Güneş Spil’den süzülmüş yakıcı sıcaklığı ile hâkim bir yükseklikte kirli yapılaşmaya içi çekerek Manisa ovasını seyrediyor. Sokaklarda koşuşturan yayalar, sıcaktan su havuzlarına batıp çıkan kuşlar, Yaprakları ile kundaklarını güneş sıcağından saklayan üzüm bağları, küskün akan Gediz, trafikte kural karmaşası… Manisa’da yaşam devam ediyor.
Gelininin çeyiz sandığında hediye gelen Manisa bezinden dokulu yazmasını başına bağlamış nine halk otobüsünün ön koltuğunda torunu ile seyahat ediyor. Sıcaktan yazmasının dışında kalmış kınalı saçlarının arasından yüzüne ter sızıyor. Terini rahmetli eşinden yadigâr kenarları el işi ile işlenmiş mendili ile sildi. Yanında oturan torunun omzuna eli ile dokunarak korna sesleri ile caddeleri inleten, araçların camlarından yarı çıplak bedenlerini sarkıtmış, araçtan çıkan müzik sesi ile kendi çığlılarını karıştırmış bağırtılar, trafik kurallarını hiçe sayan beş on araçlık konvoyu kolunu yavaşça kaldırıp işaret parmağı ile göstererek torununa sordu.


Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…