Kur’an’da geçen bazı ayetler, tarih boyunca en çok tartışılan başlıklardan olmuştur. Bunların başında da Nisâ Suresi’nin 34. ayeti gelir. Halk arasında bu ayet “kadın dövme ayeti” diye anılır. Oysa bu anlayış, ayetin gerçek anlamını gölgeleyen, hatta tersyüz eden bir algıdan doğan anlayıştır. Nisâ Suresi’nin 34. ayeti çoğu zaman tek taraflı yorumlandı. Kimileri bunu “kadını dövme ruhsatı” gibi algıladı, kimileri de tüm suçu erkeklere yükleyip meseleyi bir cinsiyet kavgasına dönüştürdü.Oysa bu ayetin sahnesini doğru kurmadan, bugüne bakan mesajını hakkıyla kavramadan ne toplumsal barış sağlanır ne de aile huzuru sağlanır.Unutmayalım: Bu ayet, orta çağ toplumuna inmiştir. O dönemde erkek, sınırsız bir şiddet hakkına sahipti, örf böyleydi; kadın çoğu zaman hakları elinden alınmış, sesini çıkaramayan bir varlıktı. Kur’an sözü edilen ayet ile önce kadının onurunu kurtardı. Onu erkek ile aynı masaya oturttu, muhatap yaptı. Bu, başlı başına bir devrimdi.Ama Kur’an sadece erkeği hizaya sokmadı. Kadına da sorumluluk yükledi. Çünkü aile, tek taraflı sorumlulukla ayakta duramaz. Ayetin üç aşamalı çözüm süreci (öğüt – yatak ayırma – mesafe koyma) aslında karşılıklı sorumluluğu hatırlatma mekanizmasıdır. Sorun büyürse, büyükse birlikte yaşamak mümkün olmayacaksa o zaman Allah bir sonraki ayeti (Nisâ 35) yani, hakemi, adaleti, hukuku devreye soktu. Olmuyorsa ayrılın…




Yorumlar
…Yorumlar yükleniyor…