
0 görüntülenme
ZEYTİN AĞAÇLARI VE MERMER OCAKLARI…
Sonunda tatil bitti. Klavyemizin başına döndük. Kuzeyden, güneye yaptığımız yolculuklarda pek çok yazacak konu biriktirdik. Baştan sona İlginç olaylar yaşanan bir ülkeyiz.
Bugün ciğerlerimiz kim bilir hangi hain ellerce yakılırken, her şey henüz tam anlamı ile çözülememişken biz Mermer ocağı için Zeytinliklerin yok edilmesi ile ilgili yapılanlara değinmeyi doğru buldum.
Değer yargılarımız bile taş devrine uygun olduğu için yazılarıma önce mermer ocakları ile başlamalıyım diye düşündüm.
Hoş,
Zeytinlikler kesilip; mermer ocakları açıldıktan sonra çıkan parçalar çoğunlukla ülkemizde işlenmiyor. Başta İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerdeki atölyelere gönderildiğinden yıllardır şikayetçi olmamışız. Neymiş? Döviz geliyormuş.
Bir ülkeden diğerine yok pahasına satılan yeraltı zenginliklerini duyunca üzülür, kahrolurum. Bir zamanların köle tüccarlarını anımsarım.
Peki mermerlerimiz çok mu kaliteli de bu ülkelere gönderiyoruz?
Elbette mesele kalite meselesi değil. Satın alan ülkelerin çoğunda mevcut mermerler kalitesiz mi? Hayır.
Gezip gördüğüm ülkelerde hiç te böyle bir durum söz konusu değil.
Asıl mesele zaten az sayıdaki Doğal güzellikleri tahrip etmemek, tarıma elverişli arazileri bozmamak…
Türkiye’de bozulsa ne olur? Kimin umurunda olur…
Bir şey olmaz. Türkiye’de bugün değer görmeyen tarımsal veya kültürel bir alan daha öldürülmüş olur. Türkiye’nin dünya pazarlarına sunduğu bir pay biraz daha azaltılmış olur…
Sökülen zeytin ağaçlarının ürünlerini iki üç misli fiyata dışardan getirtmek zorunda kalırsınız…
***
Kesilen ağaçlar ne olur? Bilmiyorum. Bu konuda bilgim yok.
Sakat bir zihniyet zeytin ağacının odununun bile işe yaramadığını, yakacak olarak kullanmaya bile elverişli olmadığını iddia ediyor.
Yakılmaz tabii… Zeytin ağacı zeytin vermek için bu dünyaya armağan edilmiş, kadim medeniyetlerin bile “Tanrıların ağacı” olarak kabul ettikleri, barışın sembolü olmuş, Yakmak için değil, yaşatmak için yaratılmış en uzun ömürlü ağaçlardan biridir.
Peki sökülen ağaçların yerleri dolduruluyor mu?
Hayır.
Böyle bir uygulama yok.
Geride çukurlar, insan sağlığına zararlı toz ve taş parçaları olduğu gibi bırakılıyor. Dünyanın yıkılıp yeniden dirileceği sonsuzluk dilimine kadar bir bekleyişe geçiyor. Ne korkunç değil mi? Dünyanın yüzüne bir yara açıyorsunuz ve yarayı açık bırakıp gidiyorsunuz.
Yıllar önce bir dostumun deniz kenarındaki evinin bahçesinde yaşını bilmediğim, özenle korunan, üç kişinin el ele tutuştuğu halde gövdesini sarmakta zorlandığı bir zeytin ağacı ile tanışmıştım.
Ona sarılmış; eski bir dosta kavuşmuş gibi onunla sohbet etmiştim.
“Zeytin ağacı ile sohbet edilir mi?” demeyin.
Bir deneyin. Bakın nasıl rahatlıyorsunuz…
***
İtalya ve Yunanistan’a gittiğimizde geçtiğimiz yerlere serpiştirilmiş ağaçlara hayran kalmıştım.
Buralar nasıl korunuyor. Nasıl bakılıyor? Diye sorgulamıştım. Aldığım cevaplar maalesef bizde olmayan bir öngörüyü ve sevgiyi ortaya koymuştu. “Sizde kılıç zoru ile, bizde akıl yolu” diyerek hatırlatma yapmışlar, Fatih Sultan Mehmet’in fermanından ilham aldıklarını belirtmişlerdi.
Sizde yolunuz güzel ağaçların olduğu bir yere düşerse lütfen bir sorgulayın.
Hele-hele Verona, Padova, Siena gibi bölgelerde birbiri ile kardeşçe yükselen rengarenk yapraklı ağaçların yer aldığı küçük koruları, onların insana huzur veren görüntüsünü içinize sindirin. Mesela Akçay-Bergama arasındaki kalem gibi fıstık çamlarının yer aldığı kısa koruların gölgesinde bir mola verin.
Sonrada kendinize sorun bakalım.
Hangisi daha değerli?
Mermer ocaklarımı değerli yoksa Zeytinlikler mi?
Bir cevap bulabilecek misiniz?
Bulursanız bana da yazın.
Taner TÜMERDİRİM
[email protected]



Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…