İyi oyunculuk yanında iyi insan olmak çok daha önemli…


Mocca:Bülent Sharif’i tanıyalım?

Bülent Şerif: Berlin doğumluyum. Rol aldığım ilk filim 1997’de Nisan Çocukları. Bir Amerikalı yönetmen tarafından keşfedildim.

Mocca:Oyunculuk eğitimi aldınız mı?

Bülent Şerif: Hayır! Bir Amerikalı yönetmen ile çalışmak oyunculuk dünyasına girmeme imkan verdi.
Alman filim endüstrisinin elini çabuk tutması ve olayların lehime hızlı bir şekilde gelişmesi beni GSG-9 diye bilinen polisiye dizide baş role getirdi.Rolümü doğal bir tarzda oynamak yıldızımın parlamasını kolaylaştırdı. Zamanla eğitim eksiğimi oyunlarda rol ala ala kapadım. Tabiî ki eğitim çok önemli. Eksiğimi tamamlamak için gerekli çalışmaları hâlâ yapıyorum. Oyunculuk benim için farklı karakterlerin bende canlanmasıdır. Rollerimi hissederek ve yaşayarak oynamam yönetmenimi olumlu yönde etkiledi.Gençler sinema dünyasında yer almak istiyorsa tabiî ki eğitim şarttır. Herkes benim gibi şanslı olmayabilir. Bu iş için Almanyadaki imkanlar çok fazladır.

Mocca:Hangi filimlerde oynadınız?

Bülent Şerif: Aprilkinder, Meine Beste Feindin, Eine Hand voll Grass, Die Dickköpfe, Trau Niemals deinem Schwiegersohn.. filimlerinde oynadım. Ayrıca Sat.1 televizyonunun GSG-9 adıyla bilinen polisiye dizide de oynadım. Bu dizi 73 ülkede gösterilmektedir. Die Schatzinsel, Whiteout(Eisfieber), Der gelbe Satin, Traum aus Schokolade gibi oynadığım öbür filimlerle de isim yaptım.
Dominik Graf’la 10 bölümlük bir dizi çektik: Im Angesicht des Verbrechens. Yakın geçmişte
İsrail’de çektiğimiz, das Lied der Könige filmi idialı filimlerimden biridir.

Mocca:Türk sinemasını takip ediyor musunuz?

Bülent Şerif: Türkiye’de güzel filimler yapılıyor. Türk yapımcı ve yünetmenleri daha da güzel filimlere imza atacaktır diye düşünüyorum. Bir de Almanya’da doğup büyüyen Türk kökenli oyuncular sinema ve televizyonda büyük başarılara imza atmaya devam edecektir. Bu gurur verici. Bana eğer Türkiye’den bir teklif gelirse, çalışmak isterim.

Mocca:Oyunculuk nedir?

Bülent Şerif: Tabiî ki bir meslek. Sorumluluğu olan, toplumun her kesimine ulaşabilen bir meslek.
İnsanî değerleri kaybetmeden mesleğimi icra etmek. Yüz akı ile toplumun içinde yaşayabilmek ve oyuncu olarak sunduğunuz mesajı toplumda görmek benim için çok önemli. Ben filimlerde hissedemediğim kabullenemediğim rolleri oynayamıyorum. Bu sanırım toplumsal ve ahlakî değerlerimle ilgili. İşte ben oyunculuk eğitiminde bunları savunuyorum.
İyi oyunculuk yanında iyi insan olmak çok daha önemli…

Mocca:Hedefleriniz var mı?

Bülent Şerif: Rolümü iyi yapmak, sonra da toplumda iyi bir vatandaş olarak yer etmek, onlarla içiçe
olmak ve normal bir vatandaş gibi hayatımı sürdürebilmek.. Yeşili ve doğayı seviyorum. Bunun için hep bahçemle ilgilenmek istiyorum. Bir de özürlü bir insanın hayatını oynamak ve bu insanların yaşadıklarını ekrana veya beyaz perdeye aktarmayı çok isterim..

Mocca:İnançlı mısız? Avrupa’daki geleceğimizi nasıl görüyorsunuz?

Bülent Şerif: Aşırılıklardan uzağım. Ben iki dünya arasındayım.. Dünyada yaşarken ahiret inancımı da korurum. Hiç ölmeyecek gibi ama her an ölecekmiş gibi yaşarım. Müslümanların Avrupa’daki geleceği yine müslümanların çalışmaları ile belirlenecektir.Bu çalışmalar iyiye güzele insanî değerlere yönelik olmalı. İslâm dini insanın güzel ahlaklı olmasını önemsemektedir. Avrupa’daki insanımız özellikle güzel ahlak üzerinde daha çok durmalıdır.Bu arada benim de sosyal bir faliyet içinde bulunduğumu söylemek isterim. Hasta çocuklara ve ailelerine yardım eden (Kinderschutzengel e.V) bir dernekde gönüllü çalışmaktayım.

Mocca:Son olarak söylemek istediğiniz ?

Bülent Şerif: Mocca gibi bir derğinin çıkarılması Alman-Türk toplumu adına sevindirici. Derğinin içeriği bilgilendirici. Yapısı kültürler arasında iletişimi sağlamaya yönelik.
Çok güzel bir çalışma. Başarılar dilerim!


Röportaj: Rüştü Kam
Foto:Mustafa Ekşi
Tashih:Bünyamin Özdemir
Son Kontrol:Zülfikar Kam


ha-ber.com