ABD'yi bulduğunuzu, Küba'ya cami yaptırıp ABD'nin bile yıkamadığı Fidel Castro'yu camiye imam atama hayalinizi ciddiye alan yalaka takımıyla; cehaletin pençesine ve Devlet parasını AKP sadakası gibi oy rüşveti olarak verdiğiniz yoksulları size mideden bağlayabilirsiniz.
Hatta tarikat mızıkacılarıyla, gazabından, korkudan titreyen parmak kaldır, parmak, indir komutuna uyarlanmış robotlarınla dilediğin şekilde yasalar da çıkartabilirsiniz.
Hatta hem holding medyasında, hem havuz medyasında, hem devlet medyasında kalemlerini satanları bol maaşlarla besleyerek her gün şahsınıza methiyeler dizdirebilirsiniz.
Vergi cezası tehdidiyle yazarları, gazetecileri işlerinden kovdurabilirsiniz.
Hatta kalemlerini silah, kitaplarını bomba yerine koyup darbe yapacaklar diye hapislere de atabilirsiniz.
Tarihte ilk kez basılmamış bir kitabı yaktıran bir başbakan olmayı bile onurlu iş sayabilirsiniz.
Emperyalizmin sömürü düzenini sürdürmesi için bilincini, benliğini, umarını kaybetmiş yığınları yönetme olanağını niçin size verdiğini anladığınız halde kerametin kendinizde olduğuna kendinizi inandırabilirsiniz.
Bunun karşılığında Türkiye'nin laik düzenini, hukuk devleti özelliğini ortadan kaldırarak mazlum ülkelerin örnek aldığı ülke konumundan: Türkiye'yi yolsuzluğun soruşturulamadığı bir ülke durumuna getirmeyi şimdilik sağlayabilirsiniz.
Hatırlarsınız:
İstanbul belediye başkanı adaylığınızı koyduğunuzda evlilik yüzüğünü göstererek:
''Benim bütün servetim bu yüzüktür. Eğer, bu yüzükten başka servet edinmişsem Recep Tayyip Erdoğan hırsızlık yapmıştır.'' Diye sözler verdiğinizi unuttururum sanabilirsiniz.
Başbakan Yardımcınız Bülent Arınç'ın; ''Millet üç gün konuşur, sonra unutur gider.'' Diyerek halkın balık hafızalı olduğu gerçeğini temel alarak, her istediğinizi yapma yetkisinin size layık olduğuna kendinizi inandırabilirsiniz.
Bakanlarının, çocuklarının, senin rüşvet ve yolsuzluk batağına nasıl cüretkâr ve arsızca battığınızın yetkiniz içinde olan adli teknik kurumlarının resmen onaylamalarını bile yok sayabilirsiniz.
Her gün en az üç kadının doğrandığı, öldürüldüğü Türkiye'de kadın erkek eşitliğini reddeden ilk cumhurbaşkanı olma unvanını gururla taşıyabilirsiniz.
Devletin valisi, kaymakamı AKP il veya İlçe başkanı önünde el-pençe emirlerine teslim olmasını da sağlamış olabilirsiniz,
Hâkimlerin, savcıların uzun boyuna hayran olmalarının aslında cüzdanlarına derman olman için senin hukuk dışı emirlerine bağlı parti militanı olmalarını yargı gücü diye dayatabilirsiniz.
Yandaşınız ilkokul öğretmenini Danıştay üyeliğine getirecek kadar yargıyı nasıl basitleştirdiğinizi kendi kudretinize bağlayabilirsiniz.
Ama gerek çapınız, gerek benliğiniz ve sizi tek kudret olarak sunanların unuttuğu tarihsel bir gerçeği unutuyorsunuz.
Tüm diktatörler, zalim yönetimler ülke içindeki belirsizliklerin, güvensizliğin zirve yaptığı dönemlerde işbaşına gelirler.
Hitler, Salazar, Mussolini, Franco, Pinochet, Memduh Tağmaç, Kenan Evren, Turgut Özal gibi isimler yukarıdaki savımızın en belirgin örneğidir.
AKP iktidarı ve sen aynı belirsizliğin, güven kaybının zirve yaptığı dönemlerde ABD'de Beyaz Saray'da kurgulanmış, 2002' de gerçekleştirilmiş diktatörlüğü hortlatma operasyonudur.
Kurgulayan ABD'dir. Destekçileri Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn gibi geleceklerini çağdışı şeriat düzeniyle sağlama almak isteyen kukla kabile devletleridir.
Çağdaş, laik bir Türkiye Cumhuriyeti onların kâbusudur.
Seni her buhranda desteklemelerinin nedeni laik cumhuriyeti seninle içten yıkmak içindir.
Ama ne yazık ki seni sandıkta seçen unsurlar, medyasıyla, işadamıyla, mollasıyla, aymazıyla kimi kişisel çıkarları, kimi geleceği görememiş Türkiye insanıdır.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…