23 NİSAN'DAN 19 MAYIS'A
Dokuz yaş uykusunun en güzel yerinde anne, baba seslenişi, okşayışı, çocuksu rüyaları ile uyanmak isterdi. Sıcak suyu akan muslukta yüzünü yıkamak, kum saati eşliğinde dişlerini fırçalamak isterdi. Umut, babasının üç yıl önce terk ettiği böbrek yetmezliği çeken annesinin acı iniltileri ile uyandı.  Altında yamalı minder, üstünde derme çatma yorgan olan tek odalı evindeki yatağından fırladığında henüz alaca karanlıktı. Lastikli pantolonunu yan tarafa attığı sol elli ile bir hamlede bulup atik bir hareketle ayağa kalkıp giyindi. Fenerbahçe forması tişörtünü yastığının hemen yanından alıp kafasına geçirdiği anda terliğinin birisini ayağına takmayı başarıp, ikincisini de kapının eşiğinde ayağına taktığında avluya çıkmıştı.
Çam ağacın gövdesine kocaman zincirler ile sarılmış el arabasının taktığı asma kilidi acele ile açtı. Annesinin avluda geceden odun sobasında hazırladığı börekleri ve boyacı sandığını özenle el arabasına yerleştirdi. İnişli, çıkışlı, daracık sokakları geçerek işçiler birer, ikişer, kümeler halinde işçi servislerinin kalkacağı alanda birikmeye başladıkları caddeye geldi. Umut el arabasından çıkardığı boyacı sandığı ile yaptığı tezgâhın üzerine börek tepsisini yerleştirdi.