Atatürk!
Seni her geçen gün daha iyi anlıyor ve yarattığın eserin büyüklüğünü her geçen gün daha iyi kanıksıyoruz. Seni anlamak hem çok zor, hem çok kolay:
Niçin?
Sen tut; ulusun emperyalizmin ahtapot gibi kolları arasında; ölümle yüz yüze kalmışken; onu örgütle, yedi düvele karşı ayaklandır; bir meclis, derken bir ordu kur ve dünyanın en kutsal savaşlarından birini vererek, onu özgürlüğüne kavuştur.Bunu yaparken de hiç elin yabancısına, şununa bununa el açma. Amerikalı deyip, Wilson şu bu; önünde diz çökme; General Harbord gelsin, adam senle görüştüğüne görüşeceğine pişman olsun ve çeksin gitsin. Elin İngilizi'ne yalvarma; senden gelecek iyilik şöyle dursun de; ve hiç kimseye boyun eğmeden; ulusuna; "Çözüm var… Ya Bağımsızlık, Ya Ölüm!" diyerek, esaret altında yaşamaktansa, bağımsızlık için ölmenin erdemini anlat. Ve onu buna inandır…Bu yaptıkların hangi ölçüye, hangi kitaba sığar ki!Ve seni anlamak çok kolay:Niçin?Hiç kimseye el avuç açmadan; yalnızca ulusuna güven.. Kurtuluşu onda gör. Okuma yazmanın yüzde beşlerde dolaştığı bir ulusun, temiz vicdanına güven; "Bu ulus ölecekse, benim ellerimde ölmelidir" de ve ondan aldığın güçle; bütün emperyast dünyaya kafa tut…Ateşe atılır gibi, emperyalist orduların üzerine atıl… Sakarya Savaşı'nda atından düştüğünde, kaburga kemiklerin kırıldı; "Yapma, etme; ciğerlerini delebilir kırıklar" dedikleri halde buna eyvallah dedin; ve koştun cephelere basit bir sargıyla… Ve Ulusu'nun o kan denizinde verdiği mücadelede en öndeydin..Yiğit adamdın.Çünkü ulusunun yiğitliğine inanıyordun.Ve şimdi; gene çözüm sende..Ve inan, bu ulus hala senin sesini vicdanında duyuyor. Ve sana çözüm nedir diye sorduğunda; şu sesi işitiyor:"Çözüm ulusun tertemiz vicdanında… Yalnız ve yalnız Ulus'ta çözüm. Korma, ona gerçekleri anlat.. Onun sağduyusu, gerçekleri görecektir…"Başka çare var mı ki?Evet, çözüm ulusta.Bu gerçeği senden öğrendik.Nur içinde yat!