İkinci ve üçüncü neslin başarıları en çok beni mutlu eden yazı konularım. Gelecek nesiller bize umut verdiği gibi, ilk neslin çaba ve emeğinin boşa gitmediğini gösteriyor.
Almanca yazan yazarlar ancak kendileri çoğunluğu temsil eden topluma azınlıkta olan bir grubun düşünce ve eleştirilerini ulaştırabilir. Onların yaşamlarında çeşitlilik, renk kazandırabilir, biz de varız diyerek aralarına katılabilir. Yoksa yalnız Türkler birlikte kapalı yaşarsa, yalnız Türkçe konuşurlarsa toplumda yer alamayınca şaşmamak gerek.
Başlığa aldığım Almancası Berliner Liebesfluchten romanı Braunschweiger'li Murat Ham yazdı.
Davetiyeyi alınca bu isim bana hiç yabancı gelmedi. Ancak okuma akşamından sonra başka bir kitabını kitaplığımdan tekrar elime aldım. Bu romanın tanıtımına geçmeden önce Noel Bayramı'ndan önce hediye edilmesini tavsiye ediyorum. Hem Almancası daha iyi olan genç Türklere, ama bilhassa Türkler hakkında medya ve basında tek taraflı hep negatif haberler duyan alman dostlarına bu kitabı hediye edilmeli. Kitabın adını verince nedeni hemen anlaşılır.