Mâni Yolu
Eğin (Kemaliye)'deyiz. Yokuş yukarı yürümeye devam ediyoruz hedefimizde ‘Mâni Yolu’ var. Kadınların özlem ve hasretini dile getirdikleri manilerin direklere asıldığı yol.
Eğin kadınlarının mânileri ilçenin tarihsel geçmişi için önemli bir yer tutarmış. İlçenin kadınlarının; ekmek parası kazanmak için gurbete giden kocalarına, nişanlılarına ya da sevgililerine olan özlemlerinin sesiymiş mâniler. Gurbet yolu bekleyen kadınların bir süre sonra dili çözülüverirmiş. Başlarlarmış mâniler söylemeye. Özlem varmış, hasret varmış, gözyaşı varmış o mânilerde. Yaşanmışlık varmış o mânilerde. Kolay değildir elbet sevgilinin yolunu beklemek. Gözünüz hep kapıda olur. Kapının çalınmayacağını bildiğiniz halde kapıda olur. Sevgilidir, sevdiğin insandır beklenen. Sonra da çaresiz uzanırsın yatağa. Bazen göz yaşı dökerek bazen de mâni söyleyerek. Eğinli kadınlar da öyle yapmışlar. Mâni söylemişler. O maniler toplanmış yazılmış, çizilmiş bugüne kadar gelmiş. İyi Ki gelmiş iş.
Eğin Belediyesi de o manilerin ve o günlerde yaşananların unutulmaması için, geçmişi yâdetmek için şehrin en yukarısına mâni yolu yaptırmış. Mânileri yaşatmak için yaptırmış “Mâni Yolu”nu. Ne de güzel yapmış, anlamlı bir icraat.
Önce mâniler seçilmiş, sonra yazdırılmış, sonra da onların asılması için özel direkler hazırlanmış ve o direklere özenle asılmış. Amaç mânileri ve mânilerin yazılmasına sebep olan o yaşanmışlıkları nesilden nesile aktarmakmış. Geçmişle olan bağın kopmaması için özel bir gayret sarfedilmiş.
Düzce’de aşçılık meşhur olduğu gibi Eğin’de de kasaplık meşhurmuş o zamanlar. Eğinin toprağı yok. Hayvancılık ve kasaplık halkın geçim kaynağıymış. Ruhsatlı kasapmış Eğin kasapları. Eğinli kasaplar ülkenin her tarafından, İstanbul’dan, bilhassa saraydan davet alırlarmış.
Onlar da ekmek parası için, yavuklularını, çocuklarını, annelerini, nişanlılarını Eğin'de bırakıp tutarlarmış gurbetin yolunu. Uzun süreli ayrılıklar bir süre sonra kadınların canına tak edermiş. Alırlarmış kalemi ellerine ve başlarlarmış mani yazmaya...
Bizim Almanya’ya gelişimiz gibi. Erkek ekmek parası için gurbete yelken açıyor eşi veya yavuklusu da hasretini manilerle dile getiriyor. Ne güzel duygular bunlar. İçinde hüzün barındıran duygular:
“Ağam gönderdiğin yazmayı yaktım,
Çürüttüm ömrümü yoluna baktım
Ela gözlerini sevdiğim ağam
Ya senin tecellin ya benim bahtım...”
***
“Yârim kemer takmış ince beline
Gurbetin yolunu almış eline
Yazık şu EĞİN‘in gelinlerine
Bakarlar gençlikte gurbet yoluna.”
Mâni yolunu boydan boya geçtik. İstisnasız her mâniyi okuduk. Mâniler belirli aralıklarla asılmış direklere ve numaralandırılmış. Herkes bir numara tutuyor aklından, numaranın asılı olduğu direğin yanına geldiğinde o mâniyi eşi için okuyor. Zevkle okuyor ve sonra da birbirlerine sarılıyorlar, sanki kendilerine yazılmış gibi, gülüşüyorlar, sonra başka bir mâninin peşine koşuyorlar. Ne kadar hoş bir şey insanları mutlu etmek.
Onların o mutluluklarını görünce, kendime pay çıkarıyorum; yaptığım işin çok güzel ve anlamlı olduğunu görüyorum ve gururlanıyorum. İnsanları ülkemin güzellikleriyle, tarihiyle, kültürüyle tanıştırıyorum. Gurbette çalışan, memleket özlemiyle yanıp tutuşan insanlara ülkelerini tanıtıyorum. Kendilerinde olanları gösteriyorum onlara. İnsanların o mutluluğunda benim az da olsa payım var. Gerçekten ben mutluluğu hakkediyorum. Ben bu gezileri düzenlemeseydim bu insanlar nereden buralara gelipte, bu güzellikleri yaşayacaklardı. Paranın olmasıyla falan izah edilebilecek bir mutluluk değil bunlar. Nice parası olan insanlar var, sıkıntı içinde yaşıyorlar. Mutluluğun tadına varamadan terki diyar ediyorlar bu alemden… Bu yapılanların kıymetini bilenler ve takdir edenler vardır, olacaktır elbet.
Bana mâni okuyacak birisi olmasa da ben orada benim için okunan bir mâninin olduğunu hissettim. Ve ben de öbür aleme uğurladığım sevgilim için aklımdan bir numara tuttum ve onun için bir mâni okudum:
“Fidan diktim söküldü
Yaprakları döküldü
Ellerin yâri geldi
Benim boynum büküldü.”
Mâniler kısa özlü söz öbekleridir. Mâni yakmak, mâni söylemek kolay bir şey değildir. Bazı sakız firmaları bile sakız ambalajlarının içine mâniler koyarlar. Bu mâniler daha çok aşk ve sevgi içeriklidir. Belki birileri alıp okur da etkilenir diye düşünülür, neden olmasın.
İnsanlar mâni söylerler ya da yakarlar. Bir anda gelir akla o sözcükler. Ama zamanla o an söylenen o sözler mâni olur tarihe geçer, toplumların hafızalarında söylene söylene de yaşamaya devam eder. Bazen de türkü olur dilden dile dolaşır. Belki biraz şekil değiştirir, söylendikçe yeni içerikler kazanır ama özü hiç değişmez.
Günümüzün erkek- kadın ilişkisini düşündüğümüzde geçmişin Eğinli erkeklerinin oldukça şanslı olduğu görülüyor. Eğinli kadınların özlemini, hasretini ve aşkını nesilden nesile aktarıyor Mâni Yolu’ndaki o mâniler. Mânidar bir şekilde...
Rüştü KAM



Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…