Türkiye’de yolsuzluk, sistemli ve örgütlü olarak hem halkı hem de devleti soyuyor. Yolsuzluğu, devleti soymayı, kamu mallarını talan etmeyi, kaçakçılıktan kazanılan paralarla ülkemizin en varsılı olmayı, rüşvet almayı alışkanlık durumuna getirenler, sistemli bir biçimde toplumumuzu kemiriyor gizlisi saklısı olmadan.

Hükümetler değişiyor, yolsuzluk ve hırsızlık değişmiyor. Üstelik giderek de cüretkârlığı artarak sürüyor kamuyu soygunculuğu. Bu kişilerin herhangi bir siyasal görüşü yok! “Giden ağam, gelen paşam” bakış açısıyla hangi parti gelirse gelsin onun içinde yuvalanmaktalar. Siyasal partiler iktidarlarını yitiriyor, ancak onlar hep iktidardalar. Bu kişiler; mevsime göre renk, esen yele göre yön değiştirmekteler. Bunlar sülük gibi, yapıştıkları yerden kopmuyorlar iyice kan emip semiriyorlar orada. Semirdikçe iştahları daha çok artıyor. Ne yazık ki asalakların, toplum ve insan düşmanlarının en büyük destekçileri siyasetçiler… Küçük siyasal çıkarlar, hesaplar yüzünden bu sülüklerin devletin, toplumun kanını emmesine göz yumuyorlar. Demek oluyor ki toplumsal temizlik, önce siyasal partilerden başlamalı.