1947 yılı, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı başlatılan karşı devrimin miladıdır. Yalnızca çok partili sisteme geçiş değil; Cumhuriyet’in laik, halkçı ve çağdaş yapısına karşı topyekûn bir hesaplaşmanın ilk adımıdır bu. O yıl Türkiye, ABD güdümüne sokulmuş, Marshall yardımları karşılığında yönünü Batı’ya çevirmiş gibi görünse de özünde rotasını çağdaşlıktan saparak gericiliğe, teslimiyete ve halk düşmanlığına kırmıştır.