ÖLÜMLER DURSUN!
Ölüm haberleri dinleyerek, cenaze törenleri izleyerek büyüyor çocuklarımız. Ateş düşen evlerimizin pencerelerinden, bacalarından yükselen feryatlar, çığlıklar, ağıt seslerine gözyaşları dökerek uyanıyor çocuklarımız. Ülkemizin neresinde nasıl bir acı yaşayacağız endişesi içinde uyuyamıyor çocuklarımız.
Ölümler dursun! Acılar dursun! Gözyaşları dinsin!
ÖLÜYORUZ!
Cenaze törenlerinde hala ayrışmacı "nutuklar" atılıyor. Hala çözüm yaratma yerine çözümsüzlük sergileyen makam, mevki ve olanakları koruyucu söylemler geliştiriliyor.
Ölüyoruz! Ankara, Mardin, İstanbul, Bursa, Antep, Hakkâri… yurdumuzun dört bir yanında
Ölümler üzerinden bir birine çemkirerek kendi olanaklarını koruyanlar: Ölümlerdeki acıları, gözyaşlarını siyah gözlüklerinizden görmüyor olabilirsiniz. Acıları, çığlıkları, feryatları, ağıtları duymuyor musunuz?
Yıllardır her husumetin "dış güçlere" havale edilmesinden dolayı "dış güçler" fobimiz oluştu. "Hala dış güçler hayaletini ülkemizde gezdiriyorlar."
"Dünyanın en genç nüfusuna sahibiz, en güzel coğrafyada yaşıyoruz bizi çekemiyorlar. Türkiye’nin altı petrol dolu, Türkiye’nin dağları Bor madeni ile kaplı bize düşmanlar. Müslüman’ız bizi sevmiyorlar …"
Kendi kendimize hayali düşmanlar yaratarak sosyal savaş vermekte üstümüze yok.
Bu dış güçler "hayalet gibi ülkemizde geziyorsa" yıllardır hükümetler neredeydi?
Muhalefetler ne yaptı? Devlet ne yapıyor?
"Bir anda dünya meydan okuyoruz. Bir bakmışsınız dünya bize muhtaç. Canımız sıkılınca herkesi düşman ilan ediyoruz." Başımıza ne gelirse adresi dış güçler olarak gösteriyor sorumluluktan kaçıyoruz.
Sanayi gücümüz mü var?
Tarım gücümüz mü var?
Hayvancılık gücümüz mü var?
Turizm gücümüz mü var?
Siyasi gücümüz mü var?
Yaptırım gücümüz var?
Coğrafi gücümüz mü var?
Eğitim, kültür, sanat, spor, politika…
gücümüz mü var?
-Muhalefet ve iktidarı dış güçler mi bir araya getiremiyor?
-Ortadoğu politikamızı dış güçler mi yönetiyor?
-AB sürecimizi dış güçler mi çıkmaza soktu?
-ABD, Rusya, İsrail ile ilişkilerimizi dış güçler mi belirliyor?
-Bankalarımızı, fabrikalarımızı, yollarımızı, sularımızı, madenlerimizi, enerjimizi, telefonumuzu…
yabancı sermayeye işletmesine dış güçler mi verdi?
-Üretim verine tüketici toplum olduk.
-Yabancı sermayenin yatırım merkezi durumuna düştük.
-Eğitimli gençlerimiz ülke dışına çıkıp, bir iş tutmak için yaban ellere kaçıyor
-Üç lira vererek 1 Euro, 1 Dolar alır olduk.
-Yerli ve milli marka yaratma yerine ithal kullanır olduk.
-Bize vize koymayan ülkelerin sayısı bir elin parmakları kadar kaldı.
-Sağlık, eğitim, tarım, hayvancılık, sanayi, siyasi… sorunlarımız bir türlü çözülemiyor.
-Şehirlerimizin kentsel dönüşümlerini hala tamamlayamadık.
-Ormanlarımızı koruyamıyoruz.
-Tüneller, köprüler, yollar, hava alanlarını yabancı sermaye inşa ediyor.
…
Mesele kendi övgümüzle yağlanmak değil. Asıl mesele; Sanayi, tarım, hayvancılık alanında gelişip, bu gelişimi ekonomik, siyasi, sosyal, özgürlükçü temelde halka yansıtıp eğitim, sağlık, sosyal yaşam alanlarında hâsıl olmaktır.
Mesele öldürdük, öldük ile övünme değil. Asıl mesele; ölümler yerine farklılıklarımızla birlikte dirlik içinde özgürce yaşanılır bir ülke ile onurlanmamdır.
Mesele ölümlerin üzerinden öfke saçmak değil. Asıl mesele; Öfkemizi yenerek ölümlerin durdurmaktır. İçte ve dışta barışı sağlamak, halkların birliği, vatanın bütünlüğü üzerinden bayrağın dalgalanmasıdır.
Hadi hayırlısı…

0 görüntülenme

Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…