Başlarken belirtmek zorunda olduğum bir durum var. Ben; CHP'nin kayıtlı üyesiyim. Genel Merkez'den onaylı parti kimlik kartı taşıyorum. O nedenle de tarafsız değilim, olamam. CHP'den yana tarafım. Bu açıklamadan sonra başlıktaki soruları, kendi bakış açımdan, yanıtlayayım. Parti; seçim öncesi ve sonrasında yaptığı tüm yanlışlardan ders almalıdır. Öz eleştirisini yapmalıdır. Bu; parti açısından son derece önemli bir sorumluluktur. Parti bu sorumluluktan kaçamaz. Bunu yapmazsa değişmez, değişemez. Sorumlu olanlar yönünden sorumluluğu kabullenmek zorunluluktur, özveri falan değildir. Parti; tabandan tavana sorumludur. Ne taban ne de tavan hiçbir şey olmamış gibi davranabilir. Taban da, tavan da gerçekle yüzleşmek zorundadır. Gerçeklerle yüzleşmeden sosyal devleti kurmak ve işletmek olanaksızdır. Taban ve tavan laik, demokrat, çağdaş, haktan ve hukuktan yana, adaletli bir düzenin kurulmasının ve korunmasının tek yolunun bu olduğu bilincinde olmak durumundadır. Cumhuriyeti kuran partimiz hem cumhuriyetimizin, hem cumhuriyet devrimlerinin gerçek sahibi ve bekçisi olduğunu aklından tek saniye bile çıkaramaz. Parti; onların doğruluğuna ve gereğine tüm kurum ve kişilerden daha çok güçlü inanmak zorunadır. Cumhuriyetimiz ve bağımsızlığımız bizim en temel güven kaynağımızdır. Parti onları koruyacak ve her türlü karşı girişime karşı da, tüm gücüyle savunacaktır. Kaybedilen son seçim için savunmasını yaparken seçimde yapılan haksızlıkların, eşitsizliklerin, usulsüzlüklerin ardına saklanma hakkı yoktur partinin. Cumhuriyet’imiz 100. yaşına girerken parti; Cumhuriyet’imizle sorunları olan, kurucu kadrosuna düşman, cumhuriyetin tüm kazanım ve değerlerini aşındırmış kurum ve kişilere karşı kaybedildi bu seçim. Yüzleşilmesi gereken, acı gerçek, can yakıcı gerçek budur. Bu seçimin kazanılması zorunluydu cumhuriyetimiz 100. yaşına girerken. dediler. Halkımızın yarıdan çoğu yokluğuna, yoksulluğuna, açlığına, güvensizliğine karşın, cumhuriyet ve bağımsızlığımızla sorunları olanların bu yalanlarına inandılar. Bu sonuç partimizin, paydaşlarıyla, ittifak ortaklarıyla inandırıcı olamadığının, yokluk ve yoksullukla boğuşan halkımızın güvenini kazanamadığının çok belirgin kanıtıdır. Partimize ve paydaşlarına ülke yönetimini güvenmeyen ve kötücül ittifakı yeğleyen halk, yaptığı bu yanlışlığın faturasını çok ağır ödemek zorunda olduğunu yaşayarak görüyor. Bu durumun gelecekte daha da ağırlaşacağının da farkında. Ama atı alan, bir kez daha ve yeniden Üsküdar'da... Ne yaparsa değişir parti? Yanlışlarını kabullenirse, yanlışlarından ders çıkarırsa, yanlışlarıyla yüzleşirse, öz eleştirisini yaparsa, yanlışlarının sorumluluğunu yüklenirse, yanlışlarının hesabını verirse olur bu. Parti kuruluş ayarlarından uzaktadır ne yazık ki. O ayarlar partinin simgesi olan altı oktadırlar. Devrimcilik, laiklik, devletçilik, milliyetçilik, halkçılık ve cumhuriyetçiliktir o kuruluş ayarları. Parti; saniye zaman yitirmeden, Kemalist sol çizgide, sosyaldemokrat bir parti olduğunu, en açık, en anlaşılır biçimde duyurmalıdır halkımıza. Ezenin ve ezilen olmadığı, hakça bir düzenden yana olduğuna inandırmalıdır halkımızı. Bu güveni vermelidir onlara ve bu yolla onların güvenini kazanmalıdır. Çağdaş ve uygar dünyada yer alabilmenin anahtarı budur. Yaşam ilkesiolan devlet olduğumuzu tüm dünyaya göstermenin yolu da budur. Eğri otursak da doğru konuşalım; parti iş başındaki genel merkez yönetimi ve yöneticileriyle bunu sağlamaktan çok uzaktadır. İş başındaki yönetim partiyi kuruluş ayarlarına döndürmemekte ısrar ediyor ne yazık ki... O nedenle de partinin, yukarıda özetlediğim işleri yapacak, yeni bir yönetime gereksinimi vardır. Bu nedenle değişim kaçınılmazdır, değişim için cesaret zorunludur. Hiç kuşkusuz ben de; yukarıda anlatmaya çalıştığım bir ülke olması, olabilmesi için, ülkeyi partimin yönetmesini isterim. Bu olmuyorsa, seçmenlerin yüzde yirmi beşinin oyunu alan konumda kalacaksa da parti, kuruluş ayarlarından ödün vermemelidir, veremez... Ülkenin çok güçlü bir muhalefete de gereksinimi olduğunu gözden ırak tutmamalıyız, tutamayız. CHP; Kemalist solda olduğunu, sosyaldemokrat olduğunu söylemekten korkan bir anlayışla yönetilemez. Soldan korkanlar tarafından yönetilemez. Soldan korkulmaz! Solumuz, sol yanımız dinimiz, imanımızdır bizim...