Berlin'de gerçekleşen buluşmada, kültür ve sanat başta olmak üzere çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapan Bavul Kültür ve Sanat Cafe'de, kentin en güncel ve can alıcı sorunları ele alındı.
Die Linke'nin Berlin Belediye Başkan adayı Elif Eralp'in katıldığı etkinlikte konut ve kira krizinden göç ve ırkçılığa, AfD'nin yükselişinden olası koalisyon seçeneklerine dek gündemin öne çıkan başlıkları konuşuldu.
Die Linke'nin Berlin Eyalet Meclisi adaylarından Anna Eiling ve Leo Diederich'in de yer aldığı toplantının moderatörlüğünü Mitte İlçe Meclisi adayı Kardiye Karcı yaptı. Konuşmacıların kısaca kendilerini tanıtmasının ardından söz dinleyicilere verildi. Sorulara geçmeden önce Elif Eralp'in siyasi geçmişine kısaca değinmekte yarar var.

Elif Eralp kimdir?
1981 yılında Münih'te doğan Eralp'in ailesi, 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye'den Almanya'ya göç etmek zorunda kaldı. Hukuk eğitimi alan Eralp, 2010 yılında Berlin'e yerleşti. 2021 yılından bu yana Berlin Eyalet Meclisi'nde milletvekili olarak görev yapan Eralp, 2026 Berlin seçimlerinde Die Linke'nin liste başı adayı ve yönetici Belediye Başkanlığı adayı olarak yarışıyor.

Berlin'in kanayan yarası: Konut ve kira sorunu
Buluşmada yöneltilen ilk sorulardan biri Berlin'in adeta kanayan yarası olarak ifade edilen konut ve kira sorununa ilişkin oldu. Kiraların yüksekliği, ev bulmakta yaşanan zorluklar, sayıları her geçen gün artan evsizler ve uygun fiyatlı konut sıkıntısı karşısında nasıl bir çözüm üretileceği soruldu.
Eralp, konut sorunun yalnızca sosyal bir mesele olmadığını, aynı zamanda Berlin'in ekonomik geleceğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konutların ve arsaların spekülasyon aracı haline gelmesine karşı olduklarını belirten Eralp, 3 bin ve üzerinde konuta sahip büyük gayrimenkul şirketlerinin kamulaştırılmasını savunduklarını açıkladı. Bunun bütün şirketleri kamulaştırmak anlamına gelmediğini vurgulayan Eralp, hedefin özellikle konut piyasasında spekülasyon yapan büyük şirket grupları olduğunu söyledi.
Kamu hizmetlerinin toplumun temel ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini belirten Eralp, bunların kâr elde etme aracına dönüştürülmemesi gerektiğini dile getirdi. GASAG'ın (Berlin'in doğalgaz ve enerji şirketi) yeniden kamu mülkiyetine alınmasını savunan Eralp, uygun fiyatlı konutun aynı zamanda Berlin'in ekonomik gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Eralp, kira meselesinin yalnızca konutlarla sınırlı olmadığını belirterek, işyerleri için ödenen kiralara da bir üst sınır getirilmesini istediklerini söyledi. Bunun federal hükümetin yetki alanında olduğunu belirten Eralp, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da siyasi baskı oluşturacaklarını ifade etti.
Eralp, Berlin'in ekonomik bir merkez olarak güçlü kalabilmesi için küçük ve orta ölçekli işletmelerin, yeni girişimlerin ve sanayi sektörünün desteklenmesi gerektiğini söyledi. Silah sanayisi dışında sanayi politikasını güçlendirmek istediklerini belirten Eralp, yükseköğretim, kültür ve bilim alanlarına yapılan kesintilerin ise Berlin'in ekonomik gücünü olumsuz etkilediğini savundu.

Göçmen karşıtlığı ve AfD'nin yükselişi
Söyleşide Berlin'de giderek daha görünür hale gelen göçmen karşıtlığı ve ırkçılık da gündeme geldi. Eralp'e, toplumda göçmenlere yönelik dışlayıcı söylemlerin artışı ve AfD'nin yükselişi konusundaki görüşleri soruldu. Eralp, göçmen karşıtlığının yeni bir olgu olmadığını, uzun bir süredir farklı alanlarda yaşandığını, buna yer yer kendilerinin de maruz kaldığını, ancak son dönemde daha görünür hale geldiğini söyledi. Başta Başbakan Merz olmak üzere siyasi çevreler tarafından göçmenleri kentin "görüntüsünü bozan" bir unsur olarak gösterilmesini eleştiren Eralp, bu tür ifadelerin göçmen karşıtlığını ve ırkçılığı beslediğini söyledi. Eralp, hem göçmen karşıtlığına ve ırkçılığa hem de AfD'ye karşı mücadelenin hep birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bu mücadelenin yalnızca seçim dönemlerine bırakılmaması gerektiğini belirten Eralp, ayrımcılığa ve göçmen karşıtlığına maruz kalan insanların yaşadıklarını dile getirmesinin ve bunların üzerine gitmesinin çok önemli olduğunu söyledi. İnsanların çeşitli nedenlerle çekinerek ya da sessiz kalarak bu tür olayları görmezden gelmesinin doğru olmadığını belirten Eralp, insanların internet üzerinden tartışmalara katılarak, komşularıyla konuşarak, ırkçılık veya nefret karşıtı girişimlerde yer alarak katkı sunabileceğini ifade etti. Die Linke olarak bu mücadeleyi sürdürdüklerini belirten Eralp, isteyen herkesi parti çalışmalarına katılmaya çağırdı.

Zorunlu askerlik ve silahlanma
Söyleşide bunun yanı sıra, Almanya'da yeniden gündeme gelen zorunlu askerlik ve artan silahlanma politikaları da ele alındı. Eralp'e, zorunlu askerlik konusundaki görüşleri ile Almanya'nın silahlanma ve Ukrayna Rusya savaşındaki tutumu soruldu. Eralp, zorunluğu askerliğe karşı toplumda, özellikle de öğrenciler arasında ciddi bir tepki bulunduğunu belirterek, kendilerinin de zorunlu askerliğe kesinlikle karşı olduklarını söyledi. Okullarda gençleri askerlik hizmetine özendiren etkinlikler düzenlenmesini eleştiren Eralp, eğitim kurumlarının askeri amaçlarla kullanılmasına karşı olduklarını ifade etti. Silahlanmaya ve savaşa yönelik yatırımların artırılmasına da karşı çıkan Eralp, Ukrayna-Rusya savaşında Almanya'nın taraf olmaması ve barıştan yana bir tutum izlemesi gerektiğini savundu. Savaş ve çatışmalara yalnızca Ukrayna'da değil, dünyanın farklı bölgelerinde de karşı olduklarını belirtti.
Toplantıda seçim sonrası olası koalisyon seçenekleri de gündeme geldi. Die Linke'nin tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşması zor göründüğü bu tabloda, en doğru koalisyon seçeneğinin ne olacağı soruldu. Eralp, Die Linke'nin öncelikle tercihinin yeşiller ile birlikte hükümet kurmak olduğunu, ancak mevcut tablo ve anketlere göre bunun tek başına yeterli olamayacağını söyledi. Bu durumda SPD ve Yeşiller ile üçlü bir koalisyonun gündeme geleceğine belirten Eralp, böyle bir hükümette ciddi görüş ayrılıkları yaşanacağını da ifade etti. Eralp, özellikle kamulaştırma konusunda SPD ile aynı görüşte olmadıklarını, İçişleri Bakanlığı'nın politikalarını ve gösteriler sırasında uygulanan sert ve baskıcı yöntemleri ise ciddi biçimde eleştirdiklerini söyledi. Buna rağmen Berlin'i yeniden CDU yönetimine bırakmanın kendileri açısından daha kötü bir seçenek olacağını belirten Eralp, seçimlerde mümkün olduğunca güçlü bir sonuç almak ve kendi politikalarını koalisyon sözleşmesine yansıtmak için mücadele edeceklerini ifade etti.
Buluşmanın son bölümünde bir soru üzerine İsrail-Filistin meselesi de gündeme geldi. Eralp, Gazza'de yaşananların insan hakları örgütlerinin değerlendirmeleri doğrultusunda soykırım olarak nitelendirdiklerini belirterek, İsrail hükümetinden sorumlu kişilerin uluslararası mahkemeler önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Almanya'nın İsrail'e yönelik silah sevkiyatlarına karşı olduklarını ve AB ile İsrail arasında yapılan Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması için mücadele ettiklerini ifade eden Eralp, Berlin'de bu konuda somut adımlar bulunduğunu dile getirdi.
Eralp, Berlin gibi farklı kesimlerin bir arada yaşadığı bir kentte toplumdaki yaraların iyileştirilmesi, her türlü dışlama ve ayrımcılığa karşı durulması ve daha adil bir birlikte yaşamın savunulması gerektiğini söyledi. Konuşmasının sonunda katılımcılara, destek veren herkese ve Bavul'a teşekkür eden Eralp, tavsiye ve taleplerin kendilerine iletilmesini isterken, isteyen herkesi çalışmalara katılmaya davet etti...
Haber ve Fotoğraflar: Engin Kaban






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!