Birinci görevimiz bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi korumak ve kollamaktır. Bu iki unsurun varlığımızın ve geleceğimizin temel taşları olduklarının bilincindeyiz. Cumhuriyet; seçilmiş ya da atanmış ayrımı olmadan, ülkeyi halk adına yönetenlerin, kendilerini, yönetme yetkisini geçici olarak aldıkları halkın üstünde göremeyecekleri, sınırlarını bilmek zorunda oldukları, o sınırları aşmaya hak ve yetkilerinin olmadığını bilmek zorunda oldukları yönetimin adıdır. Ancak; şurası da bir gerçektir. Ülkeyi halktan aldıkları yetkiyle halk adına 2002'den bu yana yöneten siyasî erk son seçimi de kazandı. Ne yazıktır ki bu erk; sınırlarını tanımamakta ve sınırlarını aşmakta hiçbir sakınca görmemektedir. Bu siyasal erk ülkemizi 2002'den bu yana son derece kötü yönetmektedir. Onların ellerinde ülke yönetilmemek bir yana, o gün, bugün savrulmaktadır. Cumhuriyetten yana olanların, egemenliğin kayıtsız ve koşulsuz halkta olduğuna inananların, demokratların en önde gelen görevleri cumhuriyetimizi korumak ve kollamak, bu bilinç ve sorumlulukla bu kötü yönetime karşı ayakta durmak, bu direnişle cumhuriyeti tüm kurum ve kurallarıyla sonsuza değin yaşatmaktır. Güçlerimizi ve inançlarımızı diri tutarak ayakta kalmak, en temel hazinemiz olan bağımsızlık ve cumhuriyetimizi içine düşürdüğümüz bu durumdan çıkarmak başta gelen sorumluluğumuzdur. Bunu yapacak gücümüzün olduğuna inanmak, o gücümüzü damarlarımızda dolaşan bağımsızlık ve cumhuriyete olan sarsılmaz inançtan, o kaynaktan alacağımızı unutmamak konumunda, durumunda ve zorundayız. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına giriyoruz. Hep birlikte, yeni ve daha büyük adımlar atmak zorundayız. Bu adımları atarak cumhuriyetimizi ilkeleri ve değerleri üzerinde yükselen konumuna yeniden kavuşturarak, demokratik ve güçlü bir devlet olan ülkemizi bu cendereden çıkarmaktır birinci görevimiz. Bir olmak ve birlikte olmaktır bunun olmazsa olmazı. Erinç içinde, yoksulluktan ve güçlüklerden kurtulmuş bir toplum olacağız yeniden bu birlik ve beraberlikle. Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu topraklarda yaşayan yurttaşlarımız yasalar önünde eşit ve özgür yurttaşlar olacaklar bu birlik ve beraberlikte. Cumhuriyetimiz 100. yıldönümüne girerken bu birlik ve beraberlikle yeni bir yolculuk ve umut aşamasındayız. Türkiye’mizin geleceğini, cumhuriyetimizin ülkemiz ve halkımız için ne denli değerli olduğunu göstereceğiz yedi düvele. Cumhuriyet düşmanlarına ve onun ilkelerine ve devrimlerine karşı olanlara Kurtarıcı ve Kurucu'nun bize en değerli hazine olarak emanet ettiği bağımsızlığımızın ve cumhuriyetimizin gerçek sahipleri ve bekçileri olduğumuzu bir kez daha göstereceğiz. Bir kez daha! Bu birlik ve beraberlikle. Biz yapacağız bunu. Ulusal egemenliği yok sayan, adalete, hak ve hukuka dayalı, katılımcı ve çoğulcu siyaseti ortadan kaldıran bu karşıdevrimci siyasal erk sınırlarını tanıyacak bu birlik ve beraberliğimizde. Çünkü cumhuriyet; halkı halktan aldığı yetkiyle, halk adına, seçilmiş ya da atanmış yönetenlerin sınırlarını bilmek zorunda oldukları yönetim biçiminin adıdır. Bu yönetimde hiçbir yönetici kendisini yönettiği ülkenin ve halkın sahibi sanma hakkına sahip değildir. Bu aymazlığı gösterdiğinde yurttaş ona sınırlarını anımsatır ve gereğini yapar. Yapmak zorundadır da... İçine düşürüldüğümüz bu güçlükleri, ekonomi, siyaset, hak, hukuk ve adalet, eğitim vb her alanda yaşadığımız bu olumsuzlukları nasıl aşacağımızın bilincindeyiz. Bu bilinç bize sorumluluklar ve görevler de yüklüyor, çok iyi biliyoruz. Dayatılan bu baskıcı yönetim anlayışından, yasaklardan, yolsuzluklardan, yoksulluktan nasıl kurtulacağımızı çok iyi biliyoruz. Nasıl mı? Çok kolay! Birlikte, beraber, kol kola, omuz omuza, yürek yüreğe... Cesaretle, neşeyle, bir orman gibi kardeşçe... Geri adım atmadan, dik durarak ve asla geri dönmeyerek... Kurtuluş Savaşımızı böyle kazandık biz. Bağımsızlığımızı böyle savunduk ve koruduk. Savunma ve koruma görevimizi, her durum ve koşulda sürdüreceğiz. Tam bağımsız Türkiye için, cumhuriyetimiz için en başta gelen görevdir bu bize. „Beraberlik“ ve „Birliktelik“ tir anahtar sözcükler. Beraber yapacağız, birlikte yapacağız. Dört ay sonra, 100. Yıldönümünde cumhuriyetimizi eski gücüne kavuşturarak, hakkın, hukukun ve adaletin gerçek işlevine kavuştuğu bir Türkiye'de yaşamaktır amacımız. Evet; biz bunu yaparız! Yapabiliriz! Beraber ve birlikte yürüyeceğimiz bu yol, yolumuz açık olsun! Ulus olarak biz ne dersek o olacak. İpek bir halıya benzeyen bu cennet ülkede güneş 29 Ekim 1923’te çok güzel doğmuştu. 29 Ekim 2023'te de öyle olacak. Cumhuriyetimizin ve kuruluşumuzun 100. Yıldönümünde her şey çok daha güzel olacak. İnanıyor ve birlikteliğimize güveniyorum.