Antik çağda Ege'nin adı Eski Deniz anlamına gelen Arşipel idi. Denizi Akdeniz'in kuzeye olan uzantısıdır. Yalnız denizden ibaret değil, Batı Anadolu, Yunan anakarası, Trakya, Girit ve Rodos adalarını kapsayan bölge ile bütünleniyor.
 
Yağışsız geçen üç ayın sonunda Ekim ayına Didim'de kuvvetli bir yağmurla başlandı. Gök gürledi, şimşek çaktı, elektrikler söndü, televizyon görüntüleri kesildi. Yağmurun arkasından ertesi gün güneş ışınları yeşilin her tonunu gösterdi. Günün sabahı pembe, öğleye mavi, ikindi vakti altın, akşamları da menekşe renklerine bürünürken, deniz rengi zaman zaman şarap rengini andırıyor. Renk cümbüşü, çiçek bolluğu yalnız göze hitap etmiyor, güzel kokuları ile içmeden sarhoş ediyor insanı.
 
Milet'e çok yakın olduğum için burada, yerinde okumaya getirdiğim "Platon in Bagdad" John Freely'nin yazdığı kitabı okumaya fırsatım olmadı. Bilim tarihi, roman şeklinde yazılmış, ilim, felsefe, edebiyat ve tarihe kucak açılarak saklanıp önce Bağdat kültür evinde Arapçaya çevrilmiş, geliştirildikten sonra İspanya üzerinden bugünkü Avrupa medeniyetini oluşturmuş. Arapça bilim dilinden ilk çıkışı yunan, Çin ve Hintçe gibi çeşitli doğu dillerinden alınan bilgiler sonra Latinceye çevrilip Avrupa üniversitelerinde okutulmuş. Arşivde Bilim Tarihi yazıma bakınız. İkinci bölüme bu kitabı okuduktan sonra tekrar döneceğim. İngilizceden Almancaya çevrilen bu eserin Türkçeye çevrilmesini öneriyorum. Kitap festivalinde Arşipel'in Çocukları kitabını Akköy Kütüphane ve Köy Dergisini destekleyen Nalan Tuntaş'ın adını görünce almıştım. Yazarı dergide çıkan öykülerinden tanıyordum. Bu kitapta doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri ile Ege'nin cazibe noktası olduğuna bir kere daha şahit olacaksınız.