Zonguldak'ta 16 yaşında lösemiyi yenen Ali Ağralı, tedavi gördüğü hastanenin çocuk onkoloji bölümünde 6 yıl çalıştı. Ağralı, şimdi Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) gönüllüsü olarak hastalara ve ailelerine destek olmaya devam ediyor.
Bacağındaki ağrı şikayetiyle Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen Ağralı'ya lösemi teşhisi konuldu. 16 yaşında başlayan tedavisi olumlu sonuç verdi ve ayakta tedavi gördü.
Sağlığına kavuştuktan sonra sağlık meslek lisesinden mezun oldu. Ağralı, klinik destek personeli olarak tedavi gördüğü BEUN Hastanesi Çocuk Onkoloji Bölümü'nde yaklaşık 6 yıl çalıştı. Burada aynı hastalıkla mücadele eden çocuklarla ve aileleriyle yakından ilgilendi.
Tedavi gördüğü koridorlarda bu kez sağlık görevlisi olarak çocuklara moral verdi. Hastanedeki görevinin ardından LÖSEV'de gönüllü olarak çalışmaya başladı. Ağralı, tedavi sürecinde kurduğu bağları koparmadan lösemi hastalarına ve ailelerine destek olmayı sürdürüyor.
"Bu işin en önemli noktası moral"
Ağralı, hastanede yattığı süreçte okulunu dondurmak zorunda kaldığını belirtti. Ancak her zaman iyileşebileceğini düşündüğünü söyledi.
Zorlu sürece rağmen her zaman olumlu düşünmeye çalıştığını ifade eden Ağralı, "Biraz ağrılarım vardı ama her zaman pozitif olarak yaklaştım. Kaldığım yere 'Deniz manzaralı otel odası olarak görüyorum.' dedim. Her zaman eğlenmeye, gülmeye devam ettim. Moralimi asla bozmadım. Aslında gayet de güzel geçti. Bu işin en önemli noktası moral." diye konuştu.
Ağralı, tedavi gördüğü bölümde görev yapmasının hastaları daha iyi anlamasını sağladığını vurguladı. "Onların canının sıkıldığını, ağrılarının, acılarının olduğunu, biraz eğlenmeye, gülmeye ihtiyaçlarının olduğunu çok iyi anlıyorum. O yüzden onları eğlendirebilmek, güldürebilmek, pozitif tutabilmek, moral verebilmek için elimden gelen her şeyi yaptım." ifadelerini kullandı.
Hastalık sürecinin aileler açısından da zor geçtiğine değinen Ağralı, uzun süre tedavi gören çocuklarla ve aileleriyle güçlü bir sevgi bağı kurulduğunu aktardı.
Ağralı, hastanede tedavi gördüğü dönemde LÖSEV'in kendisine maddi ve manevi destek sağladığını kaydetti. Düzenlenen etkinliklerin moral bulmasına katkı sunduğunu belirtti. Bu nedenle iyileştikten sonra kendisinin de hastalar için bir şeyler yapması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
"'Ben de gönüllü olmalıyım, çocuklarımız, yetişkin hastalarımız için moral olmalıyım, onlar için bir şey yapmalıyım, onlar için elimden geleni yapmalıyım.' dedim. Bu motivasyonla çalıştıkça her şey çok güzel gidiyor." diyen Ağralı, LÖSEV'deki herkesin lösemi hastası yakını olduğunu vurguladı. "Herkes birbirinin halinden anlıyor. Hepimiz bir aile gibiyiz. Bu yüzden buradaki yaptığım şeyin bana hiçbir zorluğu, külfeti yok. Burada yaptığım şeyden çok mutluyum ve Allah ömür verdikçe yapmaya devam edeceğim." şeklinde konuştu.
Ağralı, lösemi konusunda farkındalık oluşturmak için broşür dağıttıklarını aktardı. Yürüyüş ve bilinçlendirme etkinlikleri düzenlediklerini kaydetti. Ramazan ayında ihtiyaç sahibi ailelere gıda kolileri ulaştırdıklarını, yılın belirli dönemlerinde et dağıtımı yaptıklarını belirtti.
Hastaların yüzündeki gülümsemenin kendisi için büyük anlam taşıdığına dikkati çeken Ağralı, "Onların yüzündeki gülümseme benim bu hayattaki yaşam enerjim. Bir onkoloji, lösemi hastası çocuğun yüzündeki gülümseme kadar değerli bir şey yok. Onlar için elimden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğim. İnşallah hepsi iyileşir diyorum." ifadelerini kullandı.
"Bizim için Ali'nin anlamı 'umut' diyebilirim"
Lösemi tedavisini tamamlayan 5 yaşındaki Ömer Faruk Kezgin'in annesi Tülay Oruç Kezgin, Ağralı ile BEUN Çocuk Onkoloji Bölümü'nde tanıştıklarını söyledi. Kezgin, hastaneye yatırıldıkları süreçte Ağralı'nın kendilerine her fırsatta destek olmaya çalıştığını belirtti.
Ağralı'nın hastalıkla daha önce mücadele ettiğini öğrendiklerinde ona farklı gözle baktıklarını dile getiren Kezgin, şunları kaydetti:
"Daha samimi, daha içten bulduk. Süreçte bize destek oldu. Elinden geldiği şekilde yardımcı oldu, mutlu etti çocuklarımızı. Biz de Ali'yi çok sevdik. Hem güç hem umut oldu. Zorlu bir süreç, sonunu göremiyorsunuz, ne olacağını bilemiyorsunuz. Soru işaretleriyle dolu bir süreç. Ali'yi gördükçe biz mutlu olduk. Demek ki umut var. Demek ki bu süreç geçiyor ve sonunda iyileşme var. İyileşme olmuş ki Ali de iyileşmiş, sonra orada göreve başlamış, oradaki insanlara umut olmuş. Ali bize hem güç hem umut hem destek oldu, yanımızda oldu, mutlu olduk."
Kezgin, Ağralı ile hastanede başlayan dostluklarının tedavi sürecinin sonrasında da devam ettiğini belirtti. LÖSEV çatısı altında daha büyük bir aile olduklarını ifade etti.
Aile, eş ve arkadaşlardan alınan desteğin önemli olduğunu vurgulayan Kezgin, aynı hastalıkla mücadele etmiş bir kişinin verdiği desteğin kendileri için farklı anlam taşıdığını kaydetti. Sözlerini şöyle tamamladı:
"Ali, bu olayı yaşamış, başına gelmiş, savaşmış ve savaşını kazanmış biri olarak bize çok büyük destek oldu, umut oldu. Yani Ali'den güç, ilham aldık diyebilirim ve ben hep 'Ali de hastalığı yenerek güçlü bir şekilde hayatına devam ediyor, mutlu bir ailesi oldu.' dedim. Biz eşimle hep aramızda şu konuşmayı geçiriyorduk; bizim çocuğumuz da büyüyecek Ali gibi olacak, belki işi, eşi olacak, mutlu olacak. Yani Ali bize hep umut oldu. Bizim için Ali'nin anlamı 'umut' diyebilirim."








Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!