Sormadan edemiyorum. Ülkemizin içine düşürüldüğü bu çağdışı durumun tek sorumlusu AKP, onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Erdoğan’ın kurduğu Cumhur İttifakı'nın paydaşları mı? Bu durumun ortaya çıkmasında; 14 Mayıs 2023 seçiminden önce, Türkiye’de kadınların başörtüleriyle ilgili bir sorun varmış gibi, kadınların giyinmeleri konusunu yasal güvenceye bağlama Kadının başörtüsü konusu da tartışmalı işin gerçeği. Bu sorunu İran kökenli din adamı Musa es Sadr, Lübnan’da sürgündeyken ortaya atmış. Bizde de İhsan Doğramacı kadının başını örten o nesneyi başörtüsünden ayırmak amacıyla adını koymuş. Siyasî İslamcıların çantadan çıkardıkları bir örtüden başka bir şey değil yani. Ülkenin yaşadığı son seçimlerden birkaç ay önce; adına denilen okullar önerisi getirilir. Türkiye bu duruma ülkeyi 2002'den bu yana yöneten kifayetsizler ve onların her konumdaki paydaşları tarafından değil; her konumdaki muhalefetin, özellikle de CHP’nin, akıldışı tutumuyla düştü, düşürüldü. Peki bu iklim bizi nereye götürür? Sorunun yanıt belli... Sonumuz Var! Bunu kotaramazsak, bizde demokrasi olmaktan öte bir anlam taşımaz. Bunu kotaramazsak, ülkenin geleceğini sandıktan çıkan Süleymanlar belirler. için ilk adım; insanımıza insan olduğunun bilincini kazandırmaktır. Bu bilinç; onu var olduğu gerçeğine götürür. Bu bilinç; onun var olduğunu yadsıyan anlayışın gözüne sokar o gerçeği. Bu bilinç; onu, ileriye doğru gidebilmesi için, demokrasinin nasıl olması gerektiğini bilen insan yapar. Bu bilinçle zorunlu olan ikinci adımı atar. Örgütlenmek; insanları çeşitli toplumsal eylemlerle, iş başındaki yönetim karşısında bir baskı organı konumuna getirir. Yönetim karşısındaki bu baskı organı yönetimi sorunların çözümüne zorlar. Örgütlü toplumda insan; kadın, çevre, barış hareketleriyle nükleer enerji ve küreselleşme karşıtı eylem ve etkinliklerle siyaseti etkiler. bu adımlarla gelişir. Bu gelişmenin sonucu; insana saygılı, çağdaş ve batılı anlamda demokrasidir. yaşama geçirmek zorlu bir uğraştır. Bunu göze almak; demokrasi arayışında sandığa, askeri darbelere, sonuçta siyasal ve ekonomik oligarşiye son verecekse eğer; değmez mi? Demokrasimiz son drece tehlikeli bir dönemece girdi son 21 yılın sonunda. Bu durum bizim en öncelikli derdimizdir. Bu dert; bunun bilincinde olanlara, bana, sana, ona, bize siyaseti etkilemek, dahası belirlemek için çok önemli görevler yüklemektedir. bilinciyle yaşamın her alanında örgütlü insanlar olarak toplumsal yaşamı belirlemek için yerine getirilmesi zorunlu görevlerdir bunlar. siyasal partilerle geleceğimizin belirlendiği bir yaşama biçimine boyun eğmeyenlerin, örgütlenmeyi masadan salona, alanlara, sokağa, ormana, fabrikaya, kırsala, okula, kampusa taşıyanların, her yerde eylemleriyle özne olanların, edilgen değil, etken olanların muhalefetidir. gerçekleştiremezsek; ulus devlet olmaktan çıkarız. Dinci imparatorluğa dönüşürüz. yaşama geçiremezsek, önlenemez bir noktaya doludizgin sürüklenir olan cumhuriyeti yaşatamayız.