Deniz, kum, güneş ve her şey dahil pek çok tatilciye artık yetmiyor. Özellikle genç gezginler bir konaklama boyunca farklı deneyimleri bir araya getirmek istiyor. Gastronomi ve kültür kadar spor, sağlık, eğlence ya da yöresel ürünlerle tanışma da bu beklentinin parçası. Türk turizm sektörü için bu eğilim, ürünlerin tasarımını ve pazarlanmasını giderek değiştiriyor.
Aynı zamanda seyahat planlaması dijital alana kayıyor. Sosyal medyadaki videolar ve paylaşımlar bir destinasyon için ilk kıvılcımı yakabiliyor, yapay zekâ uygulamaları ise sonraki araştırmayı kolaylaştırıyor. Nihai kararda ise kişisel deneyimler ve diğer gezginlerin tavsiyeleri ağırlığını korumaya devam ediyor.
Dijitalleşme turizm pazarlamasını değiştiriyor
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, sosyal medyayı artık turizm pazarlamasının vazgeçilmez aracı olarak niteliyor. Yapay zekâ sayesinde bilgiye erişimin kolaylaştığını, bununla birlikte dijitalleşmenin özellikle pazarlamada belirgin biçimde önem kazandığını belirtiyor.
Kavaloğlu buna paralel olarak deneyim turizminin de belirgin biçimde öne çıktığını gözlemliyor. "Dijitalleşmenin yanı sıra yeni kuşaklarla birlikte deneyim turizmi artık çok güçlü biçimde ön plana çıktı" diyor.
Türkiye'nin deniz, kum ve güneş üzerinden yapılan klasik pazarlamasına pandemi döneminde güvenlik faktörü eklenmişti. Şimdi buna sürdürülebilirlik de katılıyor. Böylece beş "S" üzerine kurulu bir pazarlama stratejisi ortaya çıkıyor: Sea, Sand, Sun, Safety ve Sustainability.
Kavaloğlu aynı zamanda sürdürülebilirliğin içi boş bir slogana dönüşmemesi konusunda uyarıyor. Kavramın artık o kadar sık kullanıldığını, kısmen anlamını yitirdiğini söylüyor. Turizmin ise sürdürülebilirlik önlemlerini en tutarlı biçimde uygulayan sektörlerden biri olduğunu vurguluyor. COP31'i, bu tür projeleri uluslararası düzeyde daha görünür kılmak için bir fırsat olarak değerlendiriyor.
Dünyanın dört bir yanındaki eğilimler Antalya'ya anında ulaşıyor
Turistik beklentilerin ne kadar hızlı değiştiği otel işletmeciliğinde de görülüyor. IC Hotels Green Palace ve Villas İşletme Müdürü İsmail Çağlar, sektörün küresel niteliğine dikkat çekiyor. Gastronominin yanı sıra eğlencenin, oda donanımının ve personel yapısının da misafirlerin kararını etkilediğini söylüyor.
Sosyal medya bu gelişmeyi belirgin biçimde hızlandırıyor. Dünyanın öbür ucunda doğan eğilimler, Türk otelciler tarafından neredeyse eş zamanlı olarak izlenebiliyor.
"Japonya'daki bir tatilcinin paylaşımlarını ve yeni trendleri burada anında görebiliyoruz. Buna göre kendimizi ayarlamaya ve ürünlerimizi değiştirmeye çalışıyoruz" diyor Çağlar. Ona göre turizm bu yönüyle modaya benziyor: ürünlerin yıldan yıla gelişmesi ve değişmesi gerekiyor. Bu nedenle tanınmış bloggerların paylaşımları da sistemli biçimde takip ediliyor.
Misafirler tatil deneyiminin bir parçası oluyor
Değişim yalnızca dijital pazarlamayla sınırlı değil. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği Başkan Yardımcısı Ercan Çek, klasik deniz tatilinin gastronomi, kültür ve sporla giderek daha fazla iç içe geçtiğini görüyor.
Oteller buna örneğin suşi atölyeleri, spor etkinlikleri ve eğlence programlarıyla karşılık veriyor. Burada belirleyici olan, tatilcilerin yalnızca izleyici kalmayıp sürece etkin biçimde dahil edilmesi.
"Turist aynı anda kültürü, sporu, yöresel ürünleri ve gastronomiyi deneyimleme imkânı buluyor" diyor Çek. Beklentilerin değişme hızının sektörü kalıcı bir uyum çabasıyla karşı karşıya bıraktığını belirtiyor: "Turizmde her şey çok hızlı değişiyor. Artık her misafir için bir uzman var."
Böylece klasik Türk resort oteli de dönüşüyor. Plaj ve havuz tatilin önemli bileşenleri olmayı sürdürüyor, ancak giderek gezginlerin rezervasyondan önce sosyal medyada keşfettiği ve sonra yerinde yaşamak istediği daha geniş bir deneyim yelpazesinin başlangıç noktasına dönüşüyor.
Görsel: © Yapay zekâ ile üretilmiş illüstrasyon






Yorumlar
0 yorumBu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!