önemli kararlar aldıklarını, gerekse de o toplantı zemininde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Moskova ziyaretinde görüşmeler yapıldığını anlattı.
Ahmet Davutoğlu, böyle bir ivmenin yaşandığı ortamda dün Reyhanlı'daki saldırıya dikkati çekti. Davutoğlu, saldırıyla ilgili şunları söyledi:
"Böylesi bir ivme kazandırıldığı dönemde dün Reyhanlı'da barbarca bir saldırı gerçekleştirildi. Bu barbarca saldırının failleri konusunda araştırmalarımız sürüyor. Araştırmalar neticesinde bu terörist yapının içinde olan 9 kişi gözaltına alındı. 9 kişi üzerinde yaptığımız çalışmalarda da bunların rejimle doğrudan irtibatlı, eski bir Marksist terör örgütüne ait olduğu tespiti yapıldı. Daha da ilerleyen aşamalarda bu networkün ortaya çıkarılması çalışmaları devam edecek."
| |
Uluslararası toplumun sessizliği
Banyas'ta bir süre önce gerçekleşen katliama değinen Davutoğlu, Banyas'taki katliamla Reyhanlı'da meydana gelen saldırı arasındaki bağlantılar üzerinde de durduklarını kaydetti. Davutoğlu, uluslararası toplumun sessizliğinden yakınarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) üzerine düşeni yapmadığından bahsetti. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bütün bu olanlar uluslararası toplum sessiz kaldığından, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerine düşeni yapmadığından, küçük kıvılcımla başlayan bir krizin nasıl büyük bir yangına dönüşebileceğinin işaretlerini gösteriyor. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, iki yıldır Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suriye halkının güvenliği, Türkiye'nin, Ürdün'ün, Lübnan'ın güvenliğini ve bölgesel güvenliği, hatta uluslararası güvenliği kimyasal silahlar üzerinden tehdit eden bir rejime karşı, kriz anında hiçbir tedbir almamıştır. Hiçbir karar alamamıştır. Artık Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bu konuda açık ve net tutum ortaya koyması lazım."
Davutoğlu, BMGK'nın Soğuk Savaş döneminden kalan kutuplaşmalarla kendi halkını tanklarla, toplarla, füzelerle katleden Suriye rejimine karşı takındığı sessizliğin, ateşin diğer komşu ülkelere sıçramasında sebebiyet verdiğine vurgu yaptı.
"Uluslararası barış ve güvenlik, 5 tane daimi üyenin ne zaman anlaşacağına bağlı olamaz" diyen Davutoğlu, "Onun için Kerry'nin Moskova'ya yaptığı ziyaret sonrası oluşan ortamı olumlu buluyoruz ama biran önce bu ortam üzerinde artık netice alıcı diplomatik inisiyatif başlamalıdır, gelişmelidir. Türkiye kendini korumaya yönelik her türlü tedbirleri alacak güce sahiptir, alır. Ancak mesele sadece Türkiye'nin alacağı tedbirler değil Suriye'de gittikçe büyüyen bu yangına nasıl dur denilebileceğidir. Tekrar süreçler başlatmak, yeni isimlerle yeni süreçler başlatmak maalesef Suriye'de krizi durdurmuyor. Artık net şekilde tavır alma vakti gelmiştir" açıklamasında bulundu.
Avrupa'da artan yabancı düşmanlığı
Davutoğlu, Almanya'daki Neonazi cinayetleri konusunda konuşurken de Avrupa'daki artan yabancı düşmanlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Davutoğlu, "Avrupa'da özellikle ekonomik krizden sonra artan bu trendi kaygıyla karşılıyoruz" dedi.
Davutoğlu, dün Berlin'de NSU'nun kurbanlarının aileleriyle görüştüğünü hatırlattı ve Almanya'nın şiddete karşı yaptığı güçlü açıklamalar nedeniyle ailelerin teşekkürünü Westerwelle'ye iletti.
Davutoğlu, "Maalesef bu örgütün son temsilcisi mahiyetindeki hanımın mahkemedeki tavırları bir suçluluk duygusundan çok bir tür kibir ve yukarıdan bakma tavrını sergileyen tutum. Bunun ailelerde doğurduğu psikolojik tepkiyi ben burada Türk kamuoyundaki tepkiyi de ifade etmek istiyorum. Bizim için sadece bir veya birkaç kişinin cezalandırılması değil, önemli olan bu networkün, sadece Türk kökenli Alman vatandaşların ya da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının değil, Almanya'nın Türkiye'nin Avrupa'nın geleceğini tehdit eden bu networkün etkisiz hale getirilmesidir. Bu da hukuki olduğu kadar siyasal bir konudur" diye konuştu.
Bu konuda Alman makamlarında gördükleri kararlılıktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Davutoğlu, "Birlikte çalışmaya hazırız" dedi.
"Bir çiçekle bahar gelmiyor"
Davutoğlu, AB ile müzakereler konusunda ise şunları söyledi:
"İnşallah bir fasıl açacağız ama bir çiçekle bahar gelmiyor. Bir fasılla AB süreci tümüyle açılmıyor. Biz istiyoruz ki vizelerin serbest bırakılması, fasılların açılması ve Kıbrıs sorununun mutlaka çözülmesiyle Türk-Avrupa ilişkileri yeni bir paradigmaya taşınsın."
Davutoğlu, AB'nin üçüncü taraflarla yaptığı serbest ticaret anlaşmalarıyla Türkiye aleyhine oluşan eşitsizlik konusuna da değinerek, "Türkiye'nin gıyabında veya Türkiye'den habersiz olarak Türkiye ile diyalog kurulmadan AB'nin yaptığı her serbest ticaret anlaşması, Türkiye aleyhine bir eşitsiz rekabet durumu doğuruyor" dedi.
Meksika ve Güney Kore gibi ülkelerle Türkiye'nin yaşadığı sıkıntıları ABD ile yaşamak istemediklerini kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin transatlantik yatırım ve ticaret alanında mutlaka AB ile yer alması gerektiğini söyledi ve "Bu bizim için hayati önem taşıyor" dedi.
Davutoğlu, Türkiye ile Almanya arasındaki Stratejik Diyalog Mekanizması kurulması hakkında da "Bu, Türkiye, Almanya arasında yeni bir sayfadır, atılan ilk adımdır. Eminim bu adımla Türkiye ile Almanya arasındaki stratejik işbirliği sadece iki ülkenin geleceğini değil, Avrupa'nın geleceğini de uluslararası güven, istikrar ve barışı da olumlu yönde etkileyecek son derece tarihi bir adımdır" diye konuştu.
ha-ber.com












Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!