Adı üstünde isyandır. Başkaldırıdır. III. Enternasyonel de; „Cumhuriyet Devriminin henüz ilk yıllarında, Hilafetin kaldırılmasının hemen ardından patlak veren, Diyarbakır merkezli şeriatçı bir kalkışmadır.“ der bu başkaldırı için. Başkaldırı; Kürt yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları bölgede başlatıldığı için, onlar açısından “Ulusal bir özgürlük mücadele” olarak değerlendirilse de... Neresinden bakılırsa bakılsın, bu değerlendirme doğru değildir. İslamcılar ve Türkiye sağının bir bölümü ne denli sahiplenirlerse sahiplenseler başkaldırı şeriatçı bir düzen kurma amacıyla başlatılmıştır. Halifelikten yana bir başkaldırıdır. Şeyh Sait’in lojistik desteği İngilizlerdendir. Onlar; Şeyh Sait'i kendileri için planladıkları Ortadoğu politikalarında kullanmışlardır. Şeyh bu başkaldırıyı şeriat ve hilafet düzenini yeniden getirmek amacıyla başlatmış olsa da, başkaldırının ardında ne şeriat vardır, ne de hilafet. İngilizler bu başkaldırıdan yararlanarak Irak'ın petrol bölgesine oturmuşlardır. Başkaldırıya ilişkin eldeki bütün temel bilgi ve belgeler bunun kanıtıdırlar. İngilizler yalnız Şeyh Sait'i değil, bu politikaları için Osmanlının son padişahı ve İslam’ın halifesi Vahdettin’i de kullanmışlardır. Son padişah ve İslam’ın halifesi de destekler Şeyh Sait'in bu başkaldırısını. Vatan haini padişah, İslam’a ihanet eden halife sonunda bir İngiliz gemisine binerek yurdundan ve İslam dünyasından kaçmıştır. Nakşibendî Şeyhi Sait, isyana katılan dava arkadaşı Seyit Abdülkadir; İngilizlerin lojistik desteğiyle silahlı başkaldırıyı 13 Şubat 1925 günü, Diyarbakır’ın Eğil Bucağı'na bağlı, günümüzdeki adı Dicle olan Piran Köyü'nde başlatır. Başkaldırının amacı hilafeti kaldıran ve şeriat düzenini yıkan Cumhuriyeti ortadan kaldırmaktır. Şeyh Sait; başkaldırıya halkı da çağırır. Çağrısında halka seslenerek; “Halife sizi bekliyor!”, “Halifesiz Müslüman olmaz!”, “Halife memleketten çıkarılamaz!”, “Şiarımız dindir!”, “Hükümet dinsizdir!”, “Şeriat isteriz!”, “Kadınlar çıplaktır!”, “Mekteplerde dinsizlik ilerliyor!” derken başkaldırısının amacını da gizler bölge halkından. Bölgedeki askeri gücün yetersizliği nedeniyle başkaldırı kısa sürede büyür. Başlangıçta Elâzığ ve bölgenin bir bölümü ele geçer. Kürt aşiretlerinin önemli bir bölümü başkaldırıya katılmadıkları için beklenen sonuç gerçekleşmez. Bölgeye asker gönderilir. Başkaldırı bastırılır. Yargılama süreci başlar. Olağanüstü durum yasası çıkarılır. Muhafazakâr Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılır. Bölgede olağanüstü durum 1929 yılına kadar yürürlüktedir. Şeyh Sait Başkaldırısı devrime karşı başlatılan bir karşıdevrim başkaldırısıdır. Demokratik Kürt siyasal girişiminin Şeyh Sait Başkaldırısı'nı sahiplenmesi laik cumhuriyeti ve toplumcu, birlik ve beraberlikten yana olan çevreyi suçlaması yanlıştır. Tarih bilincinden yoksunluktur. Bilgisizliktir. Şeyh Sait'i ve başkaldırının diğer paydaşlarını Kürt oldukları için sahiplenmekse ırkçılıktır. Kürt siyasal Girişimi'nin izlediği bu yol, bu sahiplenme halifeliği yeniden getirerek ülkede şeriata dayalı bir yönetimi gerçekleştirmek olamaz. Bu sahiplenmeyi nasıl yorumlayalım? Şeyh Sait Başkaldırısı; şeriattan ve hilafetten yana karşıdevrimci bir başkaldırıdır. Bu açıdan bakıldığında karşıt her yaklaşım ve değerlendirme şeriatçıdır, hilafetçidir, ırkçıdır. Şeriat da, hilafet de, ırkçılık da insana düşman olmakla eşittir. Biz; bu yurtta her renkten, her inançtan, her etnik kökenden yurdumuz insanıyla bir ağaç gibi tek ve özgür ve bir orman gibi yaşamaktan yanayız. Böyle biline!...