Bu yazıyı 1987 yılında Münih’ten sonra atandığım Frankfurt’taki Paul-Hindemith Okulunda Alman sınıflarındaki Türkçe Anadil derslerinin uyum bahanesiyle kaldırılmak istenmesine karşı yazdığım yazıdır.
Anadil, çocuğun önce annesinden, sonra ailesinden öğrendiği ilk benlik kazanımıdır.
Yaşama kendisini, anlamını bilmediği sesi ile tanıtır, sonra anneden duyduğu sevgi dolu dili taklit ederek konuşmayı, yani ’ni öğrenir.
Bu metotla önce Almanya’ya, sonra da kendilerine saygıları sevgileri gelişir.
Seçim malzemesi olarak şimdi çocukların alet edilmesi kısa vadede o aciz politikacılara belki birkaç ırkçı oyu getirebilir.
Ama uzun vadede böylesi aymazlıklar hem bu ucuz politikacılara hem de Almanya’ya zarar verir.
Asıl zararı birbirlerine yabancılaştırılan göçmen ve Alman çocukları görür.
O yaştaki sadece iyiyi, dostluğu ve barışı, farklılıklarıyla yarattıkları güzellikleri tanıyan geleceğimiz çocuklarımızın, güzelim dünyalarını yasaklarla dayatmalarla karartmaya kimsenin hakkı yoktur.
Bize düşen görev, anadilimize ve çocuklarımıza sahip çıkarak, ayrımcılığa karşı mücadele etmektir.
Çirkin politikacılar ve gerçekleri görmek istemeyenler artık Almanya’nın Çok Kültürlü bir Ülke olduğunu kabul ederlerse Almanya’ya da iyilik etmiş olurlar.
Çünkü burada yaşayanlar ve özellikle çocuklar bu ülkenin ayrılmaz mozaiğidirler.
Yıldız AKALIN
(* 1) 60 Milyon insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşında sonra altmışlı yıllarda Batı Avrupa’da işçi açığını daha çok bu Pazar kapma savaşına katılmayan Türkiye’den gelen işçilerle giderdi.
Başlarda, geçici olarak bekar erkeklerden oluşan işçiler, kalıcı konumuna geçirilince eşlerini ve çocuklarını da getirince çocukların eğitim sorunu ortaya çıktı.
Önce Türkiye’den gelen çocuklar haftada beş saat Almanca yanında bütün derslerin Türkçe
Olduğu sınıflar oluşturuldu.
Öğretmenler, daha önce işçi olarak gelmiş öğretmen kökenli, Türkiye’de vekil öğretmen olarak köy okullarında çalıştırılmış sanat okulu, orta okul eğitimi almış kişiler bu sınıflara öğretmen olarak atandılar.
Daha sonra ikili anlaşmalar gereğince Türkiye’den öğretmen gönderildi.
Bu Öğretmenler genellikle MHP kökenli Öğretmenlerden oluşuyordu.
Daha sonra beş yüz öğretmen gönderilmesi için Ankara-İstanbul-İzmir’de sınav yapıldı.
Sınavı kazanan Öğretmenler içinde TÖB-DER üyesi Öğretmenler yerine sınava girmeyenler gönderildi.(*1)
Ben bu otuz bin öğretmenin girdiği sınavı 3. Sırada Mülakat sonrası 28. Sırada olmama rağman iki yıl TÖB-DER üyesi olduğum için engellendim.
(Şube Müdürü Atıf Aşçı benim Sivas TÖB-DER üyesi olduğmu söylemişti.
Benim durumumda olan öğretmenler Ecevit döneminde iki yıl sonra gönderildim.
Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…