İstanbul'un gündelik hayatından çekilen binek taşları, Osmanlı döneminde kentin ulaşım kültüründe önemli bir yer tuttu. Bu işlevsel mimari unsurlar, genellikle atların eyerlerindeki üzengilerle aynı yüksekliğe yerleştirilirdi. Padişahlar, hanedan mensupları ve devlet erkanının kullandığı güzergahlardan eşrafa ait konutların önüne kadar farklı noktalarda kent yaşamının parçası haline geldi.

Atın prestij, güç ve statü simgesi olduğu Osmanlı'da binek taşları yaygınlaştı. İstanbul'daki örnekler, özellikle devlet erkanı ve hanedan mensuplarının kullandığı güzergahlarda konumlandı.

Aya İrini, Babüsselam, Eyüp Sultan Camisi, Cülus Yolu, Fatih Camisi, Süleymaniye Camisi Türbeler Kapısı, Pertevniyal Valide Sultan Camisi girişi, Sultan 1. Abdülhamid Türbesi, Şehzade Mehmed Camisi Hünkar Mahfili ve Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki taşlar, kentte günümüze ulaşan başlıca örneklerdir.

Bazıları basamaklı, bazıları yekpare taş veya sütun parçası biçimindeki bu küçük mimari unsurlar, tramvay ve tren gibi yeni ulaşım araçlarının yaygınlaşmasıyla işlevini yitirdi.

Çeşitli tahribatlarla sayıları azalan binek taşları, İstanbul'un kalabalığı içinde çoğu zaman fark edilmiyor. Ancak Osmanlı'nın kent yaşamının gündelik ihtiyaçlar için ürettiği pratik çözümlerin izlerini taşımayı sürdürüyorlar.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Kubilay Arpacı, bu taşların insanların binek hayvanlarına veya at arabalarına kolayca binebilmesini sağlayan işlevsel bir mimari öge olduğunu belirtti.

Arpacı, binek taşlarının genellikle atların eyerlerindeki üzengilerle aynı seviyede yapıldığını kaydetti. Böylece ata binme ve attan inmenin daha pratik hale getirildiğini anlattı.

Arpacı, Osmanlı döneminde atlara verilen değer ile kent içi ulaşım ihtiyacının binek taşlarını ön plana çıkardığını kaydetti. Atların iktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olduğunu vurgulayan Arpacı, şunları söyledi: "Osmanlı toplumunda atlara verilen değerle birlikte kent içindeki ulaşım ağına fonksiyonel bir çözüm getirilmiştir. Padişahlar, hanedan mensupları ve devlet ricali için atlar önem arz eden hayvanlardır. İktidarın, prestijin ve otoritenin simgesi olmuştur. Öyle ki Sultan 2. Osman ya da bir başka ifadeyle Genç Osman, ölen atı 'Sisli Kır' için Üsküdar'da mezar taşı dahi yaptırmıştır. Payitaht İstanbul'da binek taşları genellikle devlet erkanının geçtiği güzergahlar üzerinde yapılmıştır. Bunun temel nedeni devlet erkanının ulaşımını kolay sağlamasıdır."

Arpacı, Eyüp Cülus Yolu, Eyüp Sultan Camisi, Babüsselam, Fatih ve Süleymaniye Camisi Türbeler Kapısı ile Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki binek taşlarının kentte öne çıkan örnekler olduğunu belirtti. Cülus Yolu'ndaki taş gibi birçok örneğin basamaklı yapıldığını ve bunun binmeyi kolaylaştırdığını ifade etti.

Arpacı, binek taşlarının sadece basamaklı formda inşa edilmediğine dikkat çekti. Anadolu'daki örneklerde sütun parçalarının veya yerden yükseltilmiş taşların da aynı amaçla kullanıldığını vurguladı.

Arpacı, taşların belirgin ve standart bir formunun bulunmadığını aktardı. Ancak devlet erkanına hizmet eden Cülus Yolu gibi güzergahlardaki örneklerin daha sistematik biçimde inşa edildiğini kaydetti. Bu taşların sadece İstanbul'a özgü olmadığını, Eskişehir ve İzmir gibi Anadolu kentlerinde de örneklerine rastlandığını belirtti.

Arpacı, "Bu taşlar çoğunlukla yöre eşrafının evlerinin önündedir. Atların aynı zamanda prestij kaynağı olması nedeniyle bunlar yöre eşrafının zenginlik göstergesidir." dedi.

Arpacı, binek taşlarının dekoratif bir mimari unsur olarak nitelendirilse de işlevsel yönünün ön planda olduğunu vurguladı. Hanım ve valide sultanların yanı sıra paşalar, sadrazamlar ve padişahların bu taşları atlarına veya at arabalarına binmek amacıyla kullandıklarına işaret etti.

Arpacı, bu örneklerin Osmanlı kent mimarisinde gündelik hayatı kolaylaştırmaya yönelik sistematik yaklaşımın bir parçası olduğunu belirtti. Cülus Yolu'ndaki binek taşının da padişahların cülus törenlerinde kullanılan güzergah üzerinde yer aldığını anlattı.

Modernleşmeyle birlikte binek taşlarının gündelik yaşamdaki işlevini kaybettiğine dikkat çeken Arpacı, günümüze oldukça az sayıda örneğin ulaşabildiğini vurguladı.

Arpacı, tren ve tramvay gibi ulaşım araçlarının yaygınlaşmasının binek taşlarının kullanım dışı kalmasında etkili olduğunu belirtti. Şunları kaydetti: "Günümüze oldukça az sayıda binek taşı ulaşmıştır. Bunun nedeni yavaş yavaş modernleşen kent çerçevesinde işlevselliğini kaybetmesi, tahribat ve çeşitli nedenlerle yok olmasıdır. Binek taşları Osmanlı mimarisinin fonksiyonel yapısının ve detay canlılığının bir yansımasıdır. Osmanlı kent dokusunun dekoratif bir mimari unsurudur."

Arpacı, bazı binek taşlarının bugün kent içinde fark edilmesinin dahi güçleştiğini dile getirdi.

Eyüp Sultan Camisi ile Üsküdar Kara Davud Paşa Camisi önündeki örneklerin belirgin formları nedeniyle daha kolay görülebildiğini kaydeden Arpacı, Babüsselam ve Fatih Camisi Türbeler Kapısı'ndaki taşların ise mimari yapıyla bütünleştiği için gözden kaçabildiğini sözlerine ekledi.

Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi
Dr. Kubilay Arpacı: İstanbul'un binek taşları Osmanlı mimarisi