Ben yazıyı çay ve kilime benzetirim…

Nasıl ki çay yeterince demlenmezse arzuladığımız kalite ve lezzette olmaz da damağımızda hoş bir tat bırakmaz, dolayısıyla keyif de vermezse; yazı da aynen öyledir.

Kaleme alır almaz servis edilmemeli, demlenmesi beklenmelidir. Bu demleme sürecinde defalarca kontrol edilmelidir. Ne zaman ki aklımız ve yüreğimiz, “Hah işte bu, oldu, şimdi oldu diyerek tatmin olursa, o zaman servis edilmelidir okuyucuya” diye düşünür ve her yazımı mutlaka birkaç gün dinlendiririm. Konusuna göre de değişir bu demlenme süresi. Bir ay demlendirdiklerim bile olmuştur. Önemlidir çünkü, satırlar arasında yanlış bir düşünce, yanlış bir bilgi olmamalıdır, iyi araştırılmalı, iyi düşünülmelidir. Çünkü doğru bilgi, doğru yazım yazanın okuyana borcudur. Vebali vardır yanlışın.