
0 görüntülenme
NASIL BİR DEĞİŞİM
Türkiye'de yönetim biçimi büyük ölçüde değişti.
Cumhuriyetimizin kurumlarının, hanidiyse tamamı ve laiklik ilkesi, ülkeyi çeyrek asra yakındır yöneten siyasal İslam anlayışına göre değiştirildi.
Bu yönetime „Yorgun“ yaftası vuran aymazlar tanımsız bir yanılgıdadırlar.
Bu saptama yanlıştır.
Yönetimi elinde tutan ittifak laiklik ilkesini katı ve dışlayıcı bulduğunu söylüyor.
Yurdun en önemli ve gerçek sorunu da buradadır.
Laiklik; çağdaş, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Laiklik olmadan demokrasiden sosyal devletten söz edilemez.
Laikliği eksik bırakmak demokrasiyi ve sosyal devleti kadük duruma düşürür.
Devletin, tüm kurumlarının, özellikle de eğitim kurumunun, toplumsal yaşamın dinsel bir anlayışla düzenlendiği ülkelerde laiklik de sosyal devlet de işlevsizdir.
Bu ilkeden ödün veren ülkenin yönü, ortaçağa dönük olarak değişir.
Yolu ve yönü şaşar o ülkenin.
Sözü buradan isteyen CHP'lilere getirelim.
Değişimciler; diyorlar.
Sloganları
Onlara göre iktidar yorgun...
Halkın kutuplaşmalardan, başımızı döndüren siyasal çalkantılardan, ekonomik sıkıntılardan, pahalılıktan ve adaletsizlikten bıktığı görüşündeler.
Muhalefetin bu durum karşısında yetersiz kaldığını ileri sürüyorlar.
.
Bu yanlışlarından dersler çıkararak ulusun değişim isteğini yaşama geçirecek bir siyaseti öngörüyorlar.
Taze, cesur, dönüştürücü bir anlayışla ülkeyi bu karanlık tünelden çıkaracak bir siyaset için istiyorlar.
Çözümün yerelden ulusala, ulusaldan küresele doğru cesur ve yaratıcı çözümlerle olacağına inanıyorlar.
Çevre krizine karşı doğayı, yoksulluğa karşı kamucu politikaları, kutuplaşma yerine toplumsal kucaklaşmayı, tüm zenginliğiyle kültürel ve tarihi mirasa ayrım gözetmeksizin sahip çıkmayı, toplumla etkin bir iletişim içinde bir siyasetle yürütmeyi öneriyorlar.
Güvenilir ve sürdürülebilir bir ekonomi yaratarak, güçlü temelleri olan yaklaşımlarla ve toplumda gittikçe derinleşen gelir eşitsizliğine kalıcı çözümler üreten etkili sosyal politikaları, zaman yitirmeden, gerçekleştirmekten söz ediyorlar.
Hep beraber çalışmayı, üretmeyi, sosyal adalet ışığında, kaybedenleri ve ezilenleri önceleyen paylaşımcı bir anlayışı öngörüyorlar.
CHP’nin, kuruluş ilkeleri ışığında, emeği önceleyerek toplumun gerek örgütlü gerek örgütsüz kesimleriyle güçlü bağlar kurmasının önemini vurguluyorlar.
'ten söz ediyorlar.
Türkiye'nin bölgesel ve küresel lider olmasını sağlayacak demokratik bir liderliğe gereksinimini dile getiriyorlar.
Değişen Türkiye'de;
„Z
diyorlar.
Diyorlar da; ne var bu söylediklerinin içinde ne



Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…