MEZATA ÇIKARILMIŞ MEDYA

Türkiye'nin demokrasiyi ve bilimi en doğru yol gösterici olarak, Ortadoğu'da kapitalizmin; emir, şeyh, kral rütbeleri verdiği kan emicilerini;

''Besmele görmüş şeytan gibi korkutmuştu.''  Korkuları Türkiye uygarlaştıkça arttı.
Bu korku sadece bu ilkel Bedevilerle sınırlı değildir.

Bu korku batılılaşmayı büyük ölçüde başarmış Batı'nın sömürgeci yöneticilerini hem yenmiş, hem de diğer mazlum ülkelerce örnek alınan bir, Hukuk Devleti Laik Türkiye Cumhuriyeti batı bölgesinin sömürgecilerini de korkutmuştu. 

Bir dönemlerde denediği ama başaramadığı Haçlı Seferleri uygulamasını ''Truva Atı'' görevi ile Siyasi İslamcıları kullanmıştır. 

İki binli yıllarda ilk kez Siyasal İslam tek başına iktidara getirildi. Emperyalizm, Siyasal İslamcıların yönetici kadrolarının dönme Müslüman, dönme Türk olması kuralına da özenle dikkat etmeleri de rastlantı değildir. Osmanlı’da, Divan makamındaki sadrazamların, vezirlerin Anadolu halkından değil, savaşlarda esir alınmış dönmelerden seçilmeleri de rastlantı değildi. Dünya siyasetinde; çoğu kez bir önceki söylediğini bir sonraki sözleriyle yalanlayan temelsiz, tutarsız bir siyasetçi yüz yıl da bir gelirmiş ya, şansımıza 21. Yüzyılda bu lider bize rastladı.  Yirminci Yüzyılın dâhisi Mustafa Kemal Atatürk'e bu unvanı hem savaş hem de uygarlık alanında yendiği düşmanları vermişti. Biri gurur diğeri utanç sayfamız olarak tarihe geçecektir. Yasama yürütme hem de yargı böylesi bir asrın liderine (!) teslim edildi. Şimdi bu asrın lideri denilen parti başkanı yellense yasa sayılıyor.   Yargı, uzun boyu hatırına, kostak kostak önlerinde yürürken telaşla ayağa fırlayıp cepsiz, iliksiz cübbesini ilikleme telaşındaki yargıçlara teslim edildi.  Dördüncü güç Medya onlardan geri kalır mı? Benzin istasyonlarında, marketlerde bedava dağıtılan, iktidar korkusuyla okunmadıkları halde,
yandaş işadamları, bin-bin beş yüz-beş bin adet bu gazetelere   abone olup  paralarını peşin ödemekteler.