
0 görüntülenme
BERLİN’İN YENİ BAŞKONSOLOSU; İLKER OKAN ŞANLI
Biz Bodrum’u, Bodrum hâkimesinin türküsü ile tanırız. Çökertme türküsü ve Halikarnas Balıkçısı ile tanırız. Acıklı hikayeleri vardır bu türkülerin. Yaşanmışlıkları anlatır hikâyeleri. Hikayelerde, sevgi vardır, aşk vardır, ihanet vardır, sürgün vardır ve de intihar vardır. Bodrum Hâkimesi halkın bağrına bastığı bir Hâkimedir. Halktan biridir. İntihar etmiştir. Neden intihar ettiği tam olarak bilinmez. Değişik hikayeler dilden dile dolaşır durur.
Bodrumlular erken biçer ekini
Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hakimi
Nasıl astın Mefaret Hanım ipe de kendini
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini
Çökertme türküsünde de aşk vardır, ihanet vardır, intikam vardır. Sevenler bu türküde de kavuşamazlar. Halil Efe idam edilir. Halk yine yas tutar. Halil Efe halk arasında sevilen bir delikanlıdır. Kan davası yüzünden Van’dan kaçmış ve Bodrum’a yerleşmiştir. Namus meselesi yüzünden kız kardeşini öldürmek zorunda bırakılmıştır. Geleneğin kurbanı olmuştur. O da sevmiştir. Sevilmiştir de. Sevdiğiyle kaçarken ihanete uğramış, çıkan çatışmada yaralanmış ve kaymakamın emriyle de idam edilmiştir. Aşk böyle bir şeydir. Yeri gelir uğruna can verirsin yeri gelir can alırsın…
Çökertmeden çıktım da Halil’im
Aman başım selamet
Bitez de yalısına varmadan Halil’im
Aman koptu kıyamet
Kolcular geliyor Halil’im
Nerelere kaçalım
Teslim olmayalım Halil’imAman kurşun saçalım
Burası da Aspat değil Halil’imAman Bitez yalısıYüreğime ateş saldıAman kurşun yarası
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’dır. Bodrum'un Antik Çağ'daki adı olan Halikarnas’ı mahlas olarak benimsemiştir. Bodrum'da balıkçılık dahil çeşitli işlerde çalıştı. Roman ve hikaye yazarıdır. Eserlerinin büyük kısmını da Bodrum’da yazmıştır. Cevat Şakir'in üç evliliğinden beş çocuğu olmuştur. Çocuklarının orta öğrenim çağına gelince, o yıllarda bu kasabada ortaokul bulunmaması sebebiyle ailesini İzmir’e nakletti. 13 Ekim 1973'te İzmir'de kemik kanserinden öldü. Vasiyeti üzerine Bodrum'a gömüldü.
Cevat Şakir asker kaçakları ile ilgili yazdığı bir yazıdan dolayı Bodruma sürgün edilmişti. Sürgünden sonra İstanbul’a dönmesine rağmen Bodruma geriye dönmedi. Çünkü o Bodrum’a aşıktı. Çok sevmişti Bodrum’u. Aşkının solmaması için, yurtdışından getirttiği bitki tohumlarını Bodrum’un dört bir yanına ekmiş ve Bodrum’un yeşilini çoğaltmıştır.
Muğla bölgesinde Yörükler yaşar. O yöre yörük yurdudur demek yanlış olmaz. adlar ile anılan Yörükler bu yörelerde yaşamıştır ve yaşamaktadır. Türkmen/Oğuz boylarıdır Yörükler. Türkiye’nin temel taşları.
Aslında Balıkesir’den Mersin’e kadar o şerit Yörüklerin kendilerine mesken edindikleri yerlerdir. Deve güreşlerinin Aydında yapılması tesadüfi değildir…
Berlin’e yeni bir başkonsolos gelmiş dediler. Halkıyla bütünleşen sevdiğimiz-saydığımız Olgun Beyefendi’den boşalan koltuğa oturacakmış. Olgun Beyefendiyi izine gitmeden önce uğurlamıştım. Âdettendir giden uğurlanır gelene de hoş geldin denir. Ben de yanıma Ünal Oğuz’u alarak yeni gelen başkonsolosumuzun kapısını çaldım. Randevuyu Nihan Hanımefendiden almıştım.
Başkonsolos bizleri kapının dışında karşıladı. Türklerin âdetindendir. Misafir kapının dışında karşılanır. Beyefendi de öyle yaptı.
Başkonsoloslar tarafından azarlandığımız, horlandığımız, iş için randevu bile alamadığımız zamanlar olmuştu Berlin’de. Şimdi kapının dışında karşılanıyoruz. Bu ne büyük saadettir. Devletiyle halkı bütünleşmiştir. Aradığımız ve özlediğimiz manzaralar bunlar.
Bakın başımdan geçen bir olayı anlatayım. Hiç unutmuyorum, kızım Dilruba doğdu (1989). İsmini kaydettirmek için konsolosluğa gittim. O zaman Kudamm’da idi konsolosluk. İkinci katta. Daracık bir salonda üst üste sıra beklerdik. O ağır ter ve nefes kokusundan baygınlık geçirecek hale gelirdik.
Alman nüfus dairesinden aldığım doğum belgesini verdim nüfus kayıt memuruna camdaki o özel açılmış delikten. Şöyle bir okudu.
-“Bu ismi kaydedemem, başka bir isim söyle” dedi.
-Ben babasıyım çocuğun ismini ben koydum, dedim.
-Bu isim bizim elimizdeki kitapta yoktur. Bu ismi kaydedemem” dedi ve doğum belgesini camdaki delikten şöyle attı. Defol git der gibi…
Ben önce bir açıklama yapmak istedim, o “sıradaki” deyince sesimi yükselttim. Bana hakaret edemeyeceğini ve isim konusunda da bana babalık öğretemeyeceğini söyledim. Kavga büyüdü. İçeriden başkonsolos çıktı geldi. O da nezaket dışı bir ifade ile aynı şarkıyı söyleyince;
Başkonsolosa sordum, şimdi bu ismi siz buraya yazarsanız sonuç ne olur?
-Seni Türkiye’de mahkemeye verirler” dedi.
-Peki siz. Bu ismi yazın ve beni Türkiye’de mahkemeye versinler, dedim. O zaman TFD Televizyonunun Genel Yayın Yönetmeniyim.
-Peki kabahat bizden gitti. Yazın ne istiyorsa verin eline gitsin.”
O biraz önceki tafrasından yanından geçilmeyen memur ismi yazdı ve belgeyi elime verdi. ‘Dilruba Hayrunnisa KAM’. Kızımın o ellerinde bulunmayan ismi.
O günden bugüne kadar kimse beni, çocuğunun ismi bizdeki defterde yok. Seni mahkemeye veriyoruz demedi. Sene 2023.
Evet biz Berlin’de böylesine cazgır devlet memuru ve cazgır ve halkına tepeden bakan, halkının değerlerini küçümseyen “monşer” başkonsoloslar da gördük.
Elhamdülillah bugün aynı devletin Başkonsolosu bizi kapının dışında karşılıyor. “Hoş geldiniz.” diyor, yer gösteriyor, çay ikram ediyor ve bizimle yârenlik ediyor. “Bodrumluyum ve Bodrum’un şu köyündenim.” diyor. “Muğlalıyım veya İzmirliyim.” de diyebilirdi. Serde Yörüklük de var elbet.
Ben önce derneğimizi, dergimizi ve yaptığımız faaliyetleri anlattım kendisine. Dikkatle dinledi. Zaman zaman sözümü bile keserek sorular sordu. Bizi daha yakından tanımak istediği belliydi.
Sonra kendisini tanıttı.” Ben İlker Okan Şanlı; Bodrum’luyum. İzmir’de doğdum. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Dışişleri Bakanlığımıza 2007 yılında katıldım. Dışişleri Bakanlığımızın merkez teşkilatında Siyaset Planlama, Güney Asya ve İnsan Kaynakları/ Personel dairelerinde çalıştım. Sırasıyla Afganistan, Fransa (Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği), Mısır’da ve İsviçre’de görevlerde bulundum. 11 Eylül 2023 tarihi itibariyle Berlin Başkonsolosu olarak göreve başladım. Evliyim iki çocuğum var. Eşim de benim gibi diplomat. Berlin’i, daha yeni olmama rağmen çok sevdim. Tıpkı Türkiye gibi. Sokakları cıvıl cıvıl.”
Bodrum’u, bundan sonra sadece Hâkime Mefaret hanımıyla, Çökertme türküsüyle, Halikarnas Balıkçısıyla değil, Başkonsolos İlker Okan Şanlı’sıyla da tanıyacağız.
Rüştü Kam





Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…