Hav hav, benim cici köpeğim, şarkısıyla öğrencilere küçük yaşta hayvan sevgisini vermeye çalışırdık. Köyümüzü, sürüleri bekler, çobanların sadık yoldaşı ve yardımcısı olur.
Evcil hayvanı olan insanlar iletişimde daha kolay, iç açıcı ve samimidir.
Şu anda yaz tatilini geçirdiğim Didim-Yeşilkent sitesinde geçmiş yıllarda taş atarak kedi ve köpekleri kovalayanlar vardı. Sokak hayvanları zehirlenip, saatlerce ölü hayvanların sitede bekletildiğine, geç alındığına şahit olalı yıllar geçti. Bugün artık hayvan sevgisi bilinçlendirilmeye çalışılıyor.
Geçenlerde 14-15 yaşlarında iki çocuk bir köpeği almışlar, sahipsiz diye telefon ettiler, Belediye'den görevliler gelip götürdüler. Mavi Didim Gazetesi'nde köpeklerin kayıta alındığı yazılıyordu. Televizyon yayınları hayvanların var olma hakkını gösteriyor, tanınmış ünlü sanatçılar bu spotları destekliyor.
Çevreye saygılı komşularım Berlin'de köpeklerini gezdirirken ellerinde kese kâğıdı taşırlar. Bunu söyleyince bir köpek sahibi piknik yerlerinde çöplerini bırakanlara işaret etti. Çevre bilinci, hayvan bakımına çok erken yaşta eğitimle başlanmalı. Diğer Avrupa ülkelerindeki gibi gelişmeler hayli zaman alacağa benziyor. Türkiye'den herkesin Avrupa'ya seyahat hakkı olmalı, vizesiz gezebilmelidir. Yeşil pasaportu olan Almanya gibi kuralların yarattığı hürriyeti, düzeni gören komşularım senin burada neleri, neden düzeltmek istediğini anlıyoruz, diyorlar.