Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'daki NATO zirvesinin insanlık tarihinin en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin, bu tarihi dönemeçte bir araya gelmesiyle NATO tarihinin en büyük zirvesi olacağını belirtti. Fidan, CNN Türk'te Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı. Zirvenin Türkiye'de düzenlenmesinin ve ABD Başkanı Trump'ın katılımının önemine değinen Fidan, ABD'nin küresel rolünü yeniden tanımladığını ve Avrupa'nın kendisini büyük bir tehdit altında hissettiğini söyledi. Çin'in durdurulamaz bir süper güç haline geldiğini belirten Fidan, teknoloji, yapay zeka ve sermaye gibi alanlardaki güç değişimlerine dikkat çekti. İnsanlık tarihinin en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin, bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya gelmesinin NATO tarihinin en büyük zirvesi olacağını ifade etti. Bu kadar büyük problemli alanın aynı anda kesiştiği başka bir dönemeç yaşanmadığını ve bir daha yaşanmamasını dilediğini söyledi.

Türkiye'nin bu olayların merkezinde olmasının ve bunu yönetmesinin kolay olmadığını vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun erimli liderliğini, uluslararası sorunları deneyimlemiş olmasını ve gerçekçi bir vizyona sahip olmasını takdir ettiğini belirtti. Bu tür liderlerin nadir bulunduğunu ve büyük güçlerin başında uzun süre kalarak mücadele vermenin önemini vurguladı. Türkiye'nin bu kadar kritik bir zamanda dünya barışı ve bölgesel güvenlik için üstlendiği rolü çok kıymetli bulduğunu ifade etti.

NATO ittifakındaki durum

Fidan, NATO'da ABD'nin bir grup, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ikinci grup ve diğerlerinin üçüncü grubu oluşturduğunu söyledi. Farklı coğrafyalarda farklı tehditleri gören ülkelerin bir araya gelerek farklı perspektifleri uyumlaştırma çabalarının önemli olduğunu belirtti. Ankara'nın NATO 3.0'ın tanımlandığı yer olacağını bildirdi. İkinci Dünya Savaşı'ndan 2026'ya kadar oluşturulan külfet paylaşım sisteminin değiştiğini ve Avrupa Güvenliği Sistemi'nin artık tek başına Amerika'nın zorladığı bir karar olmanın ötesinde, ülkelerin bağımlılığı azaltma ve kendi yükünü taşıma isteğiyle şekillendiğini söyledi. Yüzde 5 savunma harcamaları meselesinin önemine işaret ederek, tüm ülkelerin bunu kabul etmesinin fevkalade önemli olduğunu aktardı. Savunma Sanayi Forumu'nun ilk kez NATO'nun resmi programının bir parçası olmasının, zirvenin tarihi niteliğini pekiştirdiğini ve savunma sanayisinin genel savunma stratejilerindeki yerini gösterdiğini dile getirdi.

Yeni dönemde güvenlik

Fidan, bunun strateji ve mantık değişikliği açısından da önemli olduğunu ve zirvenin temel çıktılarından biri olduğunu belirtti. Yeni dönemde Türkiye için politik tartışmaların sürdüğünü ancak pratikteki değişimlerin geriden geldiğini söyledi. Savunma sanayisi alanında işbirliği ve rekabetin paralel götürülmesi gerektiğini, tehditlerin çeşitleneceğini ve buna uygun hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Güvenliğin başkasının eline bırakılmaması gerektiğini, işbirliği içerisinde savunma yükünün paylaşılması durumunda ise yetenek dağılımının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa ülkelerinin Amerika'nın yokluğunda bir savunma işbirliği düzeni geliştirirken kendi aralarında hassas konuların olabileceğini belirtti. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgesel güvenliği sağlama konusunda aktif rol oynama iradesinde sorun olmadığını bildirdi.

Avrupalıların siyaseti kurgulama ve stratejiye dönüştürmede farklı düşünceleri olduğunu, AB'nin giderek korumacılıkla hareket ettiğini gördüklerini aktardı. Avrupa'nın korumacılığının kısa vadede belli sektörleri koruyabileceğini ancak uzun vadede Çin'in üretim gücüyle rekabet etmede etkili olmayabileceğini söyledi. AB yetkililerine, Ankara ile ekonomik ortaklık halinde 500 milyon nüfusa sahip bir pazar oluşabileceğini belirtti. AB'nin ulus üstü, daha teknokrat ve realist bakabilen bir yapı olduğunu hatırlattı.

Transatlantik yapıdaki son durum

Fidan, transatlantik ilişkilerde ABD yönetimiyle Avrupa'daki aktörlerin kavga etmemesinin önemli olduğunu, ihtilaf potansiyelinin sürekli ortada olduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler nezdindeki güvenilirliğine ve akil adam olma durumuna dikkati çekti. Türkiye'nin sürekli barışı, istikrarı, işbirliğini ve yatıştırıcılığı teşvik eden bir aktör olmasının önemine vurgu yaptı. Müttefikler arasındaki sahici ve gerçekçi tartışmaların sağlıklı olduğunu, kimsenin kendi içindekini saklamaması gerektiğini söyledi. Kapılar kapandıktan sonra tartışmaların olabileceğini ancak çıktığında birlik mesajı verilmeye devam etmesi gerektiğini ve stratejilerinin bunun üzerine kurulu olduğunu belirtti.

Özgür Özel'in açıklamaları

Fidan, CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarına ilişkin, Özel'in siyasi açmazları olduğunu ve yardım istediğini söyledi. Devletlerin milli çıkarları üzerinden ilişki kurduğunu belirten Fidan, Özel'in Türkiye Cumhuriyeti devletiyle değil AK Parti ile ilişki kurulduğu iddiasının mantıksız olduğunu ifade etti. Bu konunun ciddiye alınacak bir durum olmadığını, kendi içinde siyasal bir feryat olduğunu belirtti. Özel'in her yere şikayet ettiğini ve ideolojik bir ironiye düştüğünü, zaman zaman anti-NATO söylemiyle övünen birinin şimdi NATO'yu kendisinin koruyabileceğini söylemeye getirdiğini aktardı. Stratejik seviyede bakıldığında devlet aktörlerinin bu tür söylemleri ciddiye almadığını, uluslararası ilişkilerin ve jeostratejinin başka türlü işlediğini sözlerine ekledi.

Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak
Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak
Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak
Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak
Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak
Fidan: NATO zirvesi tarihin en büyüğü olacak