Kimi insanlar, sık sık olmasa da yalan söylerler. Bu özellikleri onların zihinsel engelli oldukları anlamına gelmez. Ancak; yalan söylemek bir hastalıktır ve tıp dilindeki adı da mitomanidir bu hastalığın. Yalan söyleme hastalığı, mitomani kişilik bozukluğudur. Yalancı zihinsel engelli değildir ama; zihin sağlığı yerinde değildir. Yalan söyleme hastalığı; patolojik hastalık, antisosyal kişilik özelliği, kendini beğenmişlik demek olan narsistik, kendini kabul başkalarına kabul ettirmek, borderline kişilik bozukluğu; yani kişinin düşünce ve algılama biçiminde, insanlara karşı olan duygularında ve ikili ilişkilerinde sorunlara yol açan bir ruh hastalığı gibi kişilik bozukluklarının da belirtisidir. Özellikle de sık sık yalan söylemeye yol açar diyorlar işin uzmanları. yani patolojik yalan, yalan söylemenin alışkanlık durumuna gelmesidir. Ruh hastalıkları demek olan psikiyatride tanımı budur hastalığın. etimolojik köken olarak Yunanca ve Latince sözcüklerinin , bileşik bir addır. Yalan söyleme hastalığı mitomani; kişinin tek hastalığı değildir, başka ruh rahatsızlıkların belirtisi de olabilir. Kimi kişilik bozukluklarının, dürtü bozukluklarının, endişeliliğin, kaygılı olmanın, korkunun ya da depresyonun sonucu da olabilir bu hastalık. Yalancı; hikâyelerini, genellikle insanları etkileyeceğine inandığı bir biçimde süsler. Söylediği yalanın, en azından toplum içinde, doğru olduğuna inanır ve yalanının gerektirdiği biçimde davranır. Bu tipler günlük olağan iletişimlerinde de yalana başvurabilirler. Çoğunlukla bu yalanların gereğine inanırlar. Yalanlar ve abartmalar olmadan konuşamazlar. Daha da kötüsü; mitomanlık yaşamlarının bir parçası durumuna gelir ki; onlar için yalansız ve abartısız bir konuşma ve iletişim sıkıcıdır. Yalanları ve yalancılık onların yaşamlarının merkezindedir. Söyledikleri yalanlara, yalan olduklarını bilseler de, kendileri de inanırlar. Mitoman kişiler, genellikle, yaşamın odak noktası olmak isterler. Tüm dikkatleri üzerlerine çekmek için yoğun bir istek duyarlar. Bu kişiler bunu başarabilmek adına olayları inanılmayacak derecede büyütürler, abartırlar, dramatize ederler. Yalan onlar için bir zorunluluktur. Önce kendilerini inandırırlar yalanlarına. Yalanları yakalandığında, yalancılık hastalarının davranışları değişir, yalan söyledikleri gerçeğini göz ardı ettirmeye çalışırlar. Mitomaniyi yenebilmeleri için psikiyatri uzmanlarından destek almaları zorunludur ama; genellikle kendiliklerinden istemezler o desteği. Ailesinin yardımı olmazsa olmazıdır bu işin. Mitomanik kişilerin yalan söyledikleri fark edildiğinde, konuşmayı daha fazla sürdüremez, sonlandırırlar. Çünkü; yalan söylemeyi sürdürürlerse kendileriyle konuşulmayacağını bilirler. Bu durum onlar açısından yararlıdır da.  Onlara gösterilen bu tepki mitomanları doğruyu söyleme alıştırabilir. Yalan söylemek hastalık mıdır? Hastalık olmasa da son derece önemli kişilik bozukluğudur yalancılık. İnandırıcı olmaya çalışırlar, inandırma yetenekleri yüksektir. Onlarla, ne denli sinir bozucu olurlarsa olsunlar, bir yalancıyla karşılaştığımızda öfkemizin bizi yenmesine izin vermemeliyiz. Öfkemize zincir vursak da mitomanın yalanlarının bizimle ilgili olanlarını gözden kaçırırsak zararını yalancı değil, biz görürüz. Eğer o yalancı son derece önemli bir görevdeyse ona destek olunmaz. Yapılması gereken onun yaptığı o önemli işi, zaman yitirmeden bırakmasını sağlamaktır. Tıbbi yardım istemek bizim değil, mitomanın işidir. Yapar ya yapmaz, kendisinin bileceği iştir. Bütün bunları neden mi yazdım? Çünkü; inandığım, güvendiğim, başarısı için karınca kararınca, çorbasında benim de bir tutam tuzum olan, üyesi olduğum, gönül bağıyla bağlı olduğum, tedavisi olanaksız bir hastalık derecesinde tutkun olduğum partimin genel başkanının yalancı olduğu gerçeği çarptı bir şamar gibi yüzüme. Yazmamın nedeni içinde bulunduğum durum, yaşadığım düş kırıklığıdır. Bu durumdan çıkmam, bu düş kırıklığını atlatmam kolay olmayacak...