Sonbahar'ın ilk ayı Eylül Didim'e Gazete 2000 köşe yazarı Şükran Acar'ın yazdığı Berlin'e gelen somurtkan bir insan yüzü gibi gelmedi.
Bilhassa yazlık evlerin çoğunlukta bulunduğu sitelere bir hüzün çöktü. Her ne kadar okula giden çocuğu olmayan bazı aileler bu ayın tadını çıkarmak için gelse de, evler teker teker kapanıyor. Yaşam bahçede geçtiği için sesler duyuluyor, konuşmalar anlaşılmasa bile yalnız değiliz duygusu vardı. Hücrede uzun zaman kalan, sosyal varlık olan insan hürriyetine kavuşur kavuşmaz ilk sözü insanlara özledim, olur. Önce ılık Ege rüzgârı öfkesini gösterdi, denize bir kaç gün giremeyecek kadar dalgalar sahili kamçılıyordu.
Bahçedeki gül, sardunya, akşamsefası, yasemin, japon gülü ile konuştukça sanki daha fazla çiçek açıyorlar. Bitkilerin insan varlığından sesinden etkilendiği düşünülüyor. Bir yıl gelemeyince Zeytin ağacım, sardunyaların bir kısmı kurumuş. Eşi vefat eden komşum palmiyenin kurumasını ayrılığa bağlıyor. Onu yalnız tek başına denize giderken görünce üzülüyoruz, biz de Oğuz Bey'in yokluğunu hissediyoruz. Ev alma komşu al, diye boşuna denmemiş.