Ben en çok kendi içine çöken her şeyden korkarım. Çünkü içine çöken şey inkâr eder. “Bir şey yok” der. “Abartıyorsun” der. Oysa asıl yıkım tam da bu cümlelerle başlar. Gürültüsüz, tabelasız, sessiz sedasız… Kimse bağırmaz, kimse hesap sormaz. Her şey yerli yerindeymiş gibi görünür ama içeride bir şeyler çoktan ölmüştür.

Türkiye’de korku tam olarak böyle dolaşıyor ortalıkta. Kaotik bir düzenin içinde, düzensizlik düzen gibi sunuluyor. Kuralsızlık “pratiklik”, adaletsizlik “zorunluluk”, hukuksuzluk “beka” diye pazarlanıyor. Kimse neyin normal, neyin anormal olduğunu ayırt edemez hâle gelmiş durumda. İşte bu belirsizlik korkutuyor beni. Çünkü kaos, en çok iktidarın işine yarar. Kaos varsa sorgulama azalır, itiraz susar, herkes kendi derdine düşer.