ÇANAKKALE (AA) - BURAK AKAY - Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, tarımsal ve doğal ekosistemi bozarak biyoçeşitliliğe zarar veren orman yangınlarının önlenmesinde özellikle yol kenarları ve yerleşim yerlerine yakın noktalardaki kuru ot temizliğinin önemli olduğunu söyledi.

Türkeş, AA muhabirine, 2025 sonundan 2026 yaz dönemine kadar Türkiye'nin büyük bölümünde yağışların normallerin üstünde olduğunu belirterek, bu yıl hem tek yıllık hem de çok yıllık ot ve çalılarda inanılmaz bir biyokütle üretimi olduğunu, yaz mevsimine kuru otlarla girildiğini anlattı.

Türkeş, bu sene havaların biraz serin gittiğini dile getirerek, "15-20 Temmuz ile 15-20 Ağustos yüksek yangın mevsimidir. Yani hem çıkan yangın sayısı açısından hem de yanan alan açısından ve büyük yangınların çıktığı dönemdir." dedi.

Sıcak hava dalgaları geldiği zaman kuru otların yangın riskini artırdığına işaret eden Türkeş, "Son 15 gün içinde Türkiye'nin büyük bir bölümünde, Ege'de, Güneybatı Anadolu'da ve Akdeniz'in pek çok bölgesinde hatta Güney Marmara'da, Çanakkale yöresinde yangınlar çıktı." diye konuştu.

Türkeş, çok sıcak, kurak ve bu yılki gibi yanıcı madde yükünün de (kuru ot) çok yüksek olduğu dönemde kurutucu rüzgarların da etkisiyle küçük bir kıvılcımın büyük yangınlara dönüşebildiğine dikkati çekerek, "Dolayısıyla bizim bu dönemlerde yangına elverişli hava durumu tiplerinin olduğu dönemde, tüm kurum ve kuruluşların, ilgili bakanlıkların, yerel yönetimlerin, muhtarların, kolluk kuvvetlerinin, herkesin uyanık olması gerekiyor. İnsanları uyarmamız gerekiyor. Yoksa yangınları önleyemeyiz." ifadelerini kullandı.

- "Av yaylalarında kara avcılığının tümüyle yasaklanması gerekiyor"

Yangın riskini ortadan kaldırmak için ot temizliğinin yapılması gerektiğini belirten Türkeş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanlar bahçelerinden başlayarak anız yakıyorlar. Salça kaynatıyorlar, piknik yapıyorlar. Bütün bunlar aslında kuru madde yükünü oluşturan otla birlikte riski artırıyor. Ot, çalı ve organik madde yükü oluşturabilecek köy atıkları dahil tüm bunları temizlememiz gerekiyor. Yılın bu sıcak, kuru ve rüzgarlı döneminde en küçücük bir kıvılcım, bir ateş, çok masum bir bahçe ateşi bile büyük bir yangına dönüşebilir ve felaket olur. Milyonlarca canlı da bu büyük yangınlarda yaşamını yitiriyor ve telef oluyor. Orman yangınlarıyla hem tarımsal hem doğal ekosisteme, orman ekosistemlerine hem de biyoçeşitliliğe de aslında çok ciddi zarar veriyoruz. Bununla birlikte bütün avlaklarda, av yaylalarında kara avcılığının tümüyle yasaklanması gerekiyor."

Prof. Dr. Murat Türkeş, yangınların havanın yanı sıra su ve toprakta da ciddi kirlenmeye neden olduğunu söyledi.

Tarlalarda yakılan anızların topraktaki organizmaları öldürdüğünü, ayrıca sıçrayıp büyük orman yangınlarına neden olduğunu hatırlatan Türkeş, şunları kaydetti:

"Orman yangını, toprakta organik maddeyi azaltıyor ve toprak içerisindeki canlı yaşamını, oradaki küçük organik maddeleri mantarlardan tek hücrelilere, solucanlara kadar toprak biyoçeşitliliğini de azaltmış oluyor. Öte yandan orman yangını aynı zamanda bir biyokütle yangını olduğu için atmosfere hava kirleticileri dışında karbondioksit salınmasına yol açıyor. Bu aslında insan kaynaklı iklim değişikliğine neden olan en önemli sera gazı karbondioksit. Ormanlarla birlikte anız yangınları aynı zamanda havayı, suyu, toprağı kirletiyor, ekosisteme, biyoçeşitliliğe ve insan sağlığına zarar veriyor. İklim değişikliğini doğrudan artıran bir olumsuz etkisi olduğunu da söylemek gerekiyor."

Biyoçeşitliliğe zarar veren orman yangınlarının önlenmesinde kuru ot temizliği önemli
Biyoçeşitliliğe zarar veren orman yangınlarının önlenmesinde kuru ot temizliği önemli